Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

Hukuki süreçlerde mahkemelerin verdiği kararların icraya konulması, birçok kişi ve kurum için önemli bir adımdır. Ancak, her mahkeme kararı kesinleşmeden doğrudan icra edilemez. Türk hukukunda, kesinleşme şartına bağlı kararlar ile kesinleşmeden icraya konulabilecek kararlar arasında önemli farklar bulunmaktadır. Özellikle, tarafların itiraz ve temyiz haklarını kullanabilmesi adına bazı kararların kesinleşmesi zorunludur. Kesinleşmeden icra edilemeyen kararlar nelerdir? Hangi durumlarda kararların icraya konulabilmesi için kesinleşmesi gerekir? Bu makalede, yasal düzenlemeler ve mahkeme kararlarının icraya konu edilme süreçleri detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Konuya dair detayları öğrenmek için okumaya devam edin!
Mahkeme kararının kesinleşmesi; mahkemece verilen karara karşı tarafların itiraz etmemesi veya itiraz sonucu verilecek karara karşı herhangi bir kanun yolu kalmaması ile yargılamanın sona ermesi halidir. İlam terimi ise mahkeme kararı anlamına gelmektedir. Kural olarak mahkeme kararının yani ilamın kesinleşmesi beklenmeden icra edilebilir ancak bu her dava için söz konusu değildir.
Kural olarak kesinleşmeden icraya konulamayan ilamlar olduğu gibi ve kesinleşmeden icraya konulabilen ilamlar da vardır. Kesinleşmeden icraya konulamayan ilamlar şu şekildedir:
HMK 367/2 .maddesi gereğince “ Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.” Denilmiştir. Bu doğrultuda ilgili düzenleme kapsamına girer kararların icrası için kesinleşme gerekmektedir.
Gayrimenkulün aynı ifadesi, doğrudan sicile dayalı mülkiyete ve onun kullanım şekline bağlı olduğunu ifade eder. Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince gayrimenkulle ilişkili ayni haklar hakkındaki kararlar kesinleşmeden icraya konulamayan ilamlar arasındadır. Genel olarak;
Kesinleşmeden icra edilemez.
Türk Medeni Kanunu uyarınca aile ve kişiler hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmeden icraya konulamaz. Bu davalara Boşanma davası ve velayet davası örnek verilebilir. Ancak unutulmamalıdır ki; nafaka davalarında verilen kararlar bu istisnanın dışında kalır. Yoksulluk nafakasının kaldırılması davası kararları, nafaka artırım davası kararları, verilen nafakanın kaldırılmasına dair kararlar kesinleşmeden icraya konulamayan ilamlardandır. Genel olarak;
Kural olarak Marka hakkı ve patent hakkına ilişkin davalarda kesinleşmeden icra edilmezler. Bu davalar;
Kira bedeli tespit davalarını özetlemek gerekirse; kiracı ve ev sahibi arasındaki, kira bedelinin belirlenmesi konusundaki anlaşmazlıklara dair açılan davalardır. Bu tür davalarda mahkemece kira bedeli tespit edilir. Kira tespit davaları eda niteliği taşıdığı için bu davalarda verilen hüküm kesinleşmeden icraya konulamayan ilam niteliği taşımaktadır.
Hizmet tespit davası işçi tarafından açılan, işverenin sigortalı çalışan olarak Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği, prim ödemelerinde eksik olduğu durumlarda açılan bir dava türüdür. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca hizmet tespit davalarına verilen kararlar kesinleşmeden icraya konulamazlar.
Yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfiz edilebilinmesi için kesinleşmiş olması gerekir. Ara, sulh, geçici kararlar gibi kesinleşmemiş kararlar Türk Mahkemelerinde tanınmaz ve tenfiz edilmez.
İİK düzenlemesi kapsamında bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemilere bunlarla ilgili ayni haklara ilişkin ilamların icra edilmesi kesinleşme şartına bağlıdır.
Ceza mahkûmiyetleri kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardandır. Dolayısıyla yargılama gideri, tazminat gibi ücretler de hükmün kesinleşmesine bağlıdır. Ceza mahkemesi kararı istinaf ve temyiz yollarından geçtikten sonra kesinleşir. Dolayısıyla ceza mahkemesi kararları kesinleşmeden icraya konulamazlar.
İcra İflas Kanunu’nun 72. Maddesi’nin 6. Fıkrası uyarınca menfi tespit davasının kabulüne karar verilen ilamda alacak, ilam kesinleşmeden icraya konulamaz.
Sayıştay kararlarından edaya ilişkin bir hüküm içeren kararlar da kesinleşmeden icraya konulamayan kararlar arasındadır.
İstihkak davasının kabulüne ilişkin karar dediğimiz kararlar mülkiyet tespiti ile alakalıdır. Dolayısıyla kesinleşmeden icraya konulamazlar. Ancak istihkak davası ret edilmiş ise redde ilişkin bu kararın icraya konması için kesinleşmiş olması aranmaz.

Öncelikle bilmek gerekir ki; kanun yolunun kullanılması mahkeme veya hâkimce verilen hükmün bir üst merci tarafından hukuken denetiminin yapılmasıdır. Mahkeme kararının kesinleşmesi; olağan kanun yollarının tükenmesi ile oluşur. Kanun gereği kesinleşmeden icraya konulamayacak bir ilam söz konusu ise; O ilamın takip tarihinde kesinleşmiş olması gerekir. Eğer takip tarihinde değil de takip sırasında kesinleşse bile şikâyet edilmesi üzerine bahsi geçem ilamlı takip iptal edilir.
Yukarıda da belirttiğimiz üzere bazı ilamlar, kesinleşmeden icraya konulamaz. Nitekim yazımızın genel konusu da budur. Fakat kesinleşmeden icraya konu edilebilen ilamlar da vardır. Kesinleşmeden icraya konu edilebilen kararlar da şu şekildedir;
Mahkeme ilamının kesinleşmesinden önce icraya konulabilecek ilamlara; Nafakaya ilişkin hükümler, boşanma davasına ilişkin bazı kararlar (ziynet eşyası bedeli gibi), kiraya verilmiş taşınmazın tahliyesiyle alakalı ilamlar örnek verilebilir. Eğer kanunen icra takibinin yerine getirilmesi için kararın kesinleşmesi gerekiyorsa takibin yapılacağı tarihte kesinleşmiş olmalıdır. Kesinleşmeden icraya konursa şikâyet hakkı doğar. Bu durumda borçlunun icra mahkemesinden şikayet yolu ile takibin iptalini istemek hakkı doğar.
Yukarıdaki yazımızda yer verdiğimiz gibi kesinleşmeden icraya konan bir ilam söz konusu ise borçlunun şikâyet etme hakkı vardır. İcra İflas Kanunu uyarınca bu şikâyet hakkı için bir süre öngörülmemiştir. Çünkü bahsi geçen şikâyet hakkı kamu düzenine ilişkindir ve bir süre sınırı yoktur. Kesinleşmemiş ilamın icraya konması ancak borçlunun şikâyeti üstüne icra mahkemesinin kararı ile iptal edilir.
İcra İflas Kanunu’nda; mahkeme kararlarının kesinleşmesi sonrasındaki takip sürecinin nasıl ilerleyeceği kapsamlı olarak açıklanmıştır. İlamlı icrada takip aşamaları şu şekildedir:
Lehe verilen mahkeme kararı sonrası eğer bu karar para borcunu içeriyorsa ve karşı tarafın bu para borcunu ödeyemeyeceği düşünülüyorsa; mahkeme kararına yani ilama dayalı icra takibi başlatılır. Bu yol karşı taraftan tahsil edilmesi gereken para borcunun tahsil edilmesini sağlar. Ki sadece para borcu değil yapılacak bir iş veya çocuk teslimi veya bir eşyanın teslimi de icra takibine konu olabilecektir. Mahkeme kararları yanında mahkeme huzurundaki; kabul, feragat, sulh, noter senedi gibi belgeler de ilamlı icraya konu olabilmektedir. Yurtdışındaki Türk Konsolosluğu’nda düzenlen noter senedi yerine geçecek belgeler de ilamlı icra konusu olabilmektedir.
İzahı olunan nitelikleri taşıyan belge ile bir icra takibi başlatılır akabinde borçlu tarafa takip talebi ve ödeme emri gönderilir. Şayet süresi içerisinde ödeme emrine borçlu taraf itirazda bulunmaz ise icra takibi kesinleşecektir. Borcu yerine getirmeyen borçlunun mallarına karşı haciz işlemleri başlatılır. Başlatılan haciz işlemleri borçlu tarafın sahibi olduğu mallara veya banka hesaplarına konabilmektedir. Şayet eksik ya da yanlış bir işlem yapılırsa icra takip süreci iptal edilebilir. Birçok kişinin aklına ilamlı icra takibinin nerede yapılacağı sorusu gelmektedir. İlamlı icra söz konusu ise Türkiye’de yer alan herhangi bir icra dairesinde takip işlemleri yapılabilir. İlamsız icra takibi durumunda ise doğrudan icra dairesine başvurmak mümkündür.

Kesinleşmeden icraya konulamayan icra kararlarına örnek olarak aşağıda yer verdiğimiz ilamlar sayılabilir:
Taşınmaz aynı; taşınmaz veya taşınır mallara dair hak sahibine yetki veren ve herkese karşı ileri sürülebilen haklardır. Bu haklar mülkiyet hakkı, irtifak Hakkı, Rehin Hakkı, Taşınmaz Yükü olarak tanımlamakta mümkündür. Taşınmaza mülkiyet, zilyetlik veya alıkoyma gibi davalar örnek verilebilir. Bu davalar taşınmazın bulunduğu yerde açılmalıdır.
İlam mahkeme tarafından verilen karardır. İlamlar verildikleri anda icra edile bilinir; hükmün kesinleşmesi aranmaz ancak; Kanunen icra takibinin başlatılabilmesi için kararın kesinleşmesi bir gereklilik ise takip alınana kadar karar kesinleşmelidir.
Ceza ilamlarının icraya konabilmesi için kesinleşmesi şarttır. Çünkü ceza mahkûmiyet hükümleri kesinleşmeden icraya konulamaz.
Üst yazımızda yer verdiğimiz gibi ceza ilamlarının icraya konabilmesi için kesinleşmesi gerekmektedir. Nitekim hükmün kesinleşmesiyle bağlı olan avukatlık ücreti, yargılama gideri gibi ödemeler de icra edilecekse kararın kesinleşmesi gerekir.
İş Kanunu gereği işe iade davası haricindeki iş davaları kesinleşmeden de icra edilebilen kararlardır.
İş Kanunu 21. Madde 6.Fıkrasında yer verildiği üzere işe iadeye dair ilamlar tespit hükmü içerdiğinden kesin hüküm gelmeden icraya konamamaktadır. Doğal olarak işe iade dosyasındaki vekâlet ücretinin icraya konması için de kesinleşmeden icraya konulamaz
Aile hukuku ile kişiler hukukuna dair kararlar da kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardandır. Bu hüküm hem Türk Medeni Kanunu hem de Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca güvenceye alınmıştır.
Maddi tazminat davası kesinleşmeden icraya konabilen kararlar arasında yer alır. Ancak boşanma davasından kaynaklanan maddi tazminat taleplerinin tahsili kesinleşmeden icraya konulamaz. Keza manevi tazminat talebi de bu duruma dâhildir. Çünkü temelde bunlar aslın rejimine tabidirler. Aslın rejimine tabi olmak ile kastedilen bu tazminat taleplerinin boşanma davası sebebiyle istenmesidir. Yukarıda da açıklandığı gibi boşanma davası kesinleşmeden icraya konulamayan bir dava türüdür.
Gayrimenkul aynına bağlı olan; mülkiyet tespiti gibi davalar Hukuk Muhakemeleri Kanunu 443. Maddesi ve 4. Fıkrası uyarınca kesinleşmeden icraya konamaz.
Mülkiyetin tespiti davasında olduğu gibi kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar da kesinleşmeden icraya konulamayan davalardır. Bunun sebebi şudur: Taşınmazın aynına ilişkin ilamlar diğer ayni hakları da etkiler. Dolayısıyla mahkeme kararı kesinleşmeden icraya konulamaz.
Taşınmaz tahliyesi için verilen karar; taşınmaz aynı hakkına ilişkin değildir. Dolayısıyla buradan kararın kesinleşmesine gerek kalmadan da icra takibi yapılabileceği anlamı çıkar. Kiracı durumundaki kişi ilamlı icra takibine itiraz ederek takibi durduramaz tahliye kararının icrası için kesinleşmesi de şart değildir. Yine de dikkat çekmek gerekir ki; Tahliye kararının icra edilmesi için kararın kiracıya tebliğ edildiği tarih üzerinden on gün geçmelidir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 443/4. maddesi gereği; gayrimenkul ve ayni haklara ilişkin hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez. Yargıtay’a göre de tapu iptali, tescil davası, el atmanın önlenmesi davası, ecri misil davası sonucunda verilen kararlar da taşınmaz aynı ile ilişkili olduklarından kesinleşmeden icraya konulamayan davalardandır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 321. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca, ilamlı icra takibine konu olacak gerekçeli kararın, hükmün açıklanmasından sonraki 1 ay içerisinde yazılması ve ardından taraflara tebliğ edilmesi gerekmektedir. Kanun yollarını kullanmak için gerekli süre gerekçeli kararın taraflara tebliğ edilmesi ile başlar. Taraf avukat ile temsil ediliyor ise avukata tebliğ de süreyi başlatacaktır. Ancak göz önüne alınması gereken husus şudur; İlamlı icra kanun yolundan bağımsız bir yoldur şayet gerekçeli karar yazılmış ise icra takibi başlatıla bilinir. Dolayısıyla taraflara tebliğini beklemek gerekmez.
Tespit içeren ilamlar, İcra İflas Kanunu’nun 72/5. Maddesi uyarınca; kesinleşmeden icraya konulamayan ilam türlerindendir.
Türk Medeni Kanunu’nun 227. Maddesi uyarınca mal rejimi tasfiyesi davası sınıfındaki davalar olarak; katkı payı ile katılma alacağı talebi içeren davalar kesinleşmeden icra edilebilirler.
Ecri misil; taşınmaz bir malın kullanılması konusunda hak sahibinin rızası ya da bir hukuki uygunluk nedeni olmadan hakka konu olan taşınmazın üçüncü bir kişi tarafından kullanılmasına karşılık talep edilen bir tazminat türüdür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 443. Maddesi’nin 4. Fıkrası uyarınca gayrimenkul ve buna ilişkin ayni haklara dair kararlar kesinleşmeden icraya konulamayan kararlardır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4. Maddesinin 2. Fıkrası gereği hizmet tespit davası sonucu verilecek olan kararları Sosyal Güvenlik Kurumu uygulayacağı için hükmün de kesinleşmesi gerekecektir.
Kira tespit davaları alacak tahsiline ilişkin bir hüküm içermediği için tespit konuludur. Dolayısıyla kira tespit davaları sonucu verilen kararlar da ilamlı takibe konu olamaz. Dava sonucunda ortaya çıkacak kira farkı için alacak kararı kesinleştiği takdirde ilamsız takip yoluna gidilebilecektir.
Nafaka talebi boşanma davası ile birlikte açılmışsa talebinde bunulan iştirak ve yoksulluk nafakaları boşanma hükmü kesinleşmeden icraya konu olamaz. Ancak nafaka davası ayrıca açılmış ile kesinleşme koşulu aranmaz.
“12. Hukuk Dairesi 2018/6546 E., 2019/6660 K.
“İçtihat Metni”
İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi… Tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Borçlu vekili, takibe konu ilamın kesinleşmediğini, kesinleşmeden takip konusu yapılamayacağını ileri sürerek takibin iptali istemiyle icra mahkemesine başvurmuş, mahkemece, takibe dayanak ilamdaki talebin, 324 parsel üzerinde bulunan binaların davacı tarafından yapıldığının tespitine ilişkin olup, gayrimenkulün aynına ilişkin olmadığı, kesinleşmeden infaz edilebileceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Borçlunun icra mahkemesine başvurusu, takibin dayanağı olan ilamın, mülkiyet (muhtesat) tespitine ilişkin olduğu ve dolayısı ile kesinleşmeden icraya konulamayacağına ilişkindir. Takibin dayanağı olan ilam incelendiğinde; borçlunun mülkiyetin (muhtasarın) tespitine ilişkin talebinin mahkemece reddedildiği görülmektedir. Bu durumda, takibe konu ilam borçlu yönünden mülkiyet tespitine ilişkin olup, kesinleşmeden icraya konulması mümkün olmadığı gibi, ilamın Fer’i niteliğindeki alacaklar da ilam kesinleşmeden icraya konulamaz halde mahkemece takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikâyetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nin 366. ve HMK’nın 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/04/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.”
Stj. Av. Fatma Melis Yaralı