Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

Boşanma davası açmadan önce dikkat edilmesi gerekenler, evlilik birliğini sonlandırma sürecinde olan veya olmayı düşünen bireyler için hayati öneme sahiptir. Bu süreç, sadece duygusal değil, aynı zamanda hukuki ve mali açılardan da karmaşık kararlar gerektirir. Boşanma davası açmadan önce, boşanma kararının net bir şekilde alınması, hukuki destek alınması, anlaşmalı ve çekişmeli boşanma arasındaki farkların anlaşılması, delillerin toplanması ve gerekli belgelerin hazırlanması gibi çeşitli hususlara dikkat etmek gerekmektedir. Bu ön hazırlıklar, davanın daha sağlıklı ve adil bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olabilir.
Boşanma davası açmadan önce bilinmesi gerekenler, sürecin karmaşıklığı ve potansiyel sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, her bireyin dikkatle üzerinde durması gereken bir konudur. Bu süreçte hukuki ve mali gerçeklikleri dikkate alarak hareket etmek, uzun vadede daha sağlıklı sonuçlar elde edilmesine yardımcı olacaktır. Bu nedenle boşanma davası açmadan önce gerekli tüm bilgileri edinmek, profesyonel destek almak ve dikkatli bir şekilde hareket etmek, sürecin başarıyla tamamlanması için önemlidir. Bu yazımızda boşanma davası açmadan önce bilinmesi gereken hususlar hakkında bilgilendirme yapılması hedeflenmiştir.
Boşanma süreci duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Hem kendinizi hem de çocuklarınızı bu sürece hazırlamanız önemlidir. Boşanma davası açmadan önce, bu kararın sonuçlarını iyice düşünmek ve net bir karar vermek önemlidir. Boşanma, sadece eşler arasındaki ilişkiyi değil, aynı zamanda çocukların geleceğini, mali durumu ve sosyal çevreyi de etkileyen bir süreçtir. Bu nedenle, boşanma kararını almadan önce iyice düşünmek ve bunun sonucu olarak net bir karar almış olmak önem taşımaktadır.
Boşanma süreci karmaşık bir hukuki süreçtir. Bu nedenle, bir boşanma avukatından hukuki destek almak önemlidir. Avukat, size aşağıdaki konularda yardımcı olabilir:

| Kriter | Anlaşmalı Boşanma | Çekişmeli Boşanma |
| Tanım | Eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaştığı durumlarda geçerlidir. | Eşlerin boşanma veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamadığı durumlarda geçerlidir. |
| Süre | Genellikle daha kısa sürer ve daha az maliyetlidir. Ortalama 2-3 ay sürebilir. | Genellikle daha uzun sürer, daha maliyetlidir ve daha fazla stres yaratır. Ortalama 10-12 ay sürebilir, temyiz edilirse 18-20 ayı bulabilir. |
| Şartlar | Evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. Eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. | Herhangi bir süre şartı yoktur. Eşlerden birinin boşanmayı istememesi veya boşanmanın sonuçları üzerinde uzlaşma sağlanamaması durumunda açılır. |
| Dava Süreci | Dilekçe ve anlaşmalı boşanma protokolünün sunumu yeterlidir. Dilekçeler aşaması bulunmamaktadır. | Dilekçeler aşaması, ön inceleme safhası ve duruşma aşaması bulunur. |
| Gerekli Belgeler | Dilekçe, nüfus cüzdanı fotokopisi, evlilik cüzdanı fotokopisi, vekaletname (varsa), anlaşmalı boşanma protokolü, sağlık raporu (bazı durumlarda). | Dava dilekçesi, nüfus cüzdanı fotokopisi, evlilik cüzdanı fotokopisi, vekaletname (varsa), delil listesi ve ilgili belgeler. |
| Hakim Değerlendirmesi | Hakim, tarafların sunduğu protokolü değerlendirir ve kabul ederse boşanma gerçekleşir. | Hakim, tarafların sunduğu delilleri ve boşanma nedenlerini değerlendirerek bir karara varır. |
| Avukat Tutma Zorunluluğu | Zorunlu değildir, ancak hak kaybı yaşamamak adına avukatla birlikte hareket etmek faydalı olabilir. | Zorunlu değildir, ancak davanın karmaşıklığı ve hak kayıplarını önlemek adına avukat tutulması önemlidir. |
Bir boşanma davasında, hakim, tarafların sunduğu delilleri ve ileri sürdüğü boşanma sebeplerini vicdani kanaatiyle değerlendirerek karar verir. Bu değerlendirme sürecinde, tarafların yemin deliline başvuramaması ve ikrarlarının hakimi bağlamaması önemlidir; hakim her durumu değerlendirmek zorundadır.
Hakim, kanun gereği sunulan delilleri değerlendirerek vicdani kanaatine göre karar verir. Tanık delili takdiri bir delil olsa da boşanma davalarında tanıkların önemi büyüktür. Tanıkların görgüye dayalı tanıklıkları, hakimin boşanma sebepleri hakkında kanaat oluşturmasında etkili olabilir.
Hakim, eşlerin ve çocukların barınması ve geçimine ilişkin tedbirleri kendiliğinden alacaktır. Ancak tarafların bu konuda talepte bulunması önemlidir.
Hakimin görevi, dava için öne sürülen boşanma nedeninin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını değerlendirmektir. Bu bağlamda hakim, boşanmayı getiren olayların nasıl geliştiği ve tarafların bu olaylar karşısındaki tutum ve davranışlarının ne olduğu ile ilgili sorular yöneltir.
Boşanma davalarında çocuğun velayeti ile ilgili kararlar verilirken, hakimin esas aldığı unsur çocuğun menfaatidir. Hakim, çocuğun kiminle hangi şartlarda yaşayacağını, gelişimine kimin daha fazla katkı sağlayacağını ve hangi ebeveynin daha iyi bir gelecek hazırlayacağını inceleyerek velayete karar verir.
Boşanma davalarında maddi ve manevi tazminat miktarları belirlenirken, Türk Medeni Kanunu‘na göre hakim, davanın açılmasına neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olan eş aleyhine, kusurun derecesine ve tarafların maddi gücüne göre bir karar verir.
Boşanma davası açarken gerekli olan belgeler şunlardır:
Boşanma dilekçesi, davanın temelini oluşturur ve dikkatle hazırlanmalıdır. Dilekçede aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekmektedir:
Anlaşmalı boşanma davaları genellikle daha kısa sürer ve ortalama 2-3 ay içinde tamamlanabilir. Tarafların tüm konularda anlaşması ve gerekli belgeleri sunması halinde, dava tek celsede sonuçlanabilir.
Çekişmeli boşanma davaları, anlaşmalı boşanma davalarına göre daha uzun sürer. Ortalama olarak 10-12 ay sürebilir. Ancak, davanın karmaşıklığına, delillerin toplanmasına, tanıkların dinlenmesine ve tarafların itirazlarına bağlı olarak bu süre 1-2 yıla veya daha da uzayabilir. İstinaf ve temyiz süreçleri de dahil edildiğinde, dava 2-3 yıl veya daha uzun sürebilir.
Boşanma davaları, hukuki bilgi ve deneyim gerektiren karmaşık süreçlerdir. Bir avukat, davanın başından sonuna kadar size rehberlik ederek haklarınızı korumanıza yardımcı olur. Avukat, boşanma dilekçesini ve diğer gerekli belgeleri doğru bir şekilde hazırlayarak hak kayıplarını önler. Ayrıca, davanın her aşamasında etkili savunma yaparak lehinize sonuçlanmasını sağlar.
Velayet kararları verilirken, mahkeme çocuğun üstün yararını göz önünde bulundurur. Çocuğun yaşı, cinsiyeti, ebeveynlerle olan ilişkisi, eğitim durumu, maddi ve manevi ihtiyaçları dikkate alınır. Mahkeme, ebeveynlerin çocuğa bakma yeteneği, yaşam koşulları, ekonomik durumu ve çocuğun gelişimine sağlayacağı katkıları değerlendirir. Mahkeme kararı umulduğu gibi olmazsa velayet davası açılabilir.
Nafaka miktarı hakim tarafından belirlenirken nafaka talep eden kişinin aylık gelir ve giderleri, nafaka ödeyecek kişinin mali durumu, mesleki kazancı ve aylık giderleri, tarafların sahip olduğu taşınmazlar, araçlar ve diğer mal varlıkları, çocukların bakım ve eğitim masrafları, sosyal yaşam standartları dikkate alınır. Mahkeme bu hususları dikkate aldıktan sonra hakkaniyete uygun nafaka miktarını belirlemektedir. Mahkeme bu bağlamda aşağıdaki nafaka türlerine hükmedebilmektedir:
Tedbir Nafakası: Boşanma davası devam ederken, maddi sıkıntıya düşecek taraf için tedbir nafakası talep edilebilir. Bu nafaka, dava süresince ödenir.
Yoksulluk Nafakası: Boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek taraf, yoksulluk nafakası talep edebilir. Nafaka talep eden tarafın, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşe göre daha az kusurlu olması gerekmektedir.
İştirak Nafakası: Müşterek çocukların bakımı ve eğitimi için iştirak nafakası (çocuk bakım nafakası) talep edilebilir. Bu nafaka, çocuğun velayetini alan tarafa ödenir ve çocuğun ihtiyaçları için kullanılır.

Boşanma nedeniyle maddi kayba uğrayan taraf, maddi tazminat talep edebilir. Tazminat talep eden tarafın, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşe göre daha az kusurlu veya kusursuz olması gerekmektedir. Kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, manevi tazminat talep edebilir. Tazminat miktarı belirlenirken, kusur durumu, tarafların ekonomik durumu ve sosyal statüsü gibi faktörler dikkate alınmaktadır.
Boşanma davası açıldıktan sonra, dava kesinleşene kadar her aşamada davadan feragat etmek mümkündür. Davadan feragat etmek, boşanma davasına dayanak yapılan sebepleri affetmek anlamına gelebilir. Bu durumda, aynı sebeplere dayanarak tekrar boşanma davası açmak mümkün olmayacaktır.
Boşanma davasından davayı geri alma yoluyla da geri çekilmek mümkündür. Davadan vazgeçme karşı tarafın da onayını gerektiren bir husustur. Davadan feragatten farklı olarak aynı sebeplere dayanarak tekrardan ileride boşanma davası açmak mümkündür.
Boşanma davasında alınabilecek tedbirler, eşlerin ve çocukların korunması amacıyla mahkemenin alabileceği ek önlemleri ifade etmektedir. Bu tedbirler, boşanma sürecinde tarafların haklarını korumak ve olası mağduriyetleri engellemek için alınabilecek önlemlerdir. Mahkemenin hangi tedbirleri alacağına, davanın özel koşulları ve tarafların talepleri doğrultusunda karar verilir. Bu bağlamda geçici tedbir kararları olarak şunlar alınabilir:
Çekişmeli boşanma davası sürecinde, kendisine dava açılan kişi, boşanmayı getiren olayların farklı şekilde geliştiğine dair karşı dava açabilir. Karşı boşanma davası, davacı eşin boşanma talebinin mahkeme tarafından reddedilmesi ihtimaline karşı, davalı eşin kendi boşanma talebinin kabul edilmesi amacıyla açtığı davadır. Yani karşı boşanma davası açan eş, hem evlilik birliğinin sarsılmasında hiçbir kusurunun olmadığını savunmalı hem de boşanmaya kararlı olmalıdır. Karşı dava açılması şu durumlarda önemlidir:
Uygulamada karşılaşılan durumlardan bir tanesi de boşanma davasının açılmasından sonra eşlerin barışma girişiminde bulunması ve davalarından feragat etmeleridir. Bu durumda boşanma davasından feragat etmenin af niteliğinde olduğu ve boşanma davasında dayanılan sebeplerin artık affedildiği sonucunu doğurduğu unutulmamalıdır. Feragat ettiğiniz boşanma davasında ileri sürdüğünüz boşanma sebeplerini daha sonra açmak durumunda kaldığınız boşanma davasında kullanamayacak ve bu boşanma sebebine dayanamayacaksınız. Bu sebeple feragat dilekçesi vermeden önce iyice düşünmek önemlidir.
Boşanma davasına odaklanmak ve sürecin bir an evvel bitmesi için tavizler vermekten kaçınmak önemlidir. Erken biten davalarda taraflar, sürecin bitmesi heyecanına kapılıp ileride pişman olacakları hak kayıpları yaşayabilirler.
İnternet üzerinde kolayca ulaşılabilen ve hukuki anlamda bir getirisi olmayacak “çekişmeli boşanma dilekçesi örneği” gibi uygulamalardan uzak durulmalıdır. Her davanın kendine özgü koşullarının olduğu unutulmamalıdır ve bu örnek dilekçelerin alınması halinde hak kayıpları yaşanma riskinin olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Hukuki destek alınmış olması bu bağlamda önem arz edebilmektedir.
Boşanma süreci duygusal olarak zorlayıcı olabilir. Hem kendinizi hem de çocuklarınızı duygusal olarak bu sürece hazırlamanız önemlidir. Yeni bir sürece girilecek olunması bireylerde stres, bunalım, kaygı gibi sorunlara neden olmakta ve bu durum da çevresindeki insanlara yansımaktadır. Kendiniz ve çevreniz için bu süreci en sağlıklı şekilde yürütebilmek için psikolojik destek almanız önem taşımaktadır.

Boşanma isteği mahkemeye dava dilekçesi ile iletilir.
Boşanmak isteyen biri öncelikle hangi nedenle boşanmak istediğini tespit etmeli ve kanunda geçen boşanma nedenlerinden hangisine girdiğini belirlemelidir. Boşanma talebini içeren dilekçe özenle hazırlandıktan sonra eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları aile mahkemesinde dava açılması mümkündür.
Tarafların boşanma ve diğer konularda anlaşması halinde anlaşmalı boşanma en kolay yoldur. Zina, şiddetli geçimsizlik, evlilik birliğinin sarsılması, alkol ve madde bağımlılığı gibi sebepler çekişmeli boşanma süreçlerinde, davanın hızlanmasına sebep olmaktadır.
Boşanma davasını kimin açtığının bir önemi yoktur. Önemli olan, iddialarını ispatlayabilmektir.
Tarafların anlaşması durumunda anlaşmalı boşanma davası en hızlı sonuçlanan davadır. Anlaşmalı boşanma davaları genellikle tek celsede sonuçlanır. Anlaşmalı boşanma davalarının 2-3 ay sürdüğü belirtilmektedir.
Boşanma davası, aile mahkemesine dilekçe ile açılır. Aile mahkemesi olmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesine başvurulur.
Çekişmeli boşanma davalarının süresi, davanın karmaşıklığına, delillerin toplanmasına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Ortalama 4-5 celsede boşanma sağlanabilir, bu da ortalama 1-2 yıl arasında bir süredir. İstinaf ve temyiz süreçleri de eklenirse 2-3 yılı veya daha uzun bir süreyi alabilir.
Boşanma davalarında hakim, tarafların iddialarını ve delillerini değerlendirerek kusur durumunu belirler. Tanık beyanları, deliller ve diğer kanıtlar kusur belirlemesinde önemli rol oynar.
Boşanma davalarında avukat tutma zorunluluğu yoktur. Ancak, özellikle çekişmeli davalarda hak kaybı yaşamamak için avukat yardımı önemlidir.
Çocuğun velayeti belirlenirken çocuğun üstün yararı ön planda tutulur. Hakimin dikkat ettiği hususlar arasında çocuğun kiminle yaşamasının daha iyi olacağı, eğitimi, sağlığı, yaşı ve geleceği gibi faktörler yer alır.
Boşanma davası açıldıktan sonra dava kesinleşene kadar her aşamada davadan feragat etmek mümkündür. Feragat, boşanma sebeplerinin affedildiği anlamına gelebilir. Fakat davanın geri alınması ile boşanma davası ilerleyen zamanlarda yine aynı sebeple boşanma davası açılmasını mümkün kılar. Davadan feragatte ise bu olmaz, feragat eden tekrar aynı sebeplere dayanarak boşanma davası açamaz.
Boşanma davası masraflarının kim tarafından ödeneceği davanın türüne (anlaşmalı veya çekişmeli boşanma) ve mahkemenin kararına göre değişebilir.
Anlaşmalı boşanma davalarında:
Çekişmeli boşanma davalarında:
Boşanma sürecinde tedbir nafakası, yoksulluğa düşecek olan eşe veya çocuklara ödenir. Çocuğun velayetinin verilmediği taraf; çocukların bakım, sağlık, eğitim, sosyal ihtiyaçları için maddi durumu için iştirak nafakası öder. Kusurlu olmayan ve boşanma ile yoksulluğa düşecek olan tarafa ödenecek olan yoksulluk nafakası, diğer eş tarafından ödenmektedir.
Boşanma davalarında delil olarak tanık beyanları, fotoğraf, video kayıtları, mesajlar, banka kayıtları gibi çeşitli unsurlar sunulabilir. Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması önemlidir.
Maddi ve manevi tazminat, boşanmaya neden olan olaylardaki kusur durumuna, kusurun ağırlığına ve tarafların maddi gücüne göre belirlenir.
Evlilik birliği içinde edinilen malvarlıkları genellikle “edinilmiş mallara katılma rejimi” altında değerlendirilir. Bu durumda, evlilik süresince edinilen mal varlıkları, boşanma anında her iki tarafa eşit olarak pay edilir. Ancak, boşandıktan sonraki alımlar bu paylaşıma dahil olmaz. Eğer ev veya araba, evlilik öncesinde bir taraf tarafından alınmışsa veya kişisel bir miras yoluyla elde edilmişse, bu varlık genellikle o kişinin kişisel malı olarak kabul edilir ve boşanma durumunda diğer tarafa geçmez. Boşanma sürecinde mal paylaşımını belirlemek için varlıkların kişisel mi yoksa ortak mı olduğunu anlamak önemlidir. Kişisel mallar, evlilik öncesi sahip olunan veya evlilik sırasında kişisel olarak edinilen varlıkları içerir. Ortak mallar ise, evlilik süresince edinilen ve her iki tarafa da eşit haklar sağlayan varlıklardır.
Zina özel bir boşanma nedenidir. Zinanın ispatı her türlü delille mümkündür. Bu delillerin hukuka uygun olarak elde edilmiş olması önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nu madde 197’ye göre eşlerin ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkı bulunmaktadır.
Geçici velayet, anneye veya babaya verilir. Geçici velayet kararı verilirken çocuğun üstün yararı göz önünde bulundurularak karar verilir.
Düğünde takılan ziynet eşyaları genel olarak kadına ait kabul edilmekteydi. Ziynetlerin geri istenilmemek şartıyla verildiği takdirde kadının kişisel malı kapsamında değerlendirilmekteydi. Aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin ne takılırsa takılsın kadına ait sayılmaktaydı. Toplumun geleneklerinin değişmesi, ekonomik ve hukuksal ilişkilerin dinamik yapısının değişikliğe uğraması ve özellikle; düğünlerde kadına özgü ziynet eşyalarının dışında, ortak bir yaşam kurma aşamasında olan eşlere maddî katkı sağlamak amacıyla, ekonomik değeri olan başka şeylerin de takılması/verilmesi, dikkate alınarak, düğünde eşlere takılan/verilen ve ekonomik değeri olan eşyalarla ilgili davalarda Yargıtay içtihatlarında değişikliğe gidilmesi zorunluluğu doğmuştur. Yargıtay’ın güncel kararı kapsamında ziynet eşyalarının kime ait olacağına ilişkin yeni koşulların göz önünde bulundurulması da gerektiği ele alınmıştır.
“Taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. Ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Aksi takdirde erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kendilerine aittir. Ne var ki takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır. Bilirkişi incelemesi sonucunda o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse o şey takılan/verilen eşe ait olur. Takı sandığı/torbasına konulan ekonomik değer taşıyan şeyin aidiyeti konusunda; konulan şey kadına ya da erkeğe özgü bir şey ise o cinse verilmiş sayılır, o şeyin her iki cinse özgü olduğu belirlenmişse ortak kabul edilmelidir”
Bu bağlamda şu şartların dikkate alınacağından söz edilmesi gerekir:
✓ Tarafların arasında anlaşma olup olmadığına bakılır.
✓ Anlaşma bulunmaması halinde yerel örf ve adetin dikkate alınması gerekir.
✓ Takılan ziynet eşyalarının kim tarafından ve ne amaçla takıldığı dikkate alınır.
✓ Kadına ve yal erkeğe özgü ziynet eşyası olup olmadığı değerlendirilir. Değerlendirmede ihtiyaç olunması hâlinde bilirkişi incelemesi yapılır.
✓ Bilirkişi incelemesine rağmen kime özgü olduğunun anlaşılmadığı halde ziynet eşyası kime takıldıysa o kişiye ait olur.
✓ Ziynet eşyasının düğünlerde takı torbasına atılması halinde hangi tarafı özgü ise takımın o tarafa ait olduğu kabul edilir. Her iki tarafa da özgüyse ortak takı olarak kabul edilir.
Boşanmada mal paylaşımının hukuki sonuçlarından biri de borç paylaşımıdır. Eşlerden birinin kullandığı bireysel kredilerden dolayı banka sadece borçlu olan kişiden tahsilat yapar. Yani, eşlerden birinin borcu diğer eşe ödeme yükümlülüğü getirmez. Eşin borcundan dolayı diğer eşin maaşına veya adına kayıtlı eve haciz konulamaz. 01.01.2002’de yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu’nun 224. maddesine göre, her eş kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur.
Boşanma sonrası kadının soyadı değişir, ancak isterse eski eşinin soyadını kullanmaya devam etmek için mahkemeden izin alabilir.
Evet, özellikle belli bir yaşa gelmiş çocukların velayet konusundaki tercihleri mahkeme tarafından dikkate alınır.
Boşanma davası sırasında yeni bir ilişkiye başlamak, kusur durumunu etkileyebilir ve tazminat taleplerini etkileyebilir.
Boşanma sonrası çocuğun soyadının değiştirilmesi mümkündür, ancak bunun için mahkemeye başvurmak ve haklı bir sebep sunmak gerekir.
Boşanma Davasında Ziynet Eşyaları Nasıl Paylaşılır?
Tarafların arasında anlaşma olup olmadığına bakılır. Anlaşma bulunmaması halinde yerel örf ve adetin dikkate alınması gerekir. Takılan ziynet eşyalarının kim tarafından ve ne amaçla takıldığı dikkate alınır. Kadına ve yal erkeğe özgü ziynet eşyası olup olmadığı değerlendirilir. Değerlendirmede ihtiyaç olunması hâlinde bilirkişi incelemesi yapılır. Bilirkişi incelemesine rağmen kime özgü olduğunun anlaşılmadığı halde ziynet eşyası kime takıldıysa o kişiye ait olur. Ziynet eşyasının düğünlerde takı torbasına atılması halinde hangi tarafı özgü ise takımın o tarafa ait olduğu kabul edilir. Her iki tarafa da özgüyse ortak takı olarak kabul edilir.
Velayet için kesin bir yaş sınırı yoktur. Mahkeme, çocuğun menfaatlerini gözeterek en uygun kararı verir.
Hakimin dikkate aldığı en önemli hususlar, tarafların kusur durumları, çocuğun menfaatleri, ekonomik durumları ve evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığıdır.
Eşlerden birinin boşanmak istememesi durumunda dava çekişmeli boşanma davası olarak devam eder.
Boşanma sonrası taşınmaz malların bölüşümü, mal rejimine göre yapılır.
Evet, boşanma davası açıldıktan sonra eşin mal kaçırmasını engellemek için mahkemeden tedbir kararı talep edilebilir. Mahkeme, eşlerin malvarlığına tedbir koyabilir. Bu, boşanma sürecinde mal kaçırılmasının veya mal paylaşımında haksızlıkların önlenmesi amacıyla alınır.
Çocuklar için iştirak nafakası, çocuğun reşit olmasına kadar veya eğitimine devam ediyorsa eğitiminin bitimine kadar ödenebilir.
Boşanma sonrası çocuğun velayeti değiştirilebilir, ancak bunun için haklı sebeplerin (örneğin, diğer ebeveynin çocuğa bakmaması, kötü davranması gibi) olması gerekir.
Şahitlerin (tanıkların) boşanma davasındaki rolü, tarafların iddialarını destekleyecek veya çürütecek bilgileri mahkemeye sunmalarıdır. Tanıkların ifadeleri, hakimin karar vermesinde önemli bir etkendir.