Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Uygulamada süresiz nafaka olarak bilinen ve Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi çerçevesinde düzenlenen bu nafaka, “yoksulluk nafakası” olarak tanımlanır ve belirli şartların oluşması halinde süresiz nafakanın kaldırılması davası açılabilir.
Süresiz nafaka konusunda Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026’da, kanun maddesindeki yoksulluk nafakası kısmında geçen “süresiz olarak” ifadesini iptal etti. Karar 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
Nafakanın kaldırılması, borçlunun ekonomik durumu, çalışması, alacaklının yeniden evlenmesi, tarafların fiilî birlikte yaşamaya başlaması ya da alacaklının haklı bir sebep olmaksızın çalışma hayatına katılmaktan kaçınması gibi durumlara bağlıdır. Bu nedenle, süresiz nafaka kavramı hukuken yanlış bir algıya dayanmaktadır.
Boşanma sürecinde mağdur olan tarafın yaşam standartlarının korunmasını amaçlayan bu düzenleme, toplumsal ve ekonomik şartlar çerçevesinde sıkça tartışılmaktadır. Nafaka yükümlülüğünün ömür boyu süreceği algısı hem borçlu hem de alacaklı açısından yargısal süreçlerde uyuşmazlıklara sebep olabilmektedir. Özellikle nafakanın miktarı, süresi ve kaldırılması şartlarına dair yasal düzenlemeler, taraflar arasındaki dengenin sağlanması açısından önemlidir.
Bu makalede, süresiz nafaka olarak bilinen yoksulluk nafakanın hukuki niteliği, kaldırılma şartları ve toplumsal boyutları ele alınacak, uygulamada yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirilecektir. Süresiz nafaka kavramının doğru anlaşılması hem kanun koyucunun amacını hem de tarafların haklarını ve yükümlülüklerini daha net bir şekilde kavramamıza olanak sağlayacaktır.
Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026’da, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki “süresiz olarak” ifadesini iptal etti. Karar, Resmî Gazete’de yayımından 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
İptal, yoksulluk nafakasını tümden kaldırmıyor. Yalnızca nafakanın süresiz biçimde bağlanmasının önünü kapatıyor. Amaç, nafakaya süre sınırı ve öngörülebilirlik getirmektir.
Karar henüz yürürlükte değildir. 9 aylık süre, yasama organına yeni düzenleme için tanındı. Bu süre boyunca mevcut sistem uygulanır.
Halihazırda bağlanmış nafakalar kendiliğinden sona ermez. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereği yürürlükteki nafakalar otomatik kesilmez. Geçmişe etkisi, çıkacak yeni yasanın geçiş hükümlerine bağlıdır.
Beklenen modelde nafaka süresi evlilik süresine bağlanıyor. Kısa evliliklerde yoksulluk nafakası doğmaması, uzun evliliklerde sürenin evlilik süresinin yarısı kadar olması tartışılıyor.
| Evlilik Süresi | Beklenen Nafaka Süresi |
|---|---|
| 0 – 5 yıl | Nafaka yok |
| 8 yıl | 4 yıl |
| 10 yıl | 5 yıl |
| 20 yıl | 10 yıl |
| 30 yıl | 15 yıl |
Bu eşikler henüz yasalaşmadı. Kesin uygulama, yeni düzenleme Resmî Gazete’de yayımlanınca belli olacaktır. Düzenlemenin 12. Yargı Paketi Maddeleri kapsamında yapılması bekleniyor.

Süresiz nafaka, boşanma sonrası yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eş tarafından ödenmesine karar verilen ve halk arasında yoksulluk nafakası olarak bilinen bir nafaka türüdür. Bu nafaka, talep eden eşin boşanma aşamasında böyle bir talepte bulunması ve diğer eşten daha az kusurlu olması şartıyla hükmedilir. Nafaka talebinde bulunan eşin geliri, malvarlığı, çalışma gücü gibi kriterler dikkate alınarak ekonomik durumu değerlendirilir. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için ağır bir yoksulluk şartı aranmaz; evlilik sırasında sahip olunan hayat standartlarının boşanma sonrasında makul ölçüde korunması yeterlidir. Önemli olan, boşanma nedeniyle kişinin hayat standartlarında ani ve ciddi bir düşüş yaşamamasıdır.
Ancak süresiz nafaka, toplumda en çok tartışılan hukuki konulardan biri haline gelmiştir. Özellikle kısa süreli evlilikler sonrasında ömür boyu ödeme yükümlülüğü doğurması, bu konudaki eleştirileri artırmaktadır. Bazı durumlarda bu nafaka türü, taraflar arasında ekonomik bir baskı aracı veya gelir kapısı gibi algılanabilmekte ve bu durum uygulamada sorunlar yaratmaktadır. Süresiz nafaka, ihtiyaç sahibi eş için bir güvence sağlarken, diğer taraf için ömür boyu süren bir yükümlülük anlamına gelebilmektedir. Bu dengenin sağlanması ve nafakanın süresine ilişkin tartışmalar, uygulamada ve toplumda çözüm bekleyen önemli bir mesele olmaya devam etmektedir.
Süresiz nafakanın dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir. Madde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan eşin, diğer taraftan mali gücü oranında nafaka isteyebileceğini düzenler. Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması ise 176. maddede yer alır.
Nafaka miktarını hakim takdir eder. Tarafların geliri, eşin temel ihtiyaçları ve yaşam standardı birlikte değerlendirilir. Kanunda sabit bir oran yoktur. Uygulamada mahkemeler çoğunlukla yükümlünün net gelirinin dörtte biri civarında bir tutara hükmeder. Koşullar değişirse bu tutar sonradan artırılabilir.
Süresiz nafaka aslında hukuk alanında yoksulluk nafakası olarak yer edinmiştir. Yoksulluk nafakası halk arasında süresiz nafaka olarak bilinmektedir. O halde yoksulluk nafakasının alınabilmesi için gerekli şartlar incelendiğinde süresiz nafakanın şartları da ortaya çıkacaktır. Yoksulluk nafakası TMK 175. Maddede düzenlenmiştir.
Madde hükmüne göre, öncelikle, nafaka talep eden kişinin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek durumda olması gerekmektedir. Bu kişi, kendi geçimini sağlayamayacak bir ekonomik durumda bulunmalı ve bu durum boşanmanın doğrudan bir sonucu olmalıdır. Aynı zamanda, nafaka talebinde bulunan kişinin boşanmaya sebep olan olaylarda diğer tarafa göre daha ağır bir kusurunun bulunmaması da önem taşır. Daha açık bir ifadeyle, tamamen kusurlu ya da eşit derecede kusurlu olan taraf yoksulluk nafakası talep edemez. Mahkeme, nafaka talep eden kişinin ekonomik durumunu, gelir kaynaklarını ve genel yaşam koşullarını değerlendirirken, diğer tarafın ödeme gücünü de dikkate alır.
Ayrıca nafakanın süresiz olması, ilerleyen dönemlerde her iki tarafın ekonomik durumunda meydana gelebilecek değişikliklere bağlı olarak uyarlama ya da kaldırılma talebine de imkân tanır. Bu nedenle, nafaka hem talep eden hem de yükümlü taraf için hakkaniyete uygun bir şekilde belirlenmelidir.
Süresiz nafaka, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan tarafın talep edebileceği bir nafaka türüdür ve Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde düzenlenmiştir. Bu nafaka türü, cinsiyet fark etmeksizin, boşanma sonucunda ekonomik olarak zorluk yaşayacak olan eşe tanınmıştır. Ancak burada esas olan, yoksulluk nafakasını talep edebilme şartlarının yerine gelmiş olmasıdır. Bu şartların başında kusur durumu gelir. Yoksulluk nafakası talep edilebilmesi için nafaka talep eden tarafın, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer tarafa göre daha ağır bir kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Kusurdan kasıt, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan, kanunda açıkça belirtilmiş birtakım davranışlardır.
Örneğin, sadakatsizlik, aile içi şiddet, terk, küçük düşürücü suç işleme veya onur kırıcı davranışlar gibi hususlar, kusur olarak değerlendirilebilir. Bu tür kusurları işlemeyen ve boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan taraf, süresiz nafakaya hak kazanabilir. Önemli olan, ekonomik olarak zor duruma düşen tarafın korunması ve bu nafaka ile yaşamını sürdürebilmesine imkân tanınmasıdır.
Süresiz nafaka kararına gerek boşanma davası sırasında gerekse boşanma kesinleştikten sonra itiraz etmek mümkündür. Boşanma aşamasında yoksulluk nafakası talepleri genellikle tedbir nafakası olarak hükmedilir ve bu süreçte nafaka miktarına veya nafaka yükümlülüğüne dair itirazlar, verilen dilekçeler aracılığıyla ileri sürülebilir. Ancak boşanma davası sonuçlanıp yerel mahkeme kararını açıkladığında, itiraz süreci istinaf yoluyla devam ettirilebilir. Türk Medeni Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, taraflar yerel mahkemenin nafaka kararını gerekçeli bir dilekçeyle bölge adliye mahkemesine taşıyabilir.

Nafaka kararının kesinleşmesi de itiraz yolunu tamamen kapatmaz. Zira Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açılmasına olanak tanır. Bu kapsamda, taraflardan biri nafaka yükümlüsünün ekonomik durumundaki değişiklikleri veya nafaka alacaklısının yoksulluk durumunun sona erdiğini ileri sürerek her zaman nafakanın iptali ya da yeniden düzenlenmesi talebiyle mahkemeye başvurabilir. Mahkemelerin nafaka kararları kesin hüküm niteliği taşımadığından, koşulların değişmesi halinde bu kararların yeniden gözden geçirilmesi mümkündür. Bu anlamda, gerek dava sürecinde verilen itiraz dilekçeleriyle, gerekse boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılacak yeni davalarla süresiz nafaka kararlarına itiraz edilebileceği unutulmamalıdır.
Yoksulluk nafakası halk arasında süresiz nafaka olarak bilinir. Belirli durumlar gerçekleştiğinde bu nafaka sona erer ya da mahkeme kararıyla kaldırılır. Sebepler Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesinde düzenlenir.
Kaldırma sebepleri ikiye ayrılır. Bir kısmı nafakayı kendiliğinden sona erdirir. Diğerlerinde nafaka yükümlüsünün dava açıp durumu ispatlaması gerekir.
İlk iki halde sonuç doğrudan doğar. Kalan üç sebepte mahkemeye başvurmak ve delil sunmak gerekir. Mahkeme, başvuruyu değerlendirip nafakanın kaldırılmasına ya da devamına karar verir.

Kendiliğinden sona eren haller dışında nafakanın kaldırılması için dava açmak gerekir. Davayı nafaka yükümlüsü açar.
Görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu davaya asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.
Yetkili mahkeme, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesidir. Dava, nafakayı alan eski eşin oturduğu yerde açılır.
Dava için süre sınırı yoktur. Kaldırma sebebi gerçekleştiğinde, yükümlü bunu öğrendiği andan itibaren her zaman dava açabilir. Dilekçede sebebin somut olayda gerçekleştiği açıkça belirtilmelidir.
Nafakanın kaldırılmasını isteyen taraf, dayandığı sebebi mahkemeye ispatlamak zorundadır. Her sebep farklı delillerle kanıtlanır.
Fiilen evli gibi yaşama iddiasında fotoğraflar, mesaj ve yazışmalar, ortak ikametgah kaydı ve tanık ifadeleri kullanılır.
Yoksulluğun ortadan kalkması iddiasında maaş bordrosu, banka hesap hareketleri, tapu ve araç kayıtları ile işe giriş belgeleri sunulur. Tanık da dinletilebilir.
Haysiyetsiz hayat sürme iddiasında tanık ifadeleri ve somut örnekler sunulur. Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı ya da suç işleme bu kapsamda değerlendirilir.
Delillerin somut ve güvenilir olması davanın sonucunu belirler. Soyut iddia tek başına yeterli değildir.
Süresiz nafakanın kaldırılması davasının süresi, çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Dava açıldıktan sonra mahkeme, taraflardan yazılı savunmalarını talep eder ve bu savunmaların incelenmesinin ardından, gerekli görülürse ek deliller veya tanık ifadeleri talep edebilir. Tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi raporlarının alınması gibi süreçler de davanın süresini uzatabilir.

Mahkeme, tüm delillerin incelenmesinin ardından kararını verir, ancak eğer taraflardan biri karara itirazda bulunursa, dava süreci istinaf veya temyiz aşamasına geçebilir ve bu da davanın uzamasına yol açabilir. Genel olarak, süresiz nafakanın kaldırılması davası 6 ay ile 1 yıl arasında bir sürede sonuçlanabilir, ancak dava süreci mahkemenin yoğunluğuna, tarafların iş birliğine ve sunulan delillere bağlı olarak daha kısa ya da daha uzun sürebilir.
Nafakanın kaldırılması davası, kaldırılacak nafakanın miktarına göre değişen harç ve masrafları içerir. 2026 yılı itibarıyla, 5.000 TL tutarındaki bir nafakanın kaldırılması için gerekli harç ve aşağıdaki gibidir. Ancak kaldırılacak nafaka miktarı arttıkça, peşin harç tutarı da artacaktır. Bu durumda, davanın masrafları da nafakanın miktarına paralel olarak yükselme gösterebilecektir. Dolayısıyla, dava açılmadan önce, kaldırılacak nafaka miktarına göre harç ve masrafların artabileceği bilinmelidir.
| 1 | Başvurma Harcı | ₺732,00 | Harç | ||
| 2 | Vekalet Harcı | ₺104,00 | Harç | ||
| 3 | Peşin Harç | ₺732,00 | Harç | ||
| 4 | Gider Avansı | ₺2.500,00 | Masraf | ||
| 5 | Vekalet Pulu (Baro Pulu) | ₺164,00 | Diğer |
Başvurma harcı, vekalet harcı ve baro pulu 2026 tarifesine göre sabittir. Peşin harç nafaka değerine göre değişebilir. Gider avansı ise taraf sayısı, tebligat ve tanık gibi kalemlere bağlı olarak dosyadan dosyaya farklılık gösterir; tabloda yaklaşık bir tutar verilmiştir.
Esasen kanun kapsamında nafaka alacaklıların yükümlülüğüne yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır ancak Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen 2. maddesi gereğince, her birey haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun hareket etmek zorundadır.
Nafaka, mahkeme kararıyla nafaka alacaklısı olan tarafa verilen bir haktır; dolayısıyla nafaka alacaklısının, nafakanın sona ermesine yol açacak bir durum meydana geldiğinde bunu mahkemeye bildirmesi gerekmektedir. Örneğin, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya fiilen evliymiş gibi bir yaşam sürmesi, nafakanın sona ermesine sebep teşkil eder. Ayrıca, nafaka alacaklısının haysiyetsiz bir yaşam tarzı benimsemesi de nafakanın kaldırılmasını gerektirir.

Nafaka alacaklısı, nafakanın sona ermesi için kanunda öngörülen sebeplerin gerçekleşmesi durumunda, nafaka ödemesinden vazgeçmek zorundadır. Diğer taraftan, nafaka alacaklısı nafaka miktarının arttırılmasını talep ediyorsa, bu talebin de hukuki dayanaklara dayalı olarak ve mahkeme kararı ile yapılması gerekmektedir. Nafaka miktarını kendi takdirine göre artırma yetkisi bulunmamaktadır. Bu bağlamda, nafaka alacaklısının tüm yükümlülükleri, dürüstlük ilkesi ve yasal çerçeveler doğrultusunda yerine getirilmelidir.
Nafaka borcunun ödenmemesi durumunda alacaklı icra takibi başlatabilir. Mahkeme ilamına dayanan yoksulluk nafakası, ilamlı icra ile takip edilir. Nafaka alacağı için borçlunun emekli maaşına dahi haciz konulabilir.
Borçlu ödemeye yanaşmazsa, alacaklı icra ceza mahkemesinden tazyik hapsi talep edebilir. Bu hapis üç aya kadardır ve borç ödendiği anda sona erer. Birikmiş nafaka alacağının zamanaşımı ve sürecin ayrıntısı için nafaka ödenmezse ne olur yazımıza bakabilirsiniz.
Süresiz nafaka birçok yargıtay kararına konu olmuştur. Süresiz nafakanın kaldırılmasına yönelik yargıtayın emsal niteliğinde kararları bulunmaktadır. Bunun yanında nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölmesi durumunda nafaka kendiliğinden son bulacaktır. Zira bu durumlar resmi kayıtlardan (nüfus kayıtları, evlenme, ölüm belgesi vb.) kolayca öğrenilebilir. Bu nedenle, mahkeme kararı gerekmeksizin, bu tür durumlardaki değişiklikler ilgili makamlar tarafından kaydedildiği ve taraflar arasında otomatik olarak uygulandığı için dava açılması gereksizdir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 23.03.2011 tarih, 2011/15558 E. , 2012/11480 K.
“…Boşanmaya sebep olan olaylarda taraflar “eşit kusurlu” iseler de, davacının evi terk edip bir başka erkekle fiilen evliymiş gibi yaşadığı, bu şekildeki yaşamının halen devam ettiği toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bir başka erkekle fiilen evliymiş gibi yaşama, bağlanmışsa yoksulluk nafakasının kaldırılması (TMK. md. 176/2) bağlanmamışsa, yoksulluk nafakası verilmemesi sebebi oluşturur. Bu husus gözetilmeden davacı yararına aylık irat şeklinde yoksulluk nafakasına hükmolunması doğru bulunmamıştır…”
Bu Yargıtay kararına göre, boşanma davalarında tarafların “eşit kusurlu” olmaları durumunda, davacının başka bir erkekle fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluk nafakasının verilmesi veya devam etmesi konusunda önemli bir etkendir. Eğer davacı, başka bir erkekle fiilen evliymiş gibi yaşamaya devam ediyorsa, bu durum yoksulluk nafakasının kaldırılmasına veya verilmemesine sebep olabilir. Bu durum göz önünde bulundurulmadan, davacı lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi , 2011/22519 E. ,2012/4388 K.
“…İrat biçiminde ödenmesine karar verilen nafaka, yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararı ile kaldırılabilir. Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Somut olayda taraflar … 6. Aile Mahkemesi’nin 18/08/2010 tarih, 2009/1555 E. 2010/970 K. sayılı kararı ile boşanmışlar ve davalı kadın boşanmadan sonra asgari ücretle çalışmaya başlamıştır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ilke olarak kabul edilmektedir. (HGK’nın 01.05.2002 gün 2-397 E-339 K. sayılı kararı)
Davalının asgari ücretle çalışması yoksulluğunu ortadan kaldırmaz, bu durum sadece nafaka miktarının tayininde rol oynar. Bu nedenle davalı kadının çalışmaya ve gelir elde etmeye başladığından bahisle yoksulluk nafakasının kaldırılması yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir…”
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ,2012/323 E. , 2012/4495 K.
“…176/3.maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın yoksulluğun ortadan kalkması halinde mahkeme kararıyla kaldırılması mümkündür. Yine, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Somut olayda tarafların 14.04.2009 tarihinde boşandıklarını, davalı kadının boşanmadan sonra annesinden kalan davalı aylığının bağlanması sebebiyle gelir elde ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ancak, Yerleşik Yargıtay’ın uygulamalarına göre asgari ücretin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı ilke olarak kabul edilmiştir (HGK’nun 1.5.2002 gün 2-397 E-339 K. Sayılı kararında olduğu gibi).
Bu nedenle davalının annesinden dolayı aldığı dul aylığı yoksulluğu ortadan kaldırmayıp, bu durumun sadece nafaka miktarının tayininde nazara alınacağı hususu gözetilmeksizin davanın tümden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, tarafların sosyal-ekonomik durumları nazara alınarak yoksulluk nafakasında hakkaniyete uygun bir indirim yapılmasıdır…”
Bu Yargıtay kararlarında ise, yoksulluk nafakasının durumu, davalı tarafın mali durumu ve yoksulluğun ortadan kalkıp kalkmadığına göre şekillenir. İki kararın ortak noktası, davalı tarafın çalışmaya başlaması veya gelir elde etmesi durumunda yoksulluk nafakasının kaldırılmasının tek başına doğru olmayacağıdır. Özellikle asgari ücretle çalışmanın yoksulluğu ortadan kaldırmadığı kabul edilmektedir.
İlk kararda, davalı kadının başka bir gelir elde etmesine rağmen nafakanın kaldırılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. Asgari ücretin, yoksulluğu ortadan kaldırmadığı kabul edilerek, nafakanın sadece miktarının belirlenmesinde etkili olacağı belirtilmiştir.
İkinci kararda ise, davalı kadının annesinden kalan dul aylığı ile gelir elde ettiği belirtilmiş, ancak bu gelirin yoksulluğu ortadan kaldırmadığı belirtilerek, nafaka miktarının belirlenmesinde bu gelir göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, yoksulluk nafakasının kaldırılmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Her iki kararda da tarafların sosyal-ekonomik durumları göz önünde bulundurularak nafaka miktarında bir değişiklik yapılması gerektiği ifade edilmiştir.
Bu başlık altında süresiz nafaka iptali ile ilgili sorularınızı cevapladık.
Süresiz nafaka, nafaka alacaklısının mali durumundaki belirgin değişiklikler veya yeniden evlenmesi gibi durumlarda kaldırılabilir. Nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir ve bu durumda somut delillerle desteklenen bir talep sunulmalıdır. Mahkeme, nafaka alacaklısının durumunu değerlendirerek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasına karar verebilir.
Ömür boyu nafaka yani süresiz nafaka, nafaka alacaklısının mali durumundaki önemli değişiklikler veya yeniden evlenmesi durumunda kaldırılabilir. Nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurulması gerekir ve değişikliklerin somut delillerle kanıtlanması gerekir. Mahkeme, nafaka alacaklısının mevcut durumuna göre karar verir.
Nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya fiilen evliymiş gibi yaşamaya başlaması durumunda iptal edilebilir. Ayrıca, alacaklının ekonomik durumunun düzelmesi veya yoksulluk halinin ortadan kalkması da iptali gerektirir. Nafaka alacaklısının ölmesi veya nafaka yükümlüsünün ölmesi de nafakanın iptaline sebep olabilir.
Nafakadan kurtulmak için, nafaka yükümlülüğünüzü sona erdirecek bir değişiklik (örneğin, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi veya ekonomik durumunun düzelmesi, haysiyetsiz bir yaşam tarzı yaşamaya başlaması) olmalıdır. Mahkemeye başvurarak nafakanın kaldırılması davası açılabilir. Mahkeme, yargılama sonucu uygun bir karar verir.
Nafaka dosyası, nafaka yükümlüsünün veya alacaklısının durumunda bir değişiklik meydana geldiğinde, ilgili mahkemeye başvurarak kapanabilir. Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi, ekonomik durumunun düzelmesi veya başka bir sebeple nafakanın kaldırılması talep edilebilir. Mahkeme, başvuruyu değerlendirip nafaka dosyasını kapatma kararı verebilir.
Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka iptali, Resmî Gazete’de yayımından 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Yeni düzenlemenin bu süre içinde, 12. Yargı Paketi kapsamında yapılması bekleniyor. Kesin tarih, kanun teklifi Meclis’e sunulunca belli olacaktır.
Süresiz nafaka, boşanma sonrası nafaka alacaklısının yoksulluk içinde yaşamaya devam etmesi durumunda bağlanır. Ayrıca, nafaka alacaklısının yeniden evlenmemesi ve mali durumu düzelmediği sürece, nafaka ödemeye devam edilebilir. Nafaka, boşanmanın ardından tarafların yaşam standartlarını dengelemek amacıyla bağlanır.
Evet. Kanunda cinsiyet ayrımı yoktur. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek ve kusuru daha ağır olmayan erkek eş de şartları varsa yoksulluk nafakası talep edebilir. Uygulamada nafakaya daha çok kadınlar lehine hükmedilmesinin sebebi hukuki bir kural değil, tarafların gelir ve çalışma durumudur.
Nafaka miktarı, tarafların mali durumlarına, ihtiyaçlarına ve yaşam standartlarına göre mahkeme tarafından belirlenir. Mahkeme, nafaka alacaklısının yoksulluk durumu ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü dikkate alır. Ayrıca, tarafların sosyal ve ekonomik koşulları, nafakanın miktarını etkileyecektir.
Süresiz nafaka, nafaka alacaklısının yaşam koşullarında önemli bir değişiklik olmayana kadar devam eder. Alacaklı yeniden evlenirse veya ekonomik durumu düzelirse nafaka sona erebilir. Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü ve alacaklının durumu da bu süreyi etkileyebilir.
Nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi halinde, nafaka yükümlülüğü otomatik olarak kalkar. Bu durum, nafakanın sona erdirilmesi için mahkemeye başvurulmasına gerek kalmadan geçerli olur.
Süresiz nafaka alan kişinin çalışmaya başlaması, nafakanın kaldırılması için tek başına yeterli bir sebep değildir. Ancak, nafaka alacaklısının ekonomik durumu önemli ölçüde düzelirse ve yoksulluk durumu ortadan kalkarsa, nafaka kaldırılabilir. Mahkeme, bu durumu değerlendirerek nafakanın kaldırılmasına veya miktarının azaltılmasına karar verebilir.
Süresiz nafaka ödenmezse, nafaka alacaklısı haciz işlemi başlatabilir ve mahkeme kararı ile nafaka ödemeleri zorla tahsil edilebilir. Ayrıca, nafaka yükümlüsü ödeme yapmadığı takdirde, hapis cezası ile karşılaşabilir. Nafaka ödememe durumunda, borçlu kişi için hapis cezası uygulanabilir.
Süresiz nafaka yükümlüsü işsiz kalırsa, nafaka ödemelerinde zorluk yaşayabilir, ancak bu durum nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Nafaka yükümlüsünün işsizlik durumu, mahkemeye başvurularak ödeme koşullarının yeniden düzenlenmesine yol açabilir. Mahkeme, ödeme gücündeki değişiklikleri dikkate alarak, nafaka miktarını azaltabilir veya geçici süreyle erteleyebilir.