İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATMASI

İşçinin işvereni zarara uğratması, işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması olarak tanımlanmaktadır. Bu durumun işveren bakımından haklı fesih sebebi sayılmasından dolayı, son zamanlarda işçinin işvereni zarara uğratması hususu ve bu sebebe dayanan iş sözleşmesi fesihleri hakkında bilgi edinmek isteyenlerin sayısı çoğalmıştır. Bu merakı gidermek için hazırladığımız yazımızda işçinin işvereni zarara uğratmasının tanımı, hukuki sonuçları, zarara yol açabilecek davranışlar vb. gibi birçok konuda bilgi sahibi olabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz…

İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATMASI NEDİR?

İşçinin işvereni zarara uğratması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması” olarak tanımlanmaktadır. Buradan hareketle söylenebilir ki, işçinin işvereni zarara uğratmış olarak kabul edilmesi için iki koşulun gerçekleşmesi gerekmektedir:

  1. İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi.
  2. İşçinin, işvereni otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

Bu tanım, Yargıtay kararlarına da şöyle yansımıştır:

“… İşverene ait olan ya da onun eli altında bulunan malların işçi tarafından hasara uğratılması veya kaybı halinde, işverenin sözleşmeyi bildirimsiz fesih hakkını kullanabilmesi için; hasara ya da kayba uğratma sonucu oluşan bir zararın varlığı ve bu zararın işçinin kusuru, isteği (kastı) ya da savsamasından (ihmalinden) kaynaklanması gerekir…” (Yargıtay HGK.: E.: 2009/9-210 K.: 2009/274 Karar Tarihi:17.06.2009)

İş Kanunu’nun 25. maddesi, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih sebeplerini düzenlemektedir. Dolayısıyla işçinin işvereni zarara uğratması, işveren için haklı fesih sebebidir.

Whatsapptan avukata soru sor
Whatsapptan avukata soru sor

İŞÇİNİN KASTEN İŞVERENE ZARAR VERMESİ VE HUKUKİ SONUÇLARI

İşçinin işvereni zarara uğratmasında manevi unsur, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde “…işçinin kendi isteği veya savsaması…” olarak belirlenmiştir. İlgili Yargıtay kararlarında da işçinin zarardan sorumlu tutulabilmesi için “…zararın işçinin kusuru, isteği (kastı) ya da savsamasından (ihmalinden) kaynaklanması gerekir…” cümlesiyle bu zararın işçinin kastı veya ihmalinden kaynaklı olarak meydana gelmesi gerekliliği saptanmıştır. Dolayısıyla işçinin kasten işverene zarar vermesinin hukuki sonucu bu madde nezdinde değerlendirilecek ve işveren için haklı fesih sebebi olarak değerlendirilecektir.

İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATMASI NEDENİYLE İŞVEREN TARAFINDAN HAKLI FESİH

Yukarıda da bahsedildiği üzere, işçinin işvereni zarara uğratması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/I-ı maddesi uyarınca işveren için haklı fesih sebebi olarak kabul edilmiştir. Haklı fesih sürecinin işçiye karşı işletilebilmesi için ilgili madde uyarınca sağlanması gereken şartlar ise şunlardır:

  • İşçinin zarar oluşturan eylemini kendi isteğiyle ya da savsaması yüzünden gerçekleştirmiş olması,
  • Zarar verilen malın işyerinin malı veya işyerinin malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddelerinden biri olması,
  • İşçinin verdiği zarar boyutunun, işçinin 30 günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede olması.

“30 günlük ücret tutarı” ibaresiyle kastedilen, işçinin o anki günlük brüt ücretinin 30 katıdır. Yukarıda sayılan 3 unsurun aynı anda gerçekleşmiş olmasıyla birlikte işveren için haklı fesih sebebi ortaya çıkmış demektir.

İŞVERENİ ZARARA UĞRATAN İŞÇİNİN İŞTEN ÇIKIŞ İŞLEMLERİ

İşvereni zarara uğrattığı işverence tespit edilen işçinin sözleşmesinin fesih işlemlerinin yürütülmesi için üç aşamalı bir yol izlemek gerekmektedir. Bu aşamaları kışça özetleyecek olursak,

  1. İşçinin zarara sebep olduğu olayın ardından işveren tarafından olaya dair bir tutanak tutulmalıdır. Bu tutanak kamera kayıtlarını, tanık beyanlarını, zarar gören malın görüntüsünü vs. içerebilir.
  2. Zararın, işçinin 30 günlük brüt ücretini aşıp aşmadığı belirlenmelidir.
  3. İş Kanunu m.25’te düzenlenen derhal fesih hakkı, olayın işverence öğrenildiği tarihten itibaren 6 gün içinde fesih hakkı kullanılmalıdır.
  4. İkinci maddede bahsedilen 6 günlük süre içinde iş sözleşmesi feshedilen işçiye yazılı olarak ihtarda bulunulmalıdır. İhtar, işveren açısından zorunlu değildir. Ancak ileride yaşanabilecek hukuki ihtilaflarda ihtarın yapılmış olması işveren açısından avantaj sağlayacaktır.

İşçinin işvereni zarara uğratması nedeniyle yapılacak haklı nedenle derhal fesihlerde işçinin savunmasının alınma zorunluluğu ise yoktur.

İŞÇİNİN İHMALİ SEBEBİYLE İŞVERENİN UĞRADIĞI ZARARLAR VE TAZMİNİ

İlgili Yargıtay kararlarında işçinin zarardan sorumlu tutulabilmesi için “…zararın işçinin kusuru, isteği (kastı) ya da savsamasından (ihmalinden) kaynaklanması gerekir…” cümlesiyle bu zararın işçinin kastı veya ihmalinden kaynaklı olarak meydana gelmesi gerekliliği saptanmıştır. Dolayısıyla işçinin ihmali hareketiyle işverene zarar vermesinin hukuki sonucu bu madde nezdinde değerlendirilecek ve işveren için haklı fesih sebebi olarak değerlendirilecektir. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz.

İŞVERENİN UĞRADIĞI MADDİ ZARAR TUTARININ İŞÇİNİN MAAŞINDAN KESİLMESİ

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 407. maddesi, “işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir” demektedir. Bu maddeden anlaşılacağı üzere, işverenin işçiden olan alacağı ile ücret borcunun takasını yasaklamaktadır. İşveren tazminat alacağını işçiye karşı alacak davası açarak veya icra takibi başlatarak tahsil edebilecektir.  Bununla birlikte, işçinin yazılı onayının alınması halinde işveren zararını işçinin ücretinden kesinti yapmak suretiyle tazmin edebilecektir.

İŞÇİNİN HATA VEYA KUSURU SEBEBİYLE İŞVERENE VERDİĞİ MALİ ZARAR

İlgili Yargıtay kararlarında işçinin zarardan sorumlu tutulabilmesi için “…zararın işçinin kusuru, isteği (kastı) ya da savsamasından (ihmalinden) kaynaklanması gerekir…” cümlesiyle bu zararın işçinin kastı veya ihmalinden kaynaklı olarak meydana gelmesi gerekliliği saptanmıştır. Dolayısıyla işçinin ihmali hareketiyle işverene zarar vermesinin hukuki sonucu bu madde nezdinde değerlendirilecek ve işveren için haklı fesih sebebi olarak değerlendirilecektir. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz.

İŞÇİNİN FİKRİ MÜLKİYET HAKLARINA AYKIRI DAVRANIŞLARI VE HUKUKİ YAPTIRIMLAR

Fikri ve sınai mülkiyet hakları, mali haklar ve manevi haklar olarak ikiye ayrılmaktadır. Manevi haklar, eser sahibinin kişiliğiyle bağlantılıdır ve devredilemez. Eser sahibi yaşadığı sürece bu haklara sahiptir. Mali haklar ise eser sahibine eserden ekonomik fayda sağlama imkânı tanır. Bu haklar kural olarak devredilebilirler. FSEK m. 18/2 uyarınca “Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça; memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılır.” Bu sayede eserin mali haklarına sahip olan işveren, FSEK m. 70 hükümleri uyarınca, mali haklara tecavüz edilmiş kişi, mütecavizin kusurunun varlığı halinde maddi tazminat talebinde bulunabilir.

İŞÇİNİN İŞVERENİN MÜŞTERİLERİNE VEYA MARKA İTİBARINA VERDİĞİ ZARARLAR

Bir markanın itibarı, tüketicilerin o markaya duyduğu güven ve saygının bir yansımasıdır. Marka imajı ise, tüketicilerin marka hakkında sahip oldukları olumlu ya da olumsuz düşünceler ile markayla doğrudan veya dolaylı olarak yaşadıkları deneyimlerin bütününden oluşan algılar bütününü ifade eder. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilecektir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen bu hal, işverenin marka itibarına zarar veren işçi için de geçerlidir.

Ayrıca işçinin işverene karşı “sadakat yükümlülüğü” de vardır. İşçi, işverene karşı sadakat (bağlılık) borcu altındadır. İşverenin meşru menfaatlerini korumakla yükümlüdür. Müşteri ilişkilerinin bozulmasına neden olan davranışlar (örneğin; hakaret, yanlış bilgilendirme, kötü hizmet) bu borcun ihlali sayılır. Aynı şekilde işverenin ticari itibarı zedelenirse, bu da sadakat borcuna aykırılık teşkil eder. Bu haller de İş Kanunu m. 25/I hükmündeki şartları karşıladığı takdirde işveren için haklı fesih sebebi sayılacaktır.

İŞÇİNİN GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMASI VE SUİSTİMAL DURUMLARI

İş ilişkisi, tarafların birbirine duyduğu karşılıklı güven temeli üzerine kuruludur. Bu nedenle, işverenin ve işçinin iş ilişkisi sürdüğü sürece güveni zedeleyici tutum ve davranışlardan kaçınması gerekir. Bu çerçevede, işçinin işverenin güvenini suistimal ederek aralarındaki güven ortamını sarsacak eylemlerde bulunması durumunda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-e maddesi uyarınca işverene iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshetme hakkı tanınmıştır.

İşçinin, işverene duyulan güveni ihlal edecek şekilde doğruluk ve bağlılık ilkeleriyle bağdaşmayan davranışlar sergilemesi hâlinde, işveren İş Kanunu madde 25 kapsamında, iş sözleşmesini süresi belirli olsun ya da olmasın, sürenin sona ermesini beklemeden ya da bildirim süresine uymaksızın iş sözleşmesini feshedebilir.

İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATMASI
İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATMASI

İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATMASI HALİNDE TAZMİNAT SORUMLULUĞU

İşverenin, işçi tarafından uğratılan maddi zarar nedeniyle başvurabileceği yollar yalnızca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshiyle sınırlı kalmaz; ayrıca genel hükümlere dayanarak zararın tazminini de talep etme hakkı bulunmaktadır. İş Kanunu’nun 26. maddesinin ikinci fıkrası, haklı nedenle iş sözleşmesi feshedilen işçiye karşı işverenin tazminat talep etme hakkını saklı tutmaktadır. Bu çerçevede hem İş Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu uyarınca, işçi kusuru nedeniyle meydana gelen maddi zarar dolayısıyla iş sözleşmesinin tazminatsız feshedilmesi ve işverene verdiği zararı tazmin etme yükümlülüğü ile karşılaşabilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 400. maddesine göre, işçi işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu sorumluluğun belirlenmesinde işin tehlikeli olup olmadığı, uzmanlık ve eğitim gerektirip gerektirmediği ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilmesi gereken yetenek ve niteliklerinin dikkate alınacağı belirtilmiştir. İşçinin işverene işini ifa ederken verdiği maddi zararların tazmini için açılacak davalara bakmakla görevli mahkemeler iş mahkemeleridir.

İŞÇİNİN İŞVERENİ ZARARA UĞRATTIĞI DURUMLARDA CEZAİ SORUMLULUK

İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanması yalnızca iş sözleşmesinin feshi için bir neden olmakla kalmaz, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu kapsamında suç olarak da düzenlenmiştir. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde “Güveni Kötüye Kullanma Suçu” başlığı altında yer almaktadır. İlgili hükme göre, hizmet ilişkisine dayalı olarak güvenin kötüye kullanılması suç teşkil etmektedir. TCK madde 155/2 uyarınca; bu suç, bir meslek veya sanatın icrası, ticari faaliyet ya da herhangi bir hizmet ilişkisi kapsamında ya da başka herhangi bir nedenle başkasının mallarını yönetme yetkisi çerçevesinde kendisine teslim edilen eşya hakkında işlendiği takdirde, fail hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ve üç bin güne kadar adlî para cezası verilir. Bahsi geçen hükümde öngörülen ceza, birinci fıkradakine kıyasla daha ağırdır. Dolayısıyla, hizmet ilişkisi nedeniyle güvenin kötüye kullanılması, bu suçun nitelikli hâli olarak kabul edilmektedir.

İŞVERENİN İŞÇİYE KARŞI ALABİLECEĞİ HUKUKİ VE İDARİ ÖNLEMLER

İşveren haklı bir nedenle iş sözleşmesini feshederse, sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu gibi, işçinin kusurlu davranışına karşı hukuki ve idari tedbirlere başvurma hakkına da sahiptir. İşveren, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesi kapsamında iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız feshedebilir. Ayrıca işçi, işverene kusuruyla zarar vermişse, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre maddi ve gerekirse manevi tazminat isteyebilir. Ayrıca işçinin eylemi Türk Ceza Kanunu’nda da suç teşkil ediyorsa (hırsızlık, güveni kötüye kullanma, hakaret gibi), işveren Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunabilir.

Fesih sonrası idari işlemler kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’na fesih bildirimi yapılır ve fesih kodu olarak ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gibi uygun bir kod seçilir. İşçinin kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığı belirtilir ve gerekirse İşkur’a bildirimde bulunulabilir. İş sözleşmesinde yer alan rekabet yasağı veya gizlilik yükümlülüğünün ihlali söz konusu ise işveren, sözleşmesel cezai şartın uygulanmasını talep edebileceği gibi, ihlali durdurmak veya zararın tazmini için dava da açabilir. Büyük işletmelerde veya toplu iş sözleşmesi kapsamındaki işyerlerinde işveren, işyeri disiplin kurullarını devreye sokarak süreci tutanak ve kararlarla destekleyebilir. Tüm bu süreçlerde işverenin ileride açılabilecek olası davalara karşı delil niteliği taşıyan belgeleri (tutanak, kamera kayıtları, yazışmalar, tanık ifadeleri gibi) toplayıp saklaması önemlidir. Bu önlemler sayesinde işveren hem fesih sürecini hukuka uygun şekilde yürütür hem de olası zararların ortadan kaldırılması açısından elini güçlendirir.

SIKÇA SORULAN SORULAR

İşverenin Uğradığı Zararı İşçiden Talep Edebilir Mi?

İşverenin, işçi tarafından uğratılan maddi zarar nedeniyle başvurabileceği yollar yalnızca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshiyle sınırlı kalmaz; ayrıca genel hükümlere dayanarak zararın tazminini de talep etme hakkı bulunmaktadır. İş Kanunu’nun 26. maddesinin ikinci fıkrası, haklı nedenle iş sözleşmesi feshedilen işçiye karşı işverenin tazminat talep etme hakkını saklı tutmaktadır. Bu çerçevede hem İş Kanunu hem de Türk Borçlar Kanunu uyarınca, işçi kusuru nedeniyle meydana gelen maddi zarar dolayısıyla iş sözleşmesinin tazminatsız feshedilmesi ve işverene verdiği zararı tazmin etme yükümlülüğü ile karşılaşabilir.

İşyerindeki Zarar İşçinin Maaşından Kesilebilir Mi?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 407. maddesi, “işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir” demektedir. Bu maddeden anlaşılacağı üzere, işverenin işçiden olan alacağı ile ücret borcunun takasını yasaklamaktadır. İşveren tazminat alacağını işçiye karşı alacak davası açarak veya icra takibi başlatarak tahsil edebilecektir.  Bununla birlikte, işçinin yazılı onayının alınması halinde işveren zararını işçinin ücretinden kesinti yapmak suretiyle tazmin edebilecektir.

Zarar Tazmini Ne Demek?

Hukuka aykırı bir eylem nedeniyle malvarlığında azalma meydana gelen kişinin bu zararının giderilmesini talep edebildiği dava türüdür.

İşçinin İşverene Zarar Vermesi İş Akdinin Feshi İçin Yeterli Midir?

İşçinin işvereni zarara uğratması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde “işçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması” olarak tanımlanmaktadır. Buradan hareketle söylenebilir ki, işçinin işvereni zarara uğratmış olarak kabul edilmesi için iki koşulun gerçekleşmesi gerekmektedir:

  1. İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi.
  2. İşçinin, işvereni otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.

İşveren, İşçinin Verdiği Zarar Nedeniyle Maaşından Kesinti Yapabilir Mi?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 407. maddesi, “işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir” demektedir. Bu maddeden anlaşılacağı üzere, işverenin işçiden olan alacağı ile ücret borcunun takasını yasaklamaktadır. İşveren tazminat alacağını işçiye karşı alacak davası açarak veya icra takibi başlatarak tahsil edebilecektir.  Bununla birlikte, işçinin yazılı onayının alınması halinde işveren zararını işçinin ücretinden kesinti yapmak suretiyle tazmin edebilecektir.

İşçinin Dikkatsizlik veya İhmali Nedeniyle Verdiği Zarar Hukuken Nasıl Değerlendirilir?

İşçinin işvereni zarara uğratmasında manevi unsur, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25’inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde “…işçinin kendi isteği veya savsaması…” olarak belirlenmiştir. İlgili Yargıtay kararlarında da işçinin zarardan sorumlu tutulabilmesi için “…zararın işçinin kusuru, isteği (kastı) ya da savsamasından (ihmalinden) kaynaklanması gerekir…” cümlesiyle bu zararın işçinin kastı veya ihmalinden kaynaklı olarak meydana gelmesi gerekliliği saptanmıştır. Dolayısıyla işçinin kasten veya ihmali hareketiyle işverene zarar vermesinin hukuki sonucu bu madde nezdinde değerlendirilecek ve işveren için haklı fesih sebebi olarak değerlendirilecektir.

İşçinin Verdiği Zarar Nedeniyle Ceza Davası Açılabilir Mi?

Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 155. maddesinde “Güveni Kötüye Kullanma Suçu” başlığı altında yer almaktadır. İlgili hükme göre, hizmet ilişkisine dayalı olarak güvenin kötüye kullanılması suç teşkil etmektedir. TCK madde 155/2 uyarınca; bu suç, bir meslek veya sanatın icrası, ticari faaliyet ya da herhangi bir hizmet ilişkisi kapsamında ya da başka herhangi bir nedenle başkasının mallarını yönetme yetkisi çerçevesinde kendisine teslim edilen eşya hakkında işlendiği takdirde, fail hakkında bir yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ve üç bin güne kadar adlî para cezası verilir.

İşçinin İş Yerindeki Demirbaş veya Eşyaya Zarar Vermesi Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

İlgili Yargıtay kararlarında işçinin zarardan sorumlu tutulabilmesi için “…zararın işçinin kusuru, isteği (kastı) ya da savsamasından (ihmalinden) kaynaklanması gerekir…” cümlesiyle bu zararın işçinin kastı veya ihmalinden kaynaklı olarak meydana gelmesi gerekliliği saptanmıştır. Dolayısıyla işçinin kasten veya ihmali hareketiyle işverene zarar vermesinin hukuki sonucu bu madde nezdinde değerlendirilecek ve işveren için haklı fesih sebebi olarak değerlendirilecektir. İşçinin zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması, işverenin bu hakkını ortadan kaldırmaz.

İşçinin İşverene Ait Bilgileri İzinsiz Paylaşması Hangi Hukuki Sonuçları Doğurur?

Temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilecektir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen bu hal, işverenin marka itibarına zarar veren işçi için de geçerlidir. Ayrıca işçinin işverene karşı “sadakat yükümlülüğü” de vardır. İşçi, işverene karşı sadakat (bağlılık) borcu altındadır. İşverenin meşru menfaatlerini korumakla yükümlüdür. Müşteri ilişkilerinin bozulmasına neden olan davranışlar (örneğin; hakaret, yanlış bilgilendirme, kötü hizmet) bu borcun ihlali sayılır. Aynı şekilde işverenin ticari itibarı zedelenirse, bu da sadakat borcuna aykırılık teşkil eder. Bu haller de İş Kanunu m. 25/I hükmündeki şartları karşıladığı takdirde işveren için haklı fesih sebebi sayılacaktır.

İşverenin İşçiden Zarar Tazmini Talep Süresi Ne Kadardır?

İşçi ile işveren arasında iş sözleşmesinden doğan bir zarar nedeniyle tazmini talep edilen zararlar 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi gereğince 10 yıldır.

İşçi, Verdiği Zararı Ödemezse Ne Olur?

İşvereni haklı fesih hakkını kullanmasının yanında TBK ve İş Kanunu m. 26 hükümlerince işçiden zararın tazminini de talep edebilecektir. İşçinin bu durumda kesinleşen yargı kararının ardından zararı tazmin etmemesi halinde işveren ilamlı icra yoluna başvurabilecektir.

İşveren, İşçiye Rücu Davası Açabilir Mi?

İşveren işçiye rücu davası açabilir. Bu, özellikle işçinin kusurlu bir davranışı nedeniyle işverene zarar vermesi veya işverenin üçüncü kişilere karşı sorumlu hale gelmesi durumlarında gündeme gelir. Türk Borçlar Kanunu ve İş Kanunu hükümleri çerçevesinde, işçinin kusuruyla verdiği zararın işveren tarafından karşılanmasının ardından, işveren bu zarar için işçiye rücu edebilir, yani işçiden tazminat talep edebilir. Örneğin, işçinin dikkatsizliği sonucu bir müşteri zarar görmüşse ve bu zararı işveren ödemek zorunda kalmışsa, işveren kusuru oranında işçiye rücu ederek ödediği bedelin geri verilmesini talep edebilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, zararın tamamen işçinin kusurundan kaynaklanmış olması ve bu kusurun işverenin gözetim yükümlülüğünün ihlalinden kaynaklanmamasıdır.

İşveren, İşçinin Verdiği Zarar Nedeniyle Sigorta Şirketine Başvurabilir Mi?

İşveren, işyerinde meydana gelebilecek olası zararları karşılayan bir sigorta poliçesi yaptırmışsa (örneğin; işveren sorumluluk sigortası, işyeri sigortası veya sorumluluk sigortası), sigortalı, riskin gerçekleşmesi halinde sigorta şirketinden tazminat talep edebilir.

İşçi, İşverene Verdiği Zararı Taksitli Olarak Ödeyebilir Mi?

İşveren, işçinin onayı olmadığı takdirde işçinin ücretinden kesintide bulunarak zararını tazmin edemez. İşçinin onayının olduğu yahut işçinin ücretinden kesinti olmadan zararı ayrıca tazmin edeceğini taahhüt edeceği durumlarda, ödemenin nasıl gerçekleştirileceği işçi ile işverenin arasındaki özel sözleşmeye bağlıdır. Ödemeyi taksitlere bölebilirler. İcra takibi sonucunda gerçekleştirecek tahsilde de haciz aşamasından önce borçlu ve alacaklının taksit hususunda anlaşmasının önü açıktır.

İşçi, Zarar Verdiği İçin İşten Çıkarılırsa Kıdem Tazminatı Alabilir Mi?

İşveren zarara uğrar ve iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 25/2-ı bendine göre haklı nedenle feshederse; işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Haklı fesih, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını ortadan kaldıran bir müessesedir.

İşçi, İşverene Zarar Verdiği İçin İhbar Tazminatı Alabilir Mi?

İşveren zarara uğrar ve iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 25/2-ı bendine göre haklı nedenle feshederse; işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Haklı fesih, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını ortadan kaldıran bir müessesedir.

İşçinin İşverene Verdiği Zarar Nedeniyle İş Sözleşmesi Tazminatsız Feshedilebilir Mi?

İşveren zarara uğrar ve iş sözleşmesini İş Kanunu’nun 25/2-ı bendine göre haklı nedenle feshederse; işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. Haklı fesih, kıdem ve ihbar tazminatı haklarını ortadan kaldıran bir müessesedir.

İşçinin Dikkatsizliği Nedeniyle İş Kazası Meydana Gelirse Sorumluluk Kime Aittir?

İş güvenliği uzmanlarınca işverenin tamamen sorumsuz ve işçinin tamamen sorumlu olduğu tespit edilirse bu durumda sorumluluk işçinin üzerindedir. Ancak tehlike sorumluluğu işverenin kusursuz sorumlu olduğu hallerde işverenin yaşanandan olayda kusuru olmasa bile sorumluluk yine de işverenin üzerindedir.

İşçi, İşverenin Ticari İtibarına Zarar Verirse Ne Olur?

Bir markanın itibarı, tüketicilerin o markaya duyduğu güven ve saygının bir yansımasıdır. Marka imajı ise, tüketicilerin marka hakkında sahip oldukları olumlu ya da olumsuz düşünceler ile markayla doğrudan veya dolaylı olarak yaşadıkları deneyimlerin bütününden oluşan algılar bütününü ifade eder. Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilecektir. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen bu hal, işverenin marka itibarına zarar veren işçi için de geçerlidir.

İşçi, İşverenin Mali Bilgilerini Üçüncü Kişilerle Paylaşırsa Ne Gibi Sonuçlar Doğar?

Bu halde İş Kanunu’nun 25. maddesinin 2. fıkrasına göre işveren, iş sözleşmesini derhal ve tazminatsız feshetme hakkına sahiptir. Aynı zamanda işveren, bu ihlalden dolayı uğradığı zararları tazmin etmek amacıyla Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde çalışana karşı maddi ve gerekirse manevi tazminat davası açabilir. Açıklanan mali bilginin ticari sır niteliğinde olması halinde, çalışan hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesi uyarınca ticari sırları ifşa etme suçundan da ceza davası açılabilir.

İşçinin, İşverenin Rakip Firmalarına Bilgi Sızdırması Suç Mudur?

İşçinin “işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması”, işveren için haklı fesi sebebidir. Sızdırılan bilginin niteliğine göre bu eylemin suç teşkil etmesi de mümkündür. Örneğin şirketin işlem bilgilerinin sızdırılarak borsada manipülasyon yapılması halinde SPK hükümlerince dolandırıcılık suçunu, Türk Ceza Kanunu’nun 239. maddesi uyarınca ticari sırları ifşa etme suçunu veya yine TCK hükümlerine göre dolandırıcılık suçuna sebebiyet verebilir. Bu sorunun cevabı, sızdırılan bilginin niteliğine göre değişiklik gösterecektir.

SİNAN ARSLANTÜRK

PAYLAŞ
Zehra Özdipi
Zehra Özdipi
Makale: 175
WHATSAPP RANDEVU AL ARA