Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

İşçinin iş yerinde hırsızlık yapması, işçi-işveren ilişkisini temelinden sarsan ve hukuki sonuçlar doğuran bir durumdur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesine göre, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı hareket etmesi işveren için haklı fesih sebebi sayılır. Hırsızlık suçu, işverenin güvenini kötüye kullanmak olduğundan işveren, işçinin sözleşmesini ihbar süresi beklemeksizin ve tazminatsız olarak feshedebilir. Bu tür bir fesih işleminin geçerli olabilmesi için hırsızlığın somut delillerle ispatlanması gerekmektedir.
İş yerinde hırsızlık yapan işçi sadece iş hukukuna değil, aynı zamanda ceza hukuku bağlamında da ceza yaptırımına tabi olabilir. Türk Ceza Kanunu’na göre hırsızlık suçu, mağdurun şikayetine bağlı olmaksızın savcılık tarafından soruşturulabilir ve işçi hakkında cezai yaptırımlar uygulanabilir. Bu nedenle iş yerinde hırsızlık olayları hem işten çıkarma hem de adli süreçleri beraberinde getirir. Bu makalede, işçinin iş yerinde hırsızlık yapması, bu durumda işverenin fesih hakkı, işçinin hukuki durumu ve sürecin işleyişi hakkında merak edilen soruları cevaplandırdık. Keyifli okumalar dileriz.
İşçinin iş yerinde hırsızlık suçu, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci fıkrasında, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar kapsamında işçinin iş yerinde hırsızlık yapması veya bu suça teşebbüs etmesi iş sözleşmesinin derhal feshedilmesine olanak tanımaktadır. İşveren, böyle bir durumda işçinin iş akdini ihbar süresi beklemeksizin sona erdirebilir ve işçiye kıdem ya da ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmaz. Ancak işverenin bu durumu ispatlaması gerekmektedir. İş yerinde gerçekleşen hırsızlığın kesin olarak tespit edilmesi için güvenlik kameraları, tanık beyanları veya diğer somut deliller kullanılabilir. Aksi takdirde, sadece şüpheye dayalı bir fesih hukuka aykırı sayılabilir.

İşverenin, işçinin iş yerinde hırsızlık yaptığını ispat edebilmesi için somut delillere dayanması gerekir. İş hukukunda ispat yükü işverene aittir, bu nedenle fesih kararının geçerli sayılabilmesi için hırsızlığın kesin olarak tespit edilmesi gerekir. İşveren, işçinin hırsızlık yaptığını şu yollarla ispat edilebilir:
Somut deliller olmadan, yalnızca şüpheye dayalı olarak yapılan fesihler hukuka aykırı sayılabilir ve işveren, işçiye karşı haksız fesih nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalabilir. Aynı zamanda her türlü delilin hukuka aykırı yollardan elde edilmemiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde hukuka aykırı deliller mahkeme tarafından dikkate alınmaz.
İşçinin iş yerinde hırsızlık yapması, işveren açısından 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında haklı fesih sebebidir. Bu madde, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlarını düzenler ve hırsızlık suçu açıkça bu kapsama girer. İşveren, işçinin hırsızlık yaptığını somut delillerle ispatlayabildiği takdirde iş akdini derhal ve tazminat yükümlülüğü altında kalmadan feshedebilir.
Derhal fesih için işverenin olayı öğrendiği tarihten itibaren 6 iş günü içinde fesih işlemini gerçekleştirmesi gerekir. İşveren, güvenlik kamera kayıtları, tanık beyanları veya diğer somut delillerle hırsızlık fiilini ispatlamalıdır. Yeterli delille desteklenmeyen ve yalnızca şüpheye dayalı fesih hukuka aykırı kabul edilebilir.
Hırsızlık yapan işçiye kıdem ve ihbar tazminatı ödenmez. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesi, işverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız feshetme hakkına sahip olduğu açıkça düzenlenmiştir. Hırsızlık suçu, işveren ile işçi arasındaki güven ilişkisini temelinden sarsan ağır bir ihlal olduğundan, işveren iş sözleşmesini ihbar süresi beklemeksizin feshedebilir. Bu sebeple yapılan fesihte işçiye ihbar tazminatı ödenmez çünkü işverenin önceden bildirim yapma zorunluluğu bulunmamaktadır.
İşçi, kıdem tazminatına hak kazanamaz çünkü kıdem tazminatı alabilmek için işçinin iş sözleşmesinin kanunda belirtilen haklı sebepler dışında sona ermiş olması gerekir. İşveren, işçinin hırsızlık yaptığını kesin ve somut delillerle ispatladığında, işçi kıdem tazminatı talep edemez. Ancak işverenin, hırsızlık iddiasını somut delillerle desteklemesi gereklidir. Güvenlik kamera kayıtları, tanık beyanları, stok ve envanter kayıtları gibi deliller olmadan yalnızca şüpheye dayanarak yapılan bir fesih hukuka aykırı sayılabilir. İşveren yeterli delil sunamazsa, işçi haksız fesih nedeniyle kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir.
Hırsızlık yapan işçinin işten çıkış işlemleri, işverenin 4857 Sayılı İş Kanunu çerçevesinde belirlediği kurallar doğrultusunda yapılmalıdır. Öncelikle, işverenin hırsızlık iddiasını somut delillerle ispatlaması gerekmektedir. Bu deliller güvenlik kamera kayıtları, tanık beyanları, iş yerindeki envanter ve stok kayıtlarındaki eksiklikler veya işçinin itirafı olabilir. İspat süreci tamamlandıktan sonra, işveren iş sözleşmesini derhal feshetme hakkına sahiptir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi, işverenin ahlaka aykırı hareket eden bir işçiyi derhal işten çıkarabileceğini belirtmektedir. Bu fesih, işverenin işçiye ihbar süresi vermeden ve tazminat ödemeden yapılabilir.
İşten çıkarılma işlemi sonrasında, işverene düşen bir diğer önemli sorumluluk, işçinin işten çıkış işlemlerini yerine getirmektir. İşçinin kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceği için, işverenin bu konuda herhangi bir ödeme yapması gerekmez. Ancak işçiye son maaşı ve varsa kullanılmamış izin ücretleri ödenmelidir. İşçinin iş yerinden ayrılışını resmi olarak kayda geçirmek için işten çıkış bildirgesi düzenlenmeli ve bu belge işçinin çalıştığı sosyal güvenlik kurumuna bildirilecektir. İşçi, işten çıkarılmasından sonra SGK primlerinin de düzgün şekilde kapatılması gerektiğini göz önünde bulundurmalıdır. İşverenin ayrıca işçiye ait tüm malzemeleri (kimlik kartı, anahtarlar vb.) teslim alması ve geri alması gereklidir.
İşverenin haklı fesih durumunda, işçiye bazı haklar tanınır. İşverenin haklı fesih hakkını kullanabilmesi için işçinin iş sözleşmesinde ciddi bir ihlal yapması gerekir. Örneğin, hırsızlık, işyerinde güvenin kötüye kullanılması gibi durumlar haklı fesih sebebi oluşturur.
İşverenin haklı fesih yapması durumunda işçi ihbar tazminatına hak kazanmaz çünkü işveren işten çıkarma kararını anında uygulayabilir ve işçiye ihbar süresi tanımaz. Buna rağmen, işçinin kullanılmamış yıllık izinlerini, son maaşını ve varsa fazla mesai ücretini talep etme hakkı devam eder. İşveren, işçiyi işten çıkarmadan önce bu ödemeleri yapmalıdır. Aynı zamanda, işçi işten ayrıldıktan sonra işverenden çalışma belgesi almak ve iş yerindeki SGK çıkış işlemlerinin doğru şekilde yapılmasını talep edebilir. Bu nedenle, haklı fesih durumunda bile işverenin, işçinin haklarını ödemesi ve gerekli belgeleri sağlaması gerekmektedir.
Hırsızlık nedeniyle işten çıkarılan işçiye, işverenin haklı fesih hakkını kullanması durumu söz konusu olduğunda, işçinin bazı hakları devam etmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi, işçinin işyerinde hırsızlık yapması gibi ciddi ihlallerde işverenin iş sözleşmesini derhal feshetmesine olanak tanır.
Bu fesih işçiyi tamamen tazminatsız bırakmaz. Öncelikle, işçi kıdem tazminatı almaya hak kazanabilir. Hırsızlık nedeniyle işten çıkarılan işçinin kıdem tazminatını alması mümkündür. Çünkü işverenin haklı fesih hakkı kullanması, işçinin kıdem tazminatı hakkını etkilemez. Ancak, işçi ihbar tazminatına hak kazanmaz. Çünkü işveren, haklı fesih nedeniyle işten çıkarma kararını derhal uygulayabilir ve ihbar süresi vermek zorunda değildir.
İşçi, son maaşı ve kullanılmamış yıllık izin ücretleri gibi diğer haklarını da talep edebilir. İşverenin işçiyi işten çıkarması, işçiye bu ödemeleri yapma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ayrıca, işçi işten çıkarıldıktan sonra, işvereninden çalışma belgesi almayı ve SGK çıkış bildirgesinin yapılmasını isteme hakkına sahiptir. Hırsızlık nedeniyle işten çıkarılan işçinin hakları, fesih işleminin hukuka uygun olması kaydıyla devam eder, ancak işçinin ihbar tazminatı hakkı ortadan kalkar.
Haksız yere suçlanan bir işçi, işverenin haksız davranışlarına karşı çeşitli davalar açma hakkına sahiptir. İşçinin açabileceği davalar şu şekilde sıralanabilir:
İşçi, haksız yere işten çıkarıldıysa ve işverenin feshi haklı göstermediğine inanıyorsa, işe iade davası açabilir. İşe iade davası, işçiye geri dönüş hakkı verir. Eğer dava kazanılırsa, işveren işçiyi eski pozisyonunda işe başlatmak zorundadır. Ayrıca, işçi kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep edebilir.
İşçi, işverenin yaptığı haksız suçlamalar nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini düşünüyorsa, manevi tazminat davası açabilir. Bu dava, işçinin onuruna ve itibarına zarar veren haksız suçlamaların tazmini amacıyla açılır.
İşçi, haksız suçlamalar nedeniyle maddi zarara uğradığını iddia ediyorsa, maddi tazminat davası açabilir. Bu dava, işçinin işten çıkarılma sonucu kaybettiği gelirler veya diğer maddi zararlar için tazminat talep etmesini sağlar.
Haksız yere suçlanan işçi, işverenin haksız davranışlarına karşı işe iade, manevi tazminat, maddi tazminat ve diğer alacaklar için dava açabilir. Bu davalar, işçinin haklarını korumak ve mağduriyetini gidermek adına önemli hukuki yollardır.
İşe İade Davası, işverenin haksız şekilde işçiyi işten çıkarması durumunda işçinin, işyerine geri dönme hakkını talep ettiği bir hukuki süreçtir. İşe iade davası, işçinin iş akdinin haksız yere sonlandırılması durumunda açılabilir. İşçinin iş yerinde hırsızlık yaptığı suçlamasıyla haksız yere işten çıkarılması durumunda da işe iade davası açılır. İşçinin, işten çıkarılma sebebinin geçerli olmadığına karar verilirse, işverenin işçiyi işe geri alması gerekmektedir.
İşe iade davası açabilmek için işverenin fesih sebebinin geçerli ve haklı bir nedeni bulunmamalıdır. İşe iade davası açan işçi, işyerine geri dönmeyi talep edebilir. Davanın sonucunda, iş mahkemesi işverenin işçiyi eski görevine iade etmesini hükmedebilir. İşveren, işçiyi işe almazsa, işçi kıdem tazminatını alarak işten çıkabilir. Aynı zamanda, işçi işe iade edilmezse, mahkeme, işçiye 4 aya kadar boşta geçen süre için ücret ödenmesine karar verebilir.
İşçi haksız yere işten çıkarıldığını düşünüyorsa, kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilir. Hırsızlık, işyerinde ciddi bir güven ihlali oluşturduğundan işveren, bu tür bir davranışı iş akdini derhal feshetmek için geçerli bir neden olarak kabul edilir. İşçinin işyerinde hırsızlık yapması durumunda, işverenin işçiyi derhal feshetme hakkı doğar. Ancak işçi, fesih işleminin haksız olduğunu savunuyorsa, kıdem ve ihbar tazminatı talep etmek amacıyla dava açabilir.
Bu dava, işçinin haksız yere işten çıkarıldığını iddia etmesi durumunda açılır. İşçi, işyerinde hırsızlık yapmadığını kanıtlamaya çalışır. Eğer mahkeme, işverenin haksız fesih yaptığını ve işçinin hırsızlık suçlamasının haksız olduğuna karar verirse, işçiye kıdem ve ihbar tazminatları ödenmesi gerekecektir. İşverenin haksız feshi nedeniyle işçi, çalıştığı süreye göre kıdem tazminatını ve işvereni ihbar süresini yerine getirmediği için ihbar tazminatını talep edebilir. Eğer mahkeme hırsızlık suçlamalarını geçerli bulursa, işçinin bu davada tazminat talep etme hakkı yoktur. İşçinin iş akdi, ciddi bir ihlali temsil eden hırsızlık nedeniyle feshedilmişse, kıdem ve ihbar tazminatları ödenmez.
İşyerinde hırsızlık iddiaları, işçi ve işveren arasında hukuki anlaşmazlıklara yol açabilir. Bu tür uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk şartı vardır. İş Kanunu’na göre işten çıkarma, tazminat talepleri veya haksız suçlamalar gibi konular öncelikle zorunlu arabuluculuk aracılığıyla çözülmeye çalışılır. Arabuluculuk sürecinde taraflar, bağımsız bir üçüncü kişi olan arabulucu eşliğinde müzakere eder. Uzlaşma sağlanırsa, mahkemeye gitmeye gerek kalmadan sorun çözüme kavuşur. Uzlaşma sağlanamazsa taraflar dava açma hakkına sahiptir.
İşçilik Alacakları Talepli Dava Süreci, işçinin işyerinden alacağı ücret, fazla mesai, yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarını talep ettiği hukuki süreçtir. İşçinin alacakları ödenmediği durumlarda, bu dava açılabilir. İşçi, işverenden alacaklarının ödenmesini talep edebilir. Ancak işveren, ödemeleri yapmazsa, işçi arabuluculuk sürecine başvurabilir. 2018 yılında yürürlüğe giren zorunlu arabuluculuk düzenlemesi gereği, işçilik alacaklarına ilişkin davalarda arabuluculuk aşaması, dava açmadan önce tamamlanmalıdır. Eğer arabuluculuk sürecinde taraflar anlaşmazlıklarını çözüme kavuşturamazsa, işçi iş mahkemesine dava açabilir.
Dava açılmadan önce, işçi dava dilekçesini hazırlar ve mahkemeye teslim eder. Dava dilekçesinde, alacakları detaylı bir şekilde belirtmelidir. İşçi, hangi alacakları talep ettiğini, bunların miktarlarını ve ödeme tarihlerini içeren bir liste sunarak mahkemeye başvurur. Mahkeme, işçinin işverenden talep ettiği alacakları inceleyerek davayı açar. Mahkeme, her iki tarafı dinledikten sonra, işçi lehine bir karar verirse, işverene alacakların ödenmesi için bir hüküm verir. Mahkemenin kararının ardından, işverene ödeme yapılması için bir süre verilir. Eğer işveren, mahkeme kararına uyarak alacakları ödemezse, işçi icra takibi başlatabilir. İcra takibi süreci ile işçinin alacakları tahsil edilir.
İşçinin işyerinde hırsızlık yapması durumunda, işverenin işçinin suçunu ispatlaması için somut deliller sunması gereklidir. Hırsızlık suçunun ispatı için kullanılan deliller şu şekilde sıralanabilir:
Bu delillerin bir araya getirilmesi, işverenin işçinin işyerinde hırsızlık yaptığını kanıtlamasında önemli rol oynar. Delillerin somut ve güvenilir olması, hırsızlık suçunun ispatında oldukça önemlidir.
İşyerinde hırsızlık nedeniyle işten çıkarılan bir işçi için, SGK’ye bildirilecek işten çıkış kodu “25- Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Aykırı Davranış” kodudur. Bu kod, işçinin iş akdinin, ahlaki veya iyi niyet kurallarına aykırı bir davranış nedeniyle sona erdiğini belirtir.
Hırsızlık gibi suçlar, bu kategoriye girer ve işveren tarafından iş akdi feshedildiğinde, işveren SGK’ye bu kodla bildirimde bulunur. Böylece işçinin işten çıkışı doğru şekilde kaydedilmiş olur. Bu kodun kullanılması, işçinin işyerinde işlenen suç nedeniyle işten çıkarıldığını ve fesih sebebinin etik olmayan davranışa dayandığını gösterir.
İşyerinde hırsızlık nedeniyle işten çıkarılma durumunda, işverenin fesih hakkı genellikle derhal fesih hakkıdır. İş Kanunu’na göre, işçinin işyerinde hırsızlık yapması gibi bir suç, işverenin iş sözleşmesini derhal feshetmesine olanak tanır. Bu durumda, fesih için belirli bir süre şartı yoktur. İşveren, hırsızlık suçunu öğrenir öğrenmez, gecikmeden fesih işlemini gerçekleştirebilir.
Fesih hakkı kullanıldıktan sonra, zamanaşımı süresi önemlidir. İş Kanunu’na göre, işçi veya işveren, iş sözleşmesinin feshedilmesinin ardından 1 yıl içinde, fesih işleminin haksız olduğunu iddia ederek dava açabilir. Bu, haksız fesih iddialarına yönelik bir zamanaşımı süresidir. İşverenin hırsızlık nedeniyle fesih hakkını kullanırken, fesih kararını ve dayanaklarını belgelendirmesi gerekir. Çünkü işveren, fesih işleminin hukuka uygun olduğunu kanıtlamak zorundadır. Eğer işveren, hırsızlık nedeniyle işten çıkarma işlemini zamanında ve hukuki gerekçelere dayanarak yapmazsa, işçi, tazminat ve haklarının ödenmesini talep edebilir.

İşyerinde hırsızlık yapan bir işçi, işveren tarafından derhal işten çıkarılabilir. İşveren, hırsızlık suçunu ispatlamak için güvenlik kameraları, tanık ifadeleri veya suçüstü yakalama gibi deliller sunmalıdır. Suç tespit edildikten sonra, işveren durumu savcılığa bildirerek suç duyurusunda bulunabilir. Savcılık soruşturma başlatır ve ceza davası açılır. Ceza mahkemesi, suçun işlendiği kanıtlarla değerlendirilir ve işçi cezalandırılabilir.
Güveni Kötüye Kullanma Suçu, işçinin işverene ait malı izinsiz kullanmasıyla oluşur. Türk Ceza Kanunu’na göre, işçi malı veya parayı kötüye kullanarak haksız kazanç sağlarsa, güveni kötüye kullanma suçunu işler. Hırsızlık ve güveni kötüye kullanma arasındaki fark, hırsızlıkta malın çalınması, güveni kötüye kullanmada ise izinsiz şekilde malın kullanılmasıdır. Her iki suç da işverenin fesih hakkını doğurur ve işçinin cezai sorumluluğunu gerektirir.
Hırsızlık suçlamasıyla işten çıkarılan bir işçi, yargı sürecinde beraat ederse ya da takipsizlik kararı alırsa, işverenin feshi haksız olabilir. İşçi hakkında açılan ceza davası sonucunda beraat edilmesi veya takipsizlik kararı verilmesi, suçun işlendiğinin ispatlanamadığı anlamına gelir. Bu durumda, işverenin iş akdini feshetmesi hukuki olarak geçerli değildir.
Beraat veya takipsizlik kararının ardından, işçi işten haksız yere çıkarıldığı için kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talep edebilir. İşçi ayrıca, işverenin haksız feshi nedeniyle ayrıca tazminat da talep edebilir. Haksız fesih, işçinin iş akdinin haksız yere sonlandırılması durumunda işverenin cezai sorumluluğu doğurur ve işçi, bu tazminatları mahkeme aracılığıyla alabilir.
Özdipi Hukuk Bürosu olarak, işyerinde hırsızlık iddialarına ilişkin iş hukuku çerçevesinde işveren ve işçilerin haklarını koruyan profesyonel hukuki danışmanlık hizmeti sunuyoruz. İşverenler için iş sözleşmelerinin feshi, maddi zarar tazmini ve disiplin süreçlerinde rehberlik sağlarken, işçiler için ise haksız suçlamalara karşı savunma ve hak kayıplarını önleme konusunda destek veriyoruz. Uzman ekibimizle, hukuki sürecinizi en doğru şekilde yönetmek için yanınızdayız.

İşçinin iş yerinde hırsızlık yapması, işverenin iş akdini derhal feshetmesi için geçerli bir sebeptir. İşçi, cezai sorumluluk taşır ve hırsızlık nedeniyle işten çıkarılabilir. Ayrıca, işçi hırsızlık yaptığı için işten çıkarılırsa kıdem ve ihbar tazminatı almaya hak kazanamaz.
İş Kanunu’na göre iş yerinde hırsızlık yapan işçinin iş sözleşmesi, işveren tarafından haklı nedenle feshedilebilir. İş yerinde hırsızlık yapmanın Türk Ceza Kanunu’na göre de yaptırımı olabilir ve cezai sorumluluk doğurur. Suçun cezası, hırsızlık miktarına ve niteliğine göre değişebilir. Hırsızlık suçunun temel halinin cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.
İşyerinde hırsızlık şikayete tabidir ve işveren hırsızlık şüphesiyle suç duyurusunda bulunabilir. Hırsızlık suçunun ceza hukuku açısından da sonuçları olduğu için savcılığa başvurulması gerekir. Ceza hukuku bağlamında hırsızlık suçu takibi şikayete bağlı olmayan suçlardandır.
İşyerinde hırsızlık, güvenlik kameraları, tanık beyanları, suçüstü hali gibi bir çok delille ispatlanabilir. Delillerin net ve somut olması gerekir. İşveren, hırsızlığı ispatlamak için bu tür delilleri toplamalıdır.
Hırsızlık nedeniyle işten çıkarılan işçi, SGK’ya “46” numaralı kodla bildirilir. Bu kod, işçinin işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması veya hırsızlık yapması nedeniyle işten çıkarıldığını belirtir. İşçi bu kodla işten çıkarıldığında işsizlik maaşı alamaz.
46 koduyla işten çıkarılan işçi, iş bulmada zorlanabilir. Hırsızlık nedeniyle iş akdi feshedildiği için başvurduğu iş yerlerinde kötü bir izlenim bırakabilir. Bu durum, iş bulma şansını mutlaka olumsuz etkileyecektir.
İşverenin hırsızlık yapan işçiye karşı suç duyurusunda bulunma hakkı vardır. Bu durum, cezai sorumluluk doğurur ve işveren yasal olarak suç duyurusunda bulunabilir. Suç duyurusu, adli süreç başlatılmasını sağlar.
Hırsızlık yapan işçi cezai sorumluluğa sahiptir. Hırsızlık, Türk Ceza Kanunu madde 141’e göre suçtur ve yaptırımı hapis cezasıdır. Hukuki ve cezai süreç, işverenin suç duyurusu ile başlar.
İşveren işçiyi hırsızlık nedeniyle tazminatsız işten çıkarabilir. Hırsızlık, işverenin haklı fesih hakkını kullanmasına neden olur. Feshin haksız bir fesih olmaması için işverenin hırsızlık suçunu delillerle ispatlaması gerekir.
İşçinin işyerinde hırsızlık yaptığı, güvenlik kameraları, tanık ifadeleri ve suçüstü hali gibi delillerle ispatlanabilir. Ayrıca, işyeri düzenlemeleri ve hırsızlık sonucu ortaya çıkan zarar da delil olabilir. İspat için somut kanıtlar gereklidir.
İşveren, delil olmadan işçiyi hırsızlıkla suçlayamaz. Hırsızlık iddiası somut kanıtlarla desteklenmelidir. Delilsiz suçlama, haksız feshe sebep olarak işverenin hukuki sorumluluğunu doğurur.
İşyerinde güvenlik kameraları kaydı delil olarak kullanılabilir. Kameralar, hırsızlık suçunun tespiti için önemli bir araçtır. Ancak, kamera kayıtlarının hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması gerekir. Hukuka aykırı yoldan elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınmaz.
İşyerinde yapılan üst aramaları, işyerinin iç düzenlemelerine ve işçi haklarına dikkat edilerek yapılmalıdır. Arama, sadece şüphelerin somut olması durumunda ve belirli kurallara uygun şekilde yapılabilir. Makul şüphe bulunmayan hallerde yapılan üst araması hukuka aykırıdır.
Hırsızlık nedeniyle işten çıkarılan işçi, işsizlik maaşı alamaz. SGK, hırsızlık gibi suçlar nedeniyle feshedilen iş akitlerinde işsizlik maaşı ödememektedir. İşçi, haksız yere işten çıkarıldığını düşünüyorsa tazminat talep edebilir.
İş akdi hırsızlık nedeniyle feshedilen işçi, işe iade davası açabilir. Bu duruda, işverenin haksız fesih nedeniyle işçi lehine karar verilirse, işçi işe geri alınabilir. İşe iade davası, işçinin haksız yere işten çıkarıldığı durumlarda geçerlidir.
İş yerinde hırsızlık yapan işçi, başka bir iş yerinde çalışabilir. Ancak, eski işyerindeki hırsızlık kaydı, iş bulmasını zorlaştırabilir. İşçinin, bir önceki iş yerinden hırsızlık sebebiyle işten çıkarılması, yeni işyerindeki güvenilirliğini olumsuz etkileyebilir.
Hırsızlık yapan işçi hakkında tanık beyanları, tek başına yeterli delil olmayabilir. Tanık ifadeleri, somut kanıtlarla desteklenmelidir. Hırsızlık suçunun kesin olarak ispatlanması için tanık beyanlarından daha güçlü deliller gerekebilir.
İşyerinde hırsızlık yapan işçi, cezai yaptırımla karşılaşabilir ve hapis cezası alabilir. Suçun işleniş şekline göre ceza değişebilir. Ceza davası, işverenin suç duyurusuyla başlatılır.
İşçinin hırsızlık yaparken yakalanması durumunda polis çağrılabilir. Hırsızlık suçunun işlendiği durumlarda, polis soruşturma başlatabilir. İşveren, durumu kolluk güçlerine bildirerek yasal süreci başlatabilir.
İşveren hırsızlık nedeniyle işçinin maaşından zarar kesintisi yapamaz. Bunun yerine, işveren iş akdini feshedip tazminat talep edebilir. Hırsızlık durumunda maaş kesintisi, işçiye yönelik haksız bir uygulama olur.
İşçi küçük bir şey çalsa bile işten çıkarılabilir. Hırsızlık, ne kadar küçük olursa olsun, işyerinde güveni zedeler. Güveni zedelenen işverenin haklı fesih hakkı doğar.
İşveren işçinin çaldığı eşyayı geri almış olsa bile dava açabilir. Hırsızlık, işyerindeki güveni ihlal eder ve işveren hakkını arayabilir. Geri alınan eşya, suçun işlendiği gerçeğini değiştirmez. İşveren dava açabilir.