Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

Sigortalılık başlangıç tarihi, kişinin uzun vadeli sigorta kolları kapsamına alınmasını sağlayan ve ilk kez çalışmaya başladığı tarih olarak tanımlanır. Bu tarih, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında yer alan işe giriş bildirgesine dayanır. Mesela, askerlik borçlanması ya da yurt dışında geçirilen sürelerin borçlanılması gibi durumlarda başlangıç tarihi geriye götürülebilir. Lakin bu gibi özel durumlar bu çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur. İlk kez çalışmaya başlanan tarih, sosyal güvenlik haklarının belirlenmesinde ve emeklilik yaşının saptanmasında kritik bir rol oynar.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası, sosyal güvenlik haklarının belirlenmesinde kritik rol oynayan yargılamadır. Bu dava, kişinin sigortalı sayılmaya başladığı ilk günün kanuni esaslara göre düzeltilmesi ya da resmen onaylanması amacıyla açılmaktadır. Özellikle emeklilik, malullük yahut ölüm aylığı gibi hakların hesaplanmasında sigortalılık süresindeki eksiklikler ya da hatalar söz konusu olduğunda başvurulur. Sürecin temel hedefi, sigortalının gerçek çalışma başlangıcını belgeleyerek sosyal güvenlik primlerinin doğru şekilde değerlendirilmesini sağlamaktır.
Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine doğrudan açılabilir ve önceden idari başvuru koşulu aranmamaktadır. Süre sınırlaması olmaması, geçmişe dönük hak taleplerini kolaylaştırır. İş sözleşmeleri, bordro kayıtları, vergi belgeleri ya da tanık ifadeleri gibi her türlü delil sunulabilir. Kamu düzenini doğrudan ilgilendirmesi nedeniyle, mahkemeler re’sen araştırma yetkisini kullanarak gerçek başlangıç tarihini tespit eder.
Sigortalılık başlangıcının tespiti davası, işe giriş bildirgesi Kuruma ulaşmasına rağmen sigortalının çalışmasının eksik bildirilmesi durumunda açılır. Bu dava genelde bir günlük hizmet tespiti davası olarak anılır ve hizmet tespiti davalarının bir alt türü kabul edilir. İlk kez çalışılan tarih doğru bir şekilde kayıt altına alınarak sigortalının hakları korunur. 506 ve 5510 sayılı kanunlarda belirtilen düzenlemeler, tespitin hukuki dayanağını oluşturur ve hizmetleri bildirilmeyen sigortalılara dava açma hakkı tanır.
Uzun vadeli sigorta kolları için sigortalılık süresi önemli bir kıstastır. Fakat kısa vadeli sigorta kollarında bu süre dikkate alınmaz.
Mesela, sigortalı ilk iş gününde kaza geçirip meslekte en az %10 oranında kayıp yaşarsa, sigortalılık süresine bakılmadan kendisine ya da ölüm halinde hak sahiplerine gelir bağlanır. Kişi, sigortalılık başlangıcını netleştirmek için dava açtığında işe giriş bildirgesindeki tarihi temel almayı amaçlar. Mahkeme kararı sonrası, başlangıç tarihi kesinleşir ve bu tarih sosyal güvenlik haklarının temelini oluşturmaktadır.

Hukuki yarar, davacının mahkemeden yasal koruma talep etmesi için dava açmasında güncel bir çıkarının bulunmasıdır ve bu çıkar, karar verilene kadar devam etmelidir. Sigorta başlangıcı tespiti davalarında, 6100 sayılı Kanun gereği hukuki yararın varlığı koşuludur. Kanunda belirtilen istisnalar dışında, davayı açanın bu süreçte hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Yargıtay’a göre bu davalarda Kuruma başvuru zorunluluğu bir dava şartıdır. Son olarak, sigorta başlangıcı tespiti davalarında arabuluculuk zorunluluğu uygulanmaz.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasının şartlarını şu şekilde özetleyebiliriz;

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası, kişinin sigortalılık başlangıcını belirlemek ya da düzeltmek amacıyla görülen bir yargı sürecidir. Bu davanın temel şartı işe giriş bildirgesinin varlığı ya da en az bir günlük çalışma iddiasıdır. Dava öncesinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yapılması ve bu başvurunun açıkça yahut 60 gün içinde yanıt verilmemesi suretiyle zımnen reddedilmesi gerekir.
Davacı, adına işe giriş bildirgesi düzenlenen ya da çalışma eyleminde bulunduğunu ileri süren kişi olurken; davalı taraf ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’dır. Çalışmanın ispatı için işyeri belgeleri, müfettiş raporları, ücret bordroları ve tanık ifadeleri gibi her türlü delil kullanılabilmektedir.
Dava kamu düzenine ilişkin olduğu için mahkeme re ’sen araştırma yetkisine sahiptir. Gerektiğinde komşu işyeri çalışanlarının beyanlarına başvurabilir. Sigortalılık başlangıcının tespiti davaları, hizmet tespit davalarındaki gibi 5 senelik hak düşürücü süreye tabi değildir. Görevli mahkeme İş Mahkemeleridir ve dava İş Hukuku kapsamındadır.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası açısında mevzuatta açık bir düzenlenme bulunmamakla beraber Yargıtay tarafından bu davalar, hizmet tespiti davalarıyla benzer bulunsa da Kurum’a başvuru şartını aramaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, başvurunun tamamlanabilir dava şartı olduğunu ifade ederek, eksik başvuru varsa süre verilmesini, aksi durumda usulden red kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kararlar hukuk güvenliği açısından rehber niteliğindedir.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasında talep konusu, ilk işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına geçmiş olmasına rağmen hizmet bildiriminin bulunmaması nedeniyle bildirgenin üzerindeki tarihin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi istemini içermesi nedeniyle bu davalarda Kurum kayıtlarına geçmiş bir işe giriş bildirgesinin varlığı şarttır. Eğer davacı adına düzenlenen işe giriş bildirgesi bulunmadığı halde böyle bir dava açarsa bu dava tamamen hizmet tespiti davası olarak kabul edilmeli ve bu kapsamda değerlendirilerek karar verilmelidir.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasında davacı, adına işe giriş bildirgesi düzenlenmiş ve bir gün dahi çalıştığını iddia eden kişidir. Sigortalının vefat etmesi halinde, hak sahipleri dava açma yetkisine sahiptir.
Mevzuatta bu konu açıkça düzenlenmemiş olsa da ölüm aylığı gibi haklar geride kalanları ilgilendirdiğinden, hak sahiplerinin sigortalının yerine dava açabileceği kabul edilmektedir.
Aynı zamanda, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasında Sosyal Güvenlik Kurumu davalı olarak yer almakta, Yargıtay’ın da bu davalarda Kurumun davalı olması gerektiği yönünde uygulaması devam etmektedir.
Yargıtay 10. HD., 2017/3905 E., 2017/6978 K., 18.10.2017 : “…Eldeki dava, kanun koyucunun gerçekleştirdiği düzenlemede öngörülen 506 sayılı Kanunun 79/10 maddesine dayalı hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık tespiti niteliğinde olmayıp, davalı işveren yanında ilk çalıştığı sigortalı tarihinin tespiti niteliğinde olduğundan ve bu tür uyuşmazlıklarda işverenin taraf olarak yer almasının zorunluluğu da bulunmadığı için, 5521 sayılı Kanunun 7/4 maddesi kapsamı dışında kalan dava yönünden anılan değişikliğin uygulama olanağı bulunmamakta ve Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf sıfatı feri müdahil değil davalı olmalıdır…” şeklindeki değerlendirme ve tespitlerle Kurumun bu davada davalı olarak yer alacağını kabul etmiştir
Sigortalılık başlangıcının tespiti davasında görevli mahkeme İş Mahkemesi’dir. İş Mahkemesinin olmadığı yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi, İş Mahkemesi yerine görevli mahkeme olarak kabul edilmektedir.
Yetkili mahkeme olarak da sigortalının hizmet verdiği yer, ikametgahı ya da emeklilik başvuru yerindeki İş Mahkemesi tercih edilebilir.
Sigortalılık başlangıcının tespiti davası, kamu düzenine ilişkin bir dava türüdür. Bu nedenle mahkeme, re ‘sen araştırma ilkesi çerçevesinde hareket eder. Tarafların yalnızca sundukları belgelerle yetinilmez; fiili çalışma olgusu ayrıntılı şekilde araştırılır. Yani yalnızca görünen belgeler değil, gerçekte bir çalışmanın bulunup bulunmadığı belirlenmeye çalışılır. Mahkeme, çalışmanın varlığını ortaya koymak için geniş kapsamlı bir inceleme yürütür.
Bu tür davalarda ispat için kullanılabilecek başlıca deliller; ücret bordroları, tanık beyanları, müfettiş raporları, SGK kayıtları, puantaj cetvelleri, işyeri kamera kayıtları ve diğer çalışanların ifadeleri olabilir. Özellikle çalışmaya dair tanık beyanları, fiili durumu aydınlatma konusunda önemlidir. Dava sırasında yalnızca işe giriş bildirgesi sunulması yeterli sayılmaz; bu belgenin destekleyici başka delillerle birlikte sunulması gereklidir. Hâkim, mevcut delillerin ışığında sigortalılığın hangi tarihte başladığını belirler ve hüküm verir. Dolayısıyla bu tür davalarda detaylı, somut ve güçlü delillerle desteklenen bir ispat süreci büyük önem taşır.
Başlıca delilleri şu şekilde sıralamak mümkündür;
Sigortalılık başlangıcının tespiti davalarında tanık ifadeleri tek başına yeterli sayılacağını söyleyemeyiz. Yargıtay içtihatlarına göre, bu ifadelerin güvenilir ve somut kanıtlarla desteklenmesi şarttır. Tanıkların SGK’ye kayıtlı, aynı işyerinde ya da yakın işyerlerinde çalışan kişiler olması ve ifadelerinin tutarlı olması gerekmektedir. İfadeler arasında çelişki bulunmamalıdır.
Tanık delilleri resmi ya da yazılı belgelerin yokluğunda kullanılabilir ve sadece tanık ifadelerine dayanmak davanın kabulü için yeterli olmaz. Tanıkların gerçekten belirtilen işyerinde çalışıp çalışmadıkları araştırılmalıdır.
Sigortalılık başlangıcının tespiti davalarında, tanık beyanları; işe giriş bildirgeleri, maaş bordroları son olarak da banka kayıtları gibi diğer kanıtlar ile beraber değerlendirilmelidir.
Mahkeme, kamu düzenini ilgilendiren bu tür davalarda kapsamlı araştırma yetkisine sahiptir ve kararını somut delillere dayandırması zorunludur.

Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davasında hak düşürücü süre uygulanmamaktadır. Bunun nedeni bu tür davaların açılması için işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarında yer alması gerekmesidir.
Davacı, bu bildirgedeki işe başlama tarihinin sigortalılık başlangıcı olarak kabulünü talep eder. Lakin, işe giriş bildirgesinin Kuruma geç ulaştırıldığı durumlarda sorun yaşanabilir. İşverenlerin geçmişe yönelik belgeleri sonradan teslim ettiği durumlarda, belgelerin Kuruma geçtiği tarih esas alınır ve bu süre beş yılı aşarsa davanın reddi gerekir.
Sigortalılık başlangıcının tespiti davası sonrası hizmetin tespitine karar verildiği takdirde, kararda belirtilen aylık kazançlar toplamı ve prim ödeme gün sayıları esas alınarak hesaplanan prim tutarları, gecikme zammı ve idari para cezası işverenden tahsil edilir.
İşverenin geriye dönük prim borcu, mahkeme kararıyla tespit edilen sigortalılık süreleri için ortaya çıkan mali yükümlülüktür. Bu süreç, işçi veya işverenin açtığı sigortalılık başlangıç tarihi tespit davası sonucunda başlar. Mahkeme, sunulan delilleri değerlendirerek geriye dönük sigortalılığı tespit edebilir ve işvereni prim ödemekle yükümlü kılabilir.
Prim borcu hesaplaması, çalışanın ilgili dönemdeki brüt ücretine göre yapılır. SGK çoğunlukla son 5 yıla ait primleri talep eder. İşverenler bu borçları doğrudan ödeyebilir ya da katma değer vergisi iade alacağından mahsup ettirebilir. Zamanında ödenmeyen prim borçları için gecikme faiziyle cezalar uygulanır. İşverenler, yasal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmezlerse hem mali hem hukuki sorunlarla karşılaşabilirler.
SGK idari para cezaları, işverenlerin sosyal güvenlik yasasını ihlal etmeleri durumunda uygulanmaktadır. Bu cezalar, bildirge ile belgelerin yasal süresinde verilmemesi ya da işçilerin sigortalı olarak çalıştırılmaması gibi durumlarda söz konusu olur. Ceza tutarları genelde brüt asgari ücretin belirli katları şeklinde hesaplanmaktadır. İlgili yılın Aralık ayında geçerli olan brüt asgari ücretin 24 katını aşamaz. İşverenler, cezanın tebliğinden itibaren 15 gün içinde ödeme yaparlarsa %25 indirimden faydalanabilirler. Aynı zamanda, bildirgelerin kendiliğinden verilmesi halinde ek indirimler de uygulanabilmektedir. İşverenler, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde cezalara itiraz edebilirler. İtirazın reddi halinde ise yargı yoluna başvurulabilir.

1999 öncesi çalıştığınızı ispatı için çeşitli belge ile yöntemlerden yararlanılabilir. Tanık ifadeleri, bu süreci ispatlamada önemli rol oynar; fakat tanıkların o dönemde aynı işyerinde bulunduğu resmi kayıtlarla teyit edilmelidir. Maaş bordroları, prim ödeme makbuzları ya da banka dekontları gibi mali belgeler, çalışma ilişkisini somutlaştıran güçlü delillerdir. SGK’nın hizmet dökümleri de referans alınabilir, lakin eksiklik bulunuyorsa destekleyici belgelerle tamamlanmalıdır. İşyerine ait vergi levhaları, faaliyet izinleri ya da resmi yazışmalar, işverenin o tarihlerde aktif olduğunu gösterir. Aynı zamanda döneme ait kimlik belgeleriniz, pasaport kayıtları yahut müfettiş raporları da süreci aydınlatmaya yardımcı olur. Komşu işletme çalışanlarının ifadeleri de ikincil kanıt niteliği taşıyabilmektedir.
Öte yandan, hizmet tespit davası açarak çalışma sürenizin resmi kayıtlara geçirilmesini talep edebilirsiniz. Dava, SGK’ya karşı doğrudan açılabilir. Özellikle eksik prim günlerinin tamamlanmasına olanak sağlamaktadır.
Hizmet tespiti davasının süresi, mahkemelerin iş yüküne bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. İlk derece mahkemesi genelde 1-2 sene sürerken, dava kanun yollarına; istinaf ya da temyize taşınırsa süreç 3-5 seneye kadar uzayabilir. Bu davalar, sigortalılık süresindeki eksiklik veya hatalar sebebiyle açılır. 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Davaların uzamasına, mahkemelerin yoğunluğu, delillerin toplanması ve davanın karmaşıklığı gibi etkenler sebep olabilir.
Yargıtay yerleşik uygulamasında sigortalılığın tespiti davasında Kurum davalı olarak taraf olacaktır. Davanın yalnız işverene yönetilmesi halinde HMK ilgili madde uyarınca yönetmesi için gerekli süre verilmeli ve Kuruma yapılan ihbar Kurum’un davalı olması için yeterli olmamaktadır.
Sigortasız çalıştığınızı fark ettiğinizde öncelikle döneme ait maaş bordrosu ve iş sözleşmesi gibi belgeleri gibi çeşitli kanıtları toplamanız gereklidir. Daha sonrasında işverenle durumu konuşarak sigortalılık konusundaki yasal yükümlülükler hakkında konuşmalısınız. Topladığınız kanıtlarla SGK’ya başvurarak geriye dönük sigorta talebinde bulunabilirsiniz. Başvurunun reddi halinde hizmet tespiti davası açabilirsiniz.
İşverenlerin işe giren çalışanlarının sigorta giriş bildirgelerini sigortalı çalışmaya başlamadan bir gün öncesine kadar SGK’ya bildirim zorunluluğu mevcuttur. İlk kez dosya tescili yapan işyerleri için bu süre bir aya uzar, tarım, inşaat, balıkçılık sektörlerinde ve Pazartesi günleri işe başlayanlar aynı gün bildirim yapabilir. Geç bildirimler için idari para cezası uygulanır. Sistem geriye dönük 1 yıl izin verir. Fiili çalışma varsa, geriye dönük sigorta işlemleri üç aya kadar cezalı şekilde yapılabilir, aksi durumda denetim veya mahkeme süreci gereklidir.
Geçmişe dönük sigorta girişleri sadece çalışanın talebi ya da beyanı ile gerçekleştirilmez. Çalışanın, geriye dönük olarak bir günlük sigorta girişinin yapılmasını talep etmesi durumunda ise, sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesi için hukuki işlem başlatması gerekmektedir. Bu tür durumlarda, çalışanın sigortalılık başlangıç tarihinin resmi belirlenmesi adına tespit davası açması gereklidir. Bu süreç, sigortalılık haklarının güvence altına alınması ile doğru şekilde kaydedilmesini sağlamaktadır.
Sigortalılık tespiti için SGK başvurusu, dava açmadan önce gerekli bir aşamadır ancak tek başına yeterli sayılmaz. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca SGK’ya karşı açılacak davalarda kurum başvurusu zorunludur, ancak hizmet tespit davaları bu zorunluluktan muaftır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu başvuruyu tamamlanabilir dava şartı olarak değerlendirmiştir.
Önce başvuru yapılmalı ve başvuru reddedilmelidir. SGK başvuruları çoğu zaman sigortalılık başlangıcının doğru tespiti için yetersiz kalabilmektedir. İşçinin sigortalılık hakkını korumak amacıyla mahkeme kararı gerekebilir, bu süreçte tanık ifadeleri ile işyeri kayıtları gibi kanıtlar sunulmalıdır. Mahkeme kararıyla sigortalılık başlangıç tarihi düzeltilebilir ve SGK kayıtları buna göre güncellenebilir. Yani kurum başvurusu bir ön koşul olmakla birlikte, tam bir tespit için yargı süreci genellikle kaçınılmazdır.
SGK sigortalılık başlangıç tarihini re’sen düzeltme yoluna gitmez. Düzeltme sadece işveren ya da sigortalının başvurusu ve sunulan belgelerin incelenmesi sonucunda mümkündür.
İşverenler, işe giriş bildirgelerindeki tarihin hatalı olduğunu iddia ettiklerinde ise bunu kesin delillerle kanıtlamaları gerekmektedir. SGK, yapılan değerlendirme sonucunda tarihin gerçekten hatalı yazıldığına kanaat getirirse, gerekli düzeltmeleri yapmaktadır.
Ayrıca, sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davası açılabilir. Bu dava ile, sigortalılık başlangıç tarihi mahkeme kararıyla geriye dönük olarak değiştirilebilir. Fakat bu durumda da iddia edilen başlangıç tarihinin somut delillerle ispatlanması şarttır. Mahkeme, sunulan delilleri değerlendirerek sigortalılık başlangıç tarihini belirler.
Mahkeme resen araştırma ilkesinin geçerli olmasından dolayı tarafların sunduğu delillerle yetinmemeli ve delilleri kendiliğinden toplamalıdır. İşe giriş bildirgesi Yargıtay’ın güncel uygulamasına göre tek başına yeterli değildir ve çeşitli delillerle ispatlanmalıdır.
Fiili çalışmayı kanıtlamada güçlü delil olacak belgeler; işe giriş bildirgesi, sigortalının çalışma gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bildirgeleri ile dört aylık dönem bordroları gibi kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. Tanık beyanlarının bu belgelerle desteklenmesi gereklidir.
Sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti davalarında görevli mahkeme olan İş Mahkemeleridir. Şayet yargı çevresinde İş Mahkemesi kurulmamışsa görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Bu tür davalar için yetki açısından sigortalıya üç ayrı seçenek sunulmuştur: Sigortalı, davasını kendi ikamet adresinin bulunduğu yerdeki mahkemede açabilir. Ayrıca, çalışma ilişkisinin bulunduğu yani hizmet verdiği yerdeki mahkemeyi tercih edebilir. Bunların yanı sıra, emeklilik işlemleri için başvuruda bulunduğu yerdeki mahkemede de dava açabilir.
Sigortalılık başlangıcının yanlış bildirilmesi durumunda SGK tarafından idari para cezası uygulanabilmektedir. İşverenler hatalı bildirimleri düzeltmek için başvurabilseler de yasal süre geçtikten sonra yapılan bildirimler ya da düzeltmeler cezaya tabi olmaktadır. İşe giriş bildirgesinin yasal süresinde verilmemesi her sigortalı için 1 asgari ücret tutarında cezaya sebep olur. Bildirgenin yasal süresi sonrasında 30 gün içinde verilmesi halinde ceza ¼ asgari ücrete düşmektedir. Bildirgenin hiç verilmemesi durumunda da her sigortalı için 2 asgari ücret tutarında ceza uygulanmaktadır. Sigortalılık başlangıç tarihinin hatalı olduğu ispatlandığı takdirde SGK gerekli düzeltmeleri yapmaktadır. Fakat bu düzeltme sırasında da geç bildirim sebebiyle ceza uygulanabilir.
Sigorta giriş tarihi düzeltilirse, eksik primlerin tamamlanması için çeşitli yollar vardır, fakat bu doğrudan sigorta giriş tarihinin düzeltilmesiyle otomatik olarak gerçekleşmemektedir.
Sigortalılık başlangıç tarihinin düzeltilmesi genellikle mahkeme kararına bağlı olmakla beraber bu değişiklik “Sigortalılık Başlangıç Tarihinin Tespiti Davası” ile gerçekleştirilebilir. İşçinin tek taraflı başvurusuyla SGK kayıtlarını güncellemek mümkün değildir. Fakat, işverenin SGK’ya hatalı bildirim yaptığı durumlarda, işe başlama tarihini düzeltme imkânı bulunur. Bunun için işverenin, gerçek çalışma tarihini kanıtlayan bordro, sözleşme ya da vergi belgeleri gibi kesin deliller sunması ve SGK’ya resmi başvuru yapması gerekir.
SGK, işverenin sunduğu belgeleri kendi arşiv kayıtlarıyla karşılaştırarak inceleme yapmaktadır Uygunluk tespit edilirse, hata düzeltilebilir. Bu süreçte, işverenin sorumluluğu aktif rol almayı gerektirmektedir.. Aksi durumda, işçinin hukuki yollara başvurması zorunlu hâle gelmektedir.