Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

Mirastan mal kaçırma davası, miras bırakanın (muris), yasal mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla yaptığı muvazaalı (danışıklı) işlemlerin iptali için açılan bir dava türüdür. Hukuki olarak bu dava muris muvazaası davası olarak da adlandırılır.
Muris muvazaası, miras bırakanın malvarlığını gerçekte bir başkasına devretmediği hâlde, tapuda veya resmi belgelerde bu devir işlemini yapılmış gibi göstermesiyle ortaya çıkar. Genellikle, miras bırakan bir taşınmazını satış gibi göstererek aslında bağış yapar ya da malı bir yakınına devrederek mirasçılarını mirastan mahrum bırakmayı amaçlar. Bu tür işlemler, mirasçılar tarafından mahkemeye taşınabilir. Dava sonucunda, mahkeme yapılan işlemin muvazaalı (hileli) olduğuna karar verirse, tapu kaydı iptal edilerek mirasçılara düşen payın adil şekilde dağıtılmasını sağlar.
Mirastan mal kaçırma, miras bırakanın (muris), mirasçılarının yasal haklarını ihlal etmek amacıyla malvarlığını hileli işlemlerle başkalarına devretmesi anlamına gelir. Genellikle mirasçılardan birini kayırmak veya belirli mirasçıları mirastan mahrum bırakmak amacıyla yapılır.
Bu tür işlemler, görünüşte hukuka uygun gibi görünse de, gerçekte miras hakkının ihlal edilmesini amaçladığından hukuka aykırı kabul edilir. En yaygın mirastan mal kaçırma yöntemleri şunlardır:
Hukuki Tanımı ve Kapsamı
Türk hukukunda mirastan mal kaçırma, muris muvazaası olarak adlandırılır. Hukuki dayanakları şu düzenlemelere dayanır:
Mirastan mal kaçırma davaları, muris muvazaasının ispatlanması hâlinde mirasçıların haklarını koruyarak haksız işlemleri ortadan kaldırmayı amaçlar. Mahkemeler, miras bırakanın gerçek iradesini inceleyerek muvazaalı işlemi tespit eder ve hukuka uygun şekilde mirasçılara haklarını iade eder.

Muris muvazaası, miras bırakanın (muris), yasal mirasçılarının haklarını bilinçli olarak ihlal etmek amacıyla yaptığı hileli hukuki işlemleri ifade eder. Bu tür işlemler, genellikle mirasın adil paylaşımını engellemek amacıyla gerçekleştirilir. Muris, mallarını bir mirasçısına veya üçüncü bir kişiye devretmiş gibi göstererek, diğer mirasçıların haklarını sınırlandırmayı hedefler.
En yaygın muris muvazaası yöntemi, satış gibi gösterilen bağış işlemidir. Miras bırakan, aslında bir karşılık almadan malını bir kişiye devreder ancak tapu veya resmi belgelerde bunu bir satış olarak gösterir. Bu şekilde, diğer mirasçıların ileride miras paylaşımına dahil olmasını engellemeye çalışır.
Hukuki Tanımı
Muris muvazaası, Türk Borçlar Kanunu’nun muvazaa hükümleri ve Yargıtay içtihatları kapsamında ele alınmaktadır. Muvazaa, tarafların gerçek iradeleriyle örtüşmeyen, üçüncü kişileri aldatmaya yönelik işlemler yapmaları olarak tanımlanır.
Muris muvazaasında, miras bırakan bir hukuki işlem yapıyormuş gibi görünse de, gerçekte bu işlemin arkasında mirasçıların haklarını gasp etme amacı bulunmaktadır. Bu durum, hukuka ve hakkaniyete aykırı kabul edilir.
Muris Muvazaasının Özellikleri
Muris muvazaası davası açıldığında, mahkeme işlemde muvazaa olup olmadığını araştırır. Eğer muvazaa tespit edilirse, işlem iptal edilir ve taşınmaz veya diğer malvarlıkları miras paylaşımına dahil edilir. Bu tür davalar, mirasçıların haklarını korumak ve miras paylaşımının adil şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak açısından büyük önem taşır.
Mirastan mal kaçırma, miras bırakanın malvarlığını belirli bir mirasçıya veya üçüncü bir kişiye devrederek diğer mirasçıların haklarını ihlal etmesi durumunda ortaya çıkar. Genellikle, malvarlığı devri resmi kayıtlarda hukuka uygun bir işlem gibi gösterilir, ancak aslında mirasçılardan mal kaçırma niyeti taşır.
Bu tür hileli işlemler, miras paylaşımını adaletsiz hale getirdiği için muris muvazaası davasına konu olabilir. İşte mirastan mal kaçırmanın en yaygın görüldüğü durumlar şunlardır:
Muris muvazaası, miras bırakanın (muris), yasal mirasçılarının haklarını ihlal etmek amacıyla yaptığı hileli hukuki işlemleri ifade eder. Bu tür muvazaanın geçerli sayılabilmesi için belirli unsurların ve şartların bulunması gerekmektedir.
Bir işlemin muris muvazaası kapsamında değerlendirilmesi için aşağıdaki unsurların mevcut olması gerekir:
1.1. Görünüşte Geçerli Bir Hukuki İşlem Olması
Muris, gerçekte bağışlamak istediği bir malı, satış, ölünceye kadar bakma sözleşmesi veya borç ilişkisi gibi göstererek devreder. Resmi belgelerde işlem hukuka uygun görünse de, gerçekte mirasçıların miras haklarını gasp etmek amacı taşır. Tapuda yapılan işlem, şeklen satış gibi gözükse de, aslında malın karşılıksız devri söz konusudur.
1.2. İşlemin Asıl Amacının Mirasçıları Mirastan Mal Kaçırmak Olması
İşlem, gerçek bir satış veya devir işlemi değildir; sadece belirli mirasçılara haksız avantaj sağlamak için gerçekleştirilmiştir. Genellikle muris, bazı mirasçılarını mirastan mahrum bırakırken, belirli bir mirasçıyı kayırmayı amaçlar.
1.3. Tarafların Muvazaa (Danışıklılık) Konusunda Bilerek Hareket Etmesi
Muris ile işlemi gerçekleştiren kişi arasında gizli bir anlaşma bulunur. Muris, malını devrederken aslında mülkiyetin değişmeyeceğini bilir, ancak bunu resmi kayıtlarda farklı şekilde gösterir.
1.4. Üçüncü Kişileri Aldatma Amacı Taşıması
İşlem, mirasçıların miras paylarını azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak için yapılmıştır. Murisin gerçek iradesi ile tapuda beyan ettiği irade arasında fark bulunmaktadır.
Bir davada muris muvazaasının varlığını ispatlamak için aşağıdaki şartların bulunması gerekir:
2.1. Miras Bırakanın (Muris) Sağlığında Yapılan Bir İşlem Olması
Murisin hayattayken gerçekleştirdiği işlemler muris muvazaası kapsamında değerlendirilir. Ölümden sonra yapılan işlemler bu kapsama girmez ancak farklı miras davalarına konu olabilir.
2.2. İşlemin Muvazaalı Olduğunu Gösteren Delillerin Bulunması
Davacı mirasçılar, murisin gerçek amacının mirastan mal kaçırmak olduğunu kanıtlamak zorundadır. Tanık beyanları, tapu kayıtları, banka hareketleri, sözleşmeler gibi belgeler mahkeme sürecinde büyük önem taşır.
2.3. İşlemin Hukuka ve Hakkaniyete Aykırı Olması
İşlem, miras hukukunun temel ilkeleri olan adil miras paylaşımı ve mirasçılar arasında hakkaniyet ilkesine aykırı olmamalıdır. Mahkemeler, özellikle şu unsurları değerlendirir:
2.4. Murisin Muvazaaya Dayalı İşlemi Gerçekleştirmiş Olması
Murisin gerçekten bir satış veya bağış niyetiyle mi, yoksa mirasçılardan mal kaçırma amacıyla mı hareket ettiği araştırılır. Tapuda yapılan işlem ile gerçek hayattaki uygulamalar karşılaştırılır. Örneğin: Satış bedeli piyasa değerine uygun mu? Satış yapılan kişi, murise gerçekten bir ödeme yapmış mı? Muris, taşınmazın kullanımına devam etmiş mi?

Muris muvazaası, miras bırakanın (muris), mirasçıların yasal haklarını ihlal etmek amacıyla gerçekleştirdiği hileli işlemleri ifade eder. Bu tür işlemler, genellikle resmi kayıtlarda hukuka uygun görünse de, gerçekte mirasçıların haklarını gasbetmeyi amaçlar. Muris muvazaasının tespiti, detaylı bir inceleme ve belirli kriterlerin değerlendirilmesini gerektirir.
Muris Muvazaasının Tespiti İçin Kullanılan Yöntemler ve Kriterler:
İlgili hukuki işlemin, piyasa koşullarına ve hukuki normlara uygun olup olmadığı incelenir. Özellikle, işlemin tarafları arasındaki ilişkiler ve işlemin gerçek amacına dair ipuçları aranır.
Muris ile işlemi gerçekleştiren kişi arasındaki iletişim ve anlaşmaların detayları incelenir. Tarafların, işlemin hukuki sonuçları hakkında bilgi sahibi olup olmadığı ve niyetleri değerlendirilir.
İşlemin finansal boyutu, piyasa değerleriyle karşılaştırılır. Özellikle, satış bedelleri, ödeme koşulları ve diğer mali detaylar scrutinize edilir.
Mirasçıların, işlemin ardından gösterdiği tepkiler, itirazlar veya onaylar değerlendirilir. Bu tepkiler, işlemin şeffaflığı ve adilliği hakkında ipuçları sunabilir.
Tanık ifadeleri, yazılı belgeler, elektronik iletişim kayıtları ve diğer fiziksel deliller toplanır. Bu deliller, işlemin gerçek amacını ve tarafların niyetlerini aydınlatmada kullanılır.
Bu yöntemler ve kriterler, muris muvazaasının tespitinde kullanılan genel yaklaşımlardır. Her durumun kendine özgü koşulları ve detayları olabileceğinden, uzman hukukçular ve mahkemeler, somut olaya özel değerlendirmeler yaparak sonuca ulaşırlar.
Türk Medeni Kanunu (TMK), mirasçılar arasındaki hakların korunmasını amaçlar. Ancak, bazı durumlarda miras bırakan (muris), mirasçılarının haklarını ihlal etmek amacıyla malvarlığını devredebilir. Mirasçılar, mal kaçırma durumunu fark ettiklerinde, muris muvazaası davası veya iptal davası açarak, hukuki süreç başlatabilirler. Mahkeme, yapılan işlemi geçersiz sayarak malın doğru şekilde mirasçılar arasında paylaşılmasını sağlar.
Muris, malını gerçekte bağış yapma amacıyla devredip, satış veya başka bir işlemi göstererek mirasçılarından mal kaçırmayı hedefleyebilir. Bu durumda, muris muvazaası davası açılabilir. Bu dava, yapılan işlemin geçersiz sayılmasını sağlar ve mal, mirasçılar arasında adil bir şekilde paylaşılır.
Miras bırakan, malını hukuki görünümde satış yapmış gibi göstererek devredebilir. Mirasçılar, iptal davası açarak, bu işlemi geçersiz kılabilir. Mahkeme, işlemin gerçekte mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığını değerlendirir ve geçersiz sayılmasına karar verir.
Eğer asıl mirasçılar mal kaçırma davası açmıyorsa, yedek mirasçılar da bu hakları kullanabilir. Yedek mirasçılar, miras bırakanın malını ihlal eden işlemleri dava edebilirler.
Mirasçılar, muris muvazaası davasında, işlemin muvazaa olduğunu ispatlamak zorundadır. Tapu kayıtları, banka hareketleri, sözleşmeler gibi deliller, mahkemeye başvururken önemli rol oynar. Mahkeme, işlemin gerçek amacını ve tarafların niyetlerini araştırarak karar verir.
Mirastan Mal Kaçırma Davası, miras bırakanın (muris) mirasçılarının haklarını ihlal etmek amacıyla yaptığı hileli işlemleri geçersiz kılmak için açılan bir davadır. Bu tür davalar, murisin malını mirasçılarından gizlice veya hileli yollarla devretmesi durumunda devreye girer.
Genellikle, mirasçıların haklarını ihlal etmek amacıyla yapılan bağışlar, satışlar veya diğer mal devir işlemleri, muris muvazaası olarak adlandırılır. Bu tür işlemler, hukuken geçerli görünse de aslında mirasçılara mal kaçırmak amacı taşır.
Mirastan mal kaçırma davası, mirasçılar tarafından açılabilir ve amacı, murisin yaptığı işlemin geçersiz sayılmasını sağlamak ve malvarlığının doğru bir şekilde paylaşılmasını sağlamaktır. Bu davada, mirasçılar, yapılan işlemin gerçek amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu ispatlamak zorundadır. Mahkeme, işlemi iptal ederek malın mirasçılar arasında adil bir şekilde paylaşılmasını sağlar.
Mirastan mal kaçırma davası, miras bırakanın (muris), mirasçılarının haklarını ihlal etmek amacıyla yaptığı hileli işlemleri geçersiz kılmak için açılır. Bu dava, genellikle muris muvazaası (mal kaçırma amacıyla yapılan işlemler) iddiasıyla açılır.
1.Davayı Kimler Açabilir?
Mirastan mal kaçırma davası, mirasçılar tarafından açılabilir. Mirasçılar, murisin malını devrederken hukuka aykırı bir işlem yapıldığını ve malın mirasçılardan kaçırıldığını iddia ediyorsa, dava açma hakkına sahiptirler.
Dava açmadan önce, murisin yaptığı işlemin hileli olduğunu ispatlamak için deliller toplanmalıdır. Bu deliller şunlar olabilir:
Mirastan mal kaçırma davası, genellikle muris muvazaası davası olarak açılır. Bu dava, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür. Eğer dava, taşınmaz malın devriyle ilgili ise, taşınmazın bulunduğu yerdeki mahkemede açılır.
Dava açarken, bir dilekçe hazırlanmalıdır. Dilekçede şunlar yer alır:
Dilekçe, mahkemeye sunulur ve dava başlatılır. Dava açıldıktan sonra, mahkeme tarafından bir duruşma tarihi belirlenir.
Mahkeme sürecinde, mirasçıların ve diğer tarafların beyanları alınır. Mahkeme, işlemin muvazaalı olup olmadığını değerlendirir. Eğer işlemde hileli bir amaç bulunuyorsa, mahkeme, işlemi geçersiz kılabilir ve malvarlığının mirasçılar arasında doğru bir şekilde paylaştırılmasını sağlar.
Mahkeme, yapılan işlemi iptal edebilir ve mirasçılara malın geri verilmesini sağlar. Ayrıca, mal kaçırma durumunun tespit edilmesi halinde, tazminat talebi de gündeme gelebilir.
Mirastan mal kaçırma davası, mirasçılar için oldukça önemli bir hukuki yoldur. Bu davayı açmak için, işlemin hileli olduğunu kanıtlamak ve doğru delilleri sunmak gerekir. Mahkeme, yapılan işlemi değerlendirerek mirasçılara zarar vermeyi amaçlayan hileli işlemi geçersiz kılabilir.
Mirastan mal kaçırma davası, miras bırakanın (muris), mirasçılarının haklarını ihlal ederek malını hileli yollarla devretmesi durumunda açılır. Bu dava, genellikle muris muvazaası iddiası ile açılır ve amaç, yapılan işlemin geçersiz sayılmasını sağlamaktır.
Bu davayı, yasal mirasçılar (çocuklar, eş, anne-baba) ve vasiyetle atanmış mirasçılar açabilir. Mirasçılar, murisin yaptığı işlemin gerçekte mirasçılarından mal kaçırma amacı taşıdığını düşünüyorsa, işlemi geçersiz kılmak için dava açabilirler.
Ayrıca, yedek mirasçılar da asıl mirasçılar dava açmadığı takdirde bu davayı açabilir. Yedek mirasçılar, miras bırakanın malını ihlal eden işlemleri dava edebilirler. Bu dava sonucunda, mahkeme yapılan işlemi iptal edebilir ve malın mirasçılar arasında adil bir şekilde paylaşılmasını sağlar.

Mirastan mal kaçırma davasında görevli ve yetkili mahkeme, davanın türüne ve konusuna göre belirlenir. Bu dava, genellikle muris muvazaası (mal kaçırma amacıyla yapılan işlemler) iddiasıyla açılır ve Türk Medeni Kanunu (TMK) çerçevesinde ele alınır.
Mirastan mal kaçırma davası, Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür. Çünkü bu dava, mal varlığının mirasçılar arasında paylaştırılması ile ilgili bir uyuşmazlık oluşturur ve hukuki nitelik taşır.
Davanın yetkili mahkemesi, genellikle taşınmaz mal ile ilgili davalarda, taşınmazın bulunduğu yerin Asliye Hukuk Mahkemesi olacaktır. Yani, miras bırakanın mal varlığı taşınmaz ise, bu taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Mirastan mal kaçırma davası açıldığında, davacılar (mirasçılar) murisin yaptığı işlemin hileli olduğunu ve mirasçılarına mal kaçırılmak istendiğini ispatlamak zorundadır. Bu tür davalar, genellikle muris muvazaası iddiası ile açılır ve mahkeme, işlemin gerçek amacını ve hukuki geçerliliğini belirlemek için çeşitli delillerin sunulmasını talep eder.
Mirasçılar, mirastan mal kaçırma davasında, murisin yaptığı işlemin hileli ve gerçek amacının mal kaçırmak olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle, dava sürecinde sunulacak deliller büyük önem taşır. Deliller, işlemin muvazaalı olduğunu ortaya koymalıdır.
Mirastan mal kaçırma davasında kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Mirastan mal kaçırma davasında, davanın açan taraf (mirasçılar) işlemin hileli olduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Bu sebeple, sunulacak delillerin güçlü olması gerekir. Mahkeme, işlemin geçerli olup olmadığını değerlendirirken, sunulan deliller ışığında murisin gerçek iradesi ile resmi belgelerdeki işlemi karşılaştırır.
Mahkeme, mirastan mal kaçırma davasında, sunulan delilleri inceleyerek işlemin muvazaalı olup olmadığını belirler. Eğer deliller, murisin gerçek niyetinin mal kaçırmak olduğunu ortaya koyuyorsa, mahkeme işlemi geçersiz sayabilir. Ayrıca, işlemin hukuka aykırı olduğunu kabul ederse, mirasçılara malın geri verilmesini kararlaştırabilir.Formun Altı
Mirastan mal kaçırma davalarında tanık beyanları, önemli bir delil kaynağıdır. Tanıklar, murisin mal devri esnasındaki gerçek niyetini ve amacını açıklayarak davaya ışık tutabilirler. Özellikle murisin malını hileli bir şekilde devretmek için yaptığı işlemleri ispatlamak adına tanıkların verdikleri ifadeler, davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Tanıklar, murisin yaptığı işlem sırasında söylediklerini, işlemi gerçekleştirdiği kişilerle olan ilişkisini ve genel tutumunu mahkemeye aktarma fırsatı bulurlar. Bu beyanlar, işlemin hukuki niteliğini ve murisin gerçek amacını ortaya koymada kritik rol oynar. Tanıklar, murisin mirasçılardan mal kaçırmayı hedefleyip hedeflemediğini anlamada mahkemeye yardımcı olabilirler.
Somut delillerin yetersiz olduğu veya bulunamadığı durumlarda, tanık beyanları devreye girerek davanın seyrine katkı sağlar. Tanıkların ifadeleri, murisin niyetine dair doğrudan bilgi sunarak mahkemelerin doğru kararlar almasına yardımcı olabilir.
Muris muvazaası nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davaları, mirasçılarının haklarını ihlal eden hileli işlemlerin geçersiz sayılmasını sağlamak ve taşınmazların gerçek maliklerine tescil edilmesi için yapılır. Bu dava, murisin mal kaçırma amacıyla yaptığı işlemlerin geçersiz olduğu ve muvazaa içerdiği iddiasına dayanır.
Davanın açılabilmesi için, mirasçının miras hakkının ihlal edildiğini ispatlaması gerekir. Muris hayatta iken açılmayan bu dava, sadece murisin ölümünden sonra açılabilir. Ayrıca, dava açan kişi, işlemin muvazaalı olduğunu ispatlamak için somut deliller sunmalıdır. Bu deliller, tapu kayıtları, banka hareketleri, sözleşmeler ve tanık beyanları olabilir. Mirasçılar, bu delillerle işlemin gerçek amacının mal kaçırmak olduğunu ve işlemin geçersiz olduğunu kanıtlamak zorundadır.
Görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup, yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Davada, murisin gerçek niyetini ortaya koymak adına tanık beyanları ve diğer deliller büyük önem taşır. Mahkeme, sunulan deliller ışığında işlemin muvazaa içerdiğine karar verir ve tapu kaydının iptaline, taşınmazın gerçek malik adına tescil edilmesine hükmeder.
Mirasçılardan mal kaçırılması durumunda yapılması gerekenler, mirasçıların haklarını korumak ve miras paylarını elde edebilmek için oldukça önemlidir. Bu süreçte doğru adımların atılması ve güçlü delillerin sunulması, davanın başarılı bir şekilde sonuçlanmasını sağlar. Bu durumda izlenmesi gereken adımlar şu şekildedir:
Mirastan mal kaçırılması, diğer mirasçıların haklarını ciddi şekilde ihlal edebilir. Mirastan mal kaçırılması durumunda, diğer mirasçıların haklarını korumak için izlenmesi gereken yollar şunlardır:
Mirastan mal kaçırma davası için belirli bir zamanaşımı süresi bulunmaktadır. Ancak, bu süre, davanın türüne ve içeriğine göre farklılık gösterebilir.
Muris Muvazaası Davası: Miras bırakanın (muris), malını mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla hileli bir şekilde devretmesi durumudur. Muris muvazaası davalarında, Türk Medeni Kanunu’nda doğrudan belirtilmiş bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Ancak, bu tür davalarda mirasçılar, muvazaalı işlemi öğrendikleri tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açmalıdır. Bu süre, mirasçının muvazaalı işlemi öğrendiği tarihten itibaren başlar.
Tapu İptali ve Tescil Davası: Mirasçılar, tapuda muvazaalı bir işlemi fark ettiklerinde, 10 yıl içinde tapu iptali ve tescil davası açabilirler. Ancak, muris muvazaası davası ile tapu iptali ve tescil davasının zamanaşımı süreleri birbirinden bağımsızdır. Yani, her iki dava için geçerli olan süreler farklıdır ve bir davanın zamanaşımı süresi diğerini etkilemez.
Saklı pay, Türk Medeni Kanunu’na göre, miras bırakanın, mirasçılarına bırakması gereken, yasal olarak belirli bir paya sahip oldukları miktarı ifade eder. Miras bırakan, bu payları istese de mirasçılarından alamaz ya da onları miras dışında bırakamaz. Saklı pay sahipleri, yalnızca miras bırakanın yasal mirasçılarıdır (örneğin çocuklar, eş ve anne-baba).
Saklı Pay Sahiplerinin Hakları:
Saklı pay, miras bırakanın, mirasçılarının yasal hakkıdır. Yani, miras bırakan, bu payları devretse dahi, mirasçılar saklı paylarına sahip çıkabilir. Saklı pay, sadece yasal mirasçılara tanınır. Bu, çocuklar (ve onların yokluğunda torunlar), eş ve bazı durumlarda anne-baba olabilir.
Saklı pay, mirasçının en az alması gereken paydır. Örneğin, bir çocuk, saklı payını almayı garanti eden bir haktan yararlanır ve bu pay, miras bırakanın tasarrufuna rağmen korunur.
Tenkis Davası:
Tenkis davası, saklı pay sahibinin, miras bırakanın yaptığı muvazaalı işlemler veya hileli devirler sonucu saklı payının eksiltilmesini engellemek için açtığı bir davadır. Tenkis, miras bırakanın yaptığı aşırı bağışlar veya muvazaalı işlemler nedeniyle, saklı pay sahiplerinin haklarının ihlali durumunda saklı payların yeniden belirlenmesi için yapılır. Tenkis davası, miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir ve mirasçılar, saklı paylarını korumak için bu davayı açma hakkına sahiptirler.
Tenkis Davası Nasıl Açılır?
Tenkis Davasında Zamanaşımı Süresi:
Miras bırakan, sağlığında mal varlığını, başkalarına bağışlayabilir. Bu bağışlar, genellikle bir hibe olarak yapılır ve bağışlanan malın mülkiyeti, alıcıya geçer. Ancak, bu bağışların saklı pay sahiplerinin haklarını ihlal etmemesi gerekir.
Bağış yapılırken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar şunlardır:
Bağışlar, miras bırakanın özel iradesine dayanarak yapılır ve bağışlanan mal, alıcıya devredilir. Ancak, bağışın etkisi, saklı pay sahiplerinin hakları açısından oldukça önemlidir.
Saklı Pay Sahiplerinin Hakları:
Miras bırakanın yaptığı bağışlar, saklı pay sahiplerinin haklarını ihlal ediyorsa bu bağışlara karşı tenkis davası açılabilir. Saklı pay, mirasçının kanuni hakkıdır ve miras bırakanın bu hakkı aşarak bağış yapması mümkün değildir. Saklı pay sahipleri, bağışlanan malı geri almak için dava açabilirler.
Tenkis Davası:
Miras bırakanın yaptığı bağışlar, saklı pay sahiplerinin payını aşacak şekilde yapılmışsa, bu durumda saklı pay sahipleri tenkis davası açabilirler. Tenkis davası, mirasçının yasal haklarını koruyarak, saklı payların eski haline getirilmesini sağlar.
Bağış işlemi, miras bırakanın mal varlığından yapılan şeffaf bir işlem ise ve saklı payları ihlal etmiyorsa, bu durumda bağış geçerliliğini korur. Ancak, mirasçılar bu bağışı gerçek olmayan bir işlem olarak değerlendirirse, bağışın geçersiz sayılması mümkün olabilir.
Bağışın Geçersizliği:
Bağış, sadece saklı pay sahibi mirasçıların haklarına zarar veriyorsa geçersiz hale gelebilir. Örneğin, miras bırakan bir çocuğuna tüm malını bağışlar ve diğer çocukları bu işlemden mahrum kalırsa, diğer çocuklar bu bağışa itiraz edebilir.
Bağışların Tenkis Edilmesi ve İptali:
Bağışlar, mirasçılar tarafından tenkis davasıyla iptal edilebilir. Mirasçıların saklı paylarının korunması için, yapılan bağışlar, adil olmayan bir şekilde yapılmışsa, saklı pay sahipleri tarafından geri alınabilir.
Muris muvazaası ve tenkis davası, mirasçılar arasındaki hakların korunması için açılan farklı davalardır. Ancak her iki dava da farklı durumları ve hukuki temelleri ifade eder.
| Konu | Muris Muvazaası | Tenkis |
| Tanım | Miras bırakanın, mirasçılarının haklarını ihlal etmek amacıyla yaptığı hileli işlemleri geçersiz kılmak için açılır. | Miras bırakanın yaptığı bağışlarla saklı pay sahiplerinin haklarının ihlal edilmesi durumunda açılır. |
| Amacı | Mirasçılara mal kaçırılmasını engellemek ve muvazaalı işlemleri geçersiz kılmak. | Saklı pay sahiplerinin haklarını korumak ve mirasçıların kendilerine ait payları alabilmesini sağlamak. |
| İlgili İşlemler | Hileli bağış, satış veya devralma işlemleri. | Bağış işlemleri. |
| Zamanaşımı | Mirasçının işlemi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl. | Bağıştan haberdar olduktan sonra 1 yıl, ancak bağıştan itibaren 10 yıl içinde. |
| Sonuçlar | Hileli işlemler geçersiz kılınır, mal gerçek mirasçılara devredilir. | Saklı pay sahiplerinin payları geri alınır. |

Mirasçılara mal kaçırma, yalnızca hileli ve adaletsiz bir şekilde yapılmış işlemleri kapsar. Miras bırakanın malını, yasal çerçevede ve geçerli bir şekilde, örneğin bağış yaparak veya satışı gerçek bir ticari işlem olarak yapması mal kaçırma sayılmaz.
Evet, kişi sağlığında malını istediği kişiye verebilir. Ancak, bu işlem diğer mirasçıların haklarını ihlal etmiyorsa geçerlidir. Eğer mal, saklı pay sahiplerinin haklarını ihlal ediyorsa, tenkis davası açılabilir.
Eğer bağış işlemi, mirasçının saklı payını ihlal ediyor ve muvazaa varsa, mahkeme bu tapuyu iptal edebilir. Aksi takdirde, bağış işlemi geçerlidir.
Miras bırakan, tüm malını bir çocuğa bırakabilir. Ancak, diğer mirasçılar, saklı pay haklarının ihlal edildiğini düşünüyorsa, bu durumda tenkis davası açabilirler.
Evet, kişi sağlığında malını dilediği kişiye verebilir. Ancak, bu işlem saklı payları ihlal etmeyecek şekilde yapılmalıdır.
Eğer babanın verdiği tapu, mirasçıların haklarını ihlal ediyorsa ve muvazaalı bir işlemse, bu tapu mahkeme tarafından iptal edilebilir. Gerçek bir satış ise tapu bozulmaz.
Eğer satış işlemi gerçekse ve piyasa koşullarına uygunsa, bu işlem geçerlidir. Ancak, bu işlemde muvazaa söz konusuysa, tapu iptal edilebilir.
Mal kaçırma, bağış, satış, devir, kira sözleşmesi, vasiyetname gibi yollarla yapılabilir. Hileli işlemler, muvazaa ile mal kaçırma anlamına gelir.
Muris muvazaası, yapılan işlemin geçersiz sayılmasına yol açar. Mirasçılar, haklarını korumak için bu işlemleri geçersiz kılabilirler.
Mirasçılar, muris muvazaasını delillerle ispat edebilirler. Tapu kayıtları, sözleşmeler, banka hareketleri, tanık beyanları ve diğer belgeler bu süreçte önemli delillerdir.
Mirastan mal kaçırma davasında Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir. Miras hukukuna ilişkin davalar, bu mahkemede görülür.
Delil olarak tapu kayıtları, sözleşmeler, banka hareketleri, tanık beyanları, yazılı belgeler ve diğer somut veriler kullanılabilir. Muvazaa, bu delillerle ispat edilmeye çalışılır.
Evet, tanık beyanları mirastan mal kaçırma davalarında geçerli olabilir. Tanıkların gözlemleri, işlemin muvazaa içerdiğine dair önemli deliller sunabilir.
Evet, miras bırakanın ölümünden önce yaptığı bağışlar, saklı pay haklarını ihlal ediyorsa iptal edilebilir. Mirasçılar tenkis davası açarak bu bağışların geçersiz olmasını sağlayabilirler.
Evet, bağış yoluyla mal kaçırma davası açılabilir. Eğer bağış işlemi saklı payı ihlal ediyorsa, mirasçılar bu bağışı iptal ettirmek için dava açabilir.
Hayır, mirasçılardan biri, diğer mirasçılara haber vermeden mal devredemez. Mirasçıların hakları korunmalıdır, aksi takdirde mal kaçırma davası açılabilir.
Hayır, miras bırakan yasal olarak tüm mirasçıları mirastan tamamen mahrum edemez. Ancak, yasal paylara uygun olmayan işlemler iptal edilebilir.
Vasiyetname yoluyla mal kaçırma mümkündür, ancak vasiyet, diğer mirasçının haklarını ihlal ediyorsa, mirasçılar tenkis davası açabilir.
Evet, mirastan mal kaçırma davası açma süresi vardır. Ancak bu süre, mirasçının mal kaçırmayı öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, hukuki işlem ve muvazaalı işlemin yapıldığı tarihten başlayarak, mirasçının durumu öğrendiği tarihte işlemeye başlar. Zamanaşımı süresi, davanın açılabilirliğini etkiler ve bu sürenin aşılması durumunda dava reddedilebilir.
Mirastan mal kaçırma davası, delillerin toplanması ve mahkeme yoğunluğuna göre değişir, ancak genellikle 6 ay ile 2 yıl arasında sürebilir.
Mahkeme, muvazaalı işlemi geçersiz sayarsa, mal ilgili mirasçılara geri verilir ve yasal paylaşım yapılır.
Evet, miras bırakanın ölümünden önce yaptığı satış işlemi, hileli veya muvazaalı bir işlemse iptal edilebilir.
Mirasçılar, tapu kayıtlarını ve diğer belgeleri inceleyerek mal kaçırıldığını öğrenebilirler. Şüpheli işlemler hakkında dava açılabilir.
Hayır, mirastan mal kaçırma davalarında arabuluculuk zorunlu değildir. Ancak, taraflar arabuluculuk yoluyla anlaşabilirler.
Bir mirasçı mal kaçırmaya ortak olursa, o kişi de hukuki sorumluluk taşır ve mahkeme tarafından malın geri verilmesine karar verilebilir.
Evet, mirastan mal kaçırma davası sırasında ihtiyati tedbir kararı alınabilir. Bu karar, malın devredilmesini engellemeye yönelik olur.
Evet, tapuya ihtiyati tedbir koydurulabilir. Böylece, malın devri geçici olarak engellenebilir.