Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

Vasiyetnamenin iptali davası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için öngörülen sıkı şekil şartlarına aykırılık olması halinde, yasal mirasçılar veya vasiyet alacaklıları tarafından açılabilecek olan davadır. Vasiyetnamenin hukuken geçerli olup olmadığı, vasiyetnamenin iptali davasında incelenmekte olup bu süreçte ilgililerin miras haklarının korunması amaçlanmaktadır.
Vasiyetname, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre miras bırakan tarafından kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına uyarak yazılması gereken, miras bırakanın mal paylaşımı ve son arzuları hakkında beyanlarını yazdığı belgedir. Miras bırakanın, vasiyetname düzenlerken yasal mirasçılarının saklı paylarını koruması ve şekil şartlarına uyması gerekmektedir. Vasiyetnamenin iptali davası, miras bırakanın vasiyetname düzenlenirken; kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarının sağlanmamış olması halinde, vasiyetname alacaklıları ve yasal mirasçılar tarafından başvurabilecek dava yoludur. Vasiyetnamenin iptali sebepleri Türk Medeni Kanunu 557. maddesinde düzenlenmiştir.
Miras bırakan tarafından düzenlenen vasiyetnamenin hukuken geçerliliği hâkim tarafından vasiyetnamenin iptali davası sürecinde incelenmektedir. Bu nedenle vasiyetname düzenlerken alanında uzman bir miras avukatından hukuki destek almak sizin menfaatinize olacaktır.

Vasiyetnamenin iptali sebepleri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 557-559. maddelerinde düzenlenmiştir. Vasiyetnamenin iptali sebepleri, dava hakkı ve hak düşürücü süreler bu maddeler arasında incelenmiştir. Medeni Kanun hükümleri uyarınca miras bırakan tarafından düzenlenen vasiyetname sonucu miras hakkı zedelenen kişiler yani yasal mirasçılar ve vasiyet alacaklıları; 557. madde kapsamında, vasiyetnamenin iptali sebeplerinden birini öne sürmek suretiyle vasiyetnamenin iptali davası açabileceklerdir.
Vasiyetnamenin iptali davası, kanuna aykırılık hallerinin önüne geçmeyi ve dolayısıyla ilgili kişilerin miras haklarını korumayı amaçlamaktadır. Vasiyetnamenin iptali davası ile mahkemeden, vasiyetnamenin tamamının veyahut bir kısmının iptali talep edilebilmektedir.
Vasiyetnamenin iptali sebepleri Türk medeni Kanunu 557. maddesinde düzenlenmiştir. Vasiyetnamenin iptali sebepleri; miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada vasiyetname düzenlenmesi, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma ya da zorlama altında düzenlenmesi, vasiyetnamede yer alan şartların hukuka veya ahlaka aykırılık teşkil etmesi ve son olarak miras bırakan tarafından Medeni Kanun’da öngörülen sıkı şekil şartlarına uyulmadan vasiyetnamenin düzenlenmiş olması olabilir.
Vasiyetname düzenlenebilmesi için Türk Medeni Kanunu 502. maddesi gereği, miras bırakanın 15 yaşını doldurmuş olması ve ayırt etme gücüne sahip olması şartları aranmaktadır. Bununla beraber miras bırakanın 65 yaş üzeri olması durumunda akıl sağlığının yerinde olduğuna dair rapor almadan vasiyetname düzenlenmiş olması halinde miras bırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığından söz edilebilecektir. Yargıtay içtihatlarına göre miras bırakanın konuya ilişkin raporu Adli Tıp Kurumundan alması gerekmektedir.
Konuya ilişkin örnek Yargıtay kararı: Miras bırakan kişinin vasiyetname düzenlenirken aile hekiminden aldığı akıl sağlığı raporunun tartışma konusu olması halinde adli tıp kurumundan rapor alınması gerekeceğine ilişkin karar; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/3551 E., 2016/3715 K. sayılı kararı
Ölüme bağlı tasarruf olan vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma ya da zorlama altında düzenlenmesi; vasiyetnameyi düzenlerken miras bırakanın beyanlarını tam yansıtmayacağı ve dolayısıyla irade sakatlığı meydana getireceği için, bu hallerde de 4721 sayılı Medeni Kanun hükümleri uyarınca vasiyetnamenin iptali yoluna gidilebilmektedir.
Konuya ilişkin örnek Yargıtay kararı: Hasta olan miras bırakanın kendisine bakılmayacağı söylenerek tehdit edilmesi halinde ikrah halinin mevcut olduğu düşünülebilecek olsa dahi, bu hususun yeterli ve hukuka uygun deliller ile ispat edilmesi gerekliliğine ilişkin karar;
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/3101 E., 2020/392 K. sayılı kararı
Türk Medeni Kanunumuzun 515. maddesinde, miras bırakan tarafından vasiyetnamenin şarta bağlı olarak düzenlenebileceği açıkça düzenlenmiştir. Ancak vasiyetnamede düzenlenen bu şartların hukuka veya ahlaka aykırı olması kabul edilemez. Dolayısıyla vasiyetnamede yer alan şartların hukuka veya ahlaka aykırılık teşkil etmesi halinde ilgililer vasiyetnamenin iptali yoluna başvurabilecektir.
Medeni Kanun’da vasiyetnamenin geçerli olabilmesi için sıkı şekil şartları öngörülmüştür. Miras bırakan tarafından bu sıkı şekil şartlarına uyulmaması halinde ilgililer tarafından vasiyetnamenin iptali yoluna gidilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen sıkı şekil şartları; resmi vasiyetname için noter veya sulh hâkimi gibi bir yetkili memur huzurunda ve iki tanık eşliğinde düzenlenmiş olmak, el yazılı vasiyetname için miras bırakanın kendi el yazısıyla yazılmış olması, düzenlenen tarihin yazılması ve imza atılması, sözlü vasiyetnamelerde ise sözlü vasiyetnamenin kanunda düzenlenen koşulların varlığı halinde düzenlenmiş olmasıdır.
Vasiyetnamenin iptali sebepleri Türk medeni Kanunu 557. maddesinde düzenlenmiştir. Vasiyetname, Medeni Kanun’un 557. maddesinde öngörülen sıkı şartlara aykırılık halinde geçersiz sayılmaktadır. Vasiyetnamenin geçerliliği vasiyetnamenin iptali davasında incelenir. Vasiyetnamenin geçersiz sayıldığı haller şu şekildedir:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 558. maddesi 1. fıkrasına göre vasiyetnamenin iptali davasında davacı taraf, ölüme bağlı tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı olabilmektedir. Medeni Kanun uyarınca, vasiyetnamenin iptali için dava açabilecek bu kişiler vasiyet alacaklısı, vasiyetnamede atanan mirasçı, kurulan bir vakfın yönetim organı ve benzeri; vasiyetnamenin iptalinde menfaati olan kişi ya da kurumlar olabilmektedir.
Şu şekilde maddelenebilir;
Vasiyetnamenin iptali davasında davalı sıfatını taşıyan taraf ise iptali istenen vasiyetnameden kaynaklanarak menfaat elde eden veya hiç değilse davacı aleyhine menfaat elde eden kimselerdir. Dolayısıyla dava bu kişilere karşı açılmalıdır.

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli ve yetkili mahkeme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 576. maddesinde ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili kanun hükümlerince, vasiyetnamenin iptali davasında görevli ve yetkili mahkeme; miras bırakanın son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi olarak belirtilmiştir.
Vasiyetnamenin iptali davası açmak için Medeni Kanun’da öngörülen vasiyetnamenin geçerlilik koşullarına aykırılık hali bulunması gerekir. Vasiyetnamenin iptali davası, miras bırakanın son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesi’nde, vasiyetnamenin iptali sebeplerinden birisi öne sürülerek açılmaktadır.
Vasiyetnamenin iptal edilmesinde menfaati bulunan yasal mirasçılar veya vasiyet alacaklıları vasiyetnamenin iptali davası açabilirler. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında vasiyetnamenin iptali davasında, ilgililer tarafından vasiyetnamenin tamamının ya da belirlenen bir kısmının iptali talep edilebilmektedir. Vasiyetnamenin iptali davası dilekçesi hazırlarken alanında uzman bir avukattan hukuki destek almak miras hakkınızın en iyi şekilde korunması için önem arz etmektedir.
Vasiyetnamenin iptali davası için hazırlanan dilekçe, mahkemeye ibraz edilir. Dilekçe yazılırken iptal sebepleri ve delillere de yer vermek önem taşır. Ardından yargılama harç ve masrafları ödenir.
4721 sayılı Türk medeni kanunu hükümleri gereğince vasiyetnamenin açılması için gerekli belgeler; vefat eden miras bırakanın ölüm belgesi, vasiyetnamenin aslı ya da noter tarafından onaylı kopyası, ilgili mirasçıların kimlik belgeleri ve vasiyetnamenin iptali sebebinin varlığını ispatlayan belgelerdir. Bununla beraber Medeni Kanun hükümlerince vasiyetnamenin iptali davasında ispat yükü davacı tarafa aittir.
Vasiyetnamenin iptali davasında hukuki süreler hak düşürücü sürelerdir. Kanun uyarınca;
Genel olarak, vasiyetnamenin iptali davaları ortalama 1-2 yıl içerisinde sonuçlanmaktadır. Ancak, tarafların kararlara itiraz etmesi, bilirkişi raporlarının gecikmesi veya mahkemenin iş yükü gibi faktörler sürecin daha uzun sürmesine neden olabilir. İtiraz süreci ve istinaf başvuruları dikkate alındığında, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi veya Yargıtay’a taşınması halinde bu süre daha da uzayabilir. Miras hukukuyla ilgili uyuşmazlıklar, genellikle taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle uzun sürebildiğinden, davanın hızlandırılması için delillerin eksiksiz sunulması ve hukuki prosedürlerin dikkatle takip edilmesi oldukça önemlidir.
Vasiyetnamenin iptali davasında görevli ve yetkili olan mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yerinde bulunan Asliye Hukuk Mahkemesidir. Vasiyetnamenin iptali davası açabilmek için yetkili Asliye Hukuk Mahkemesine, maktu harç yatırılması gerekmektedir. Vasiyetnamenin iptali davası lehine sonuçlanan kişinin avukatı olması halinde de maktu vekalet ücretine hükmedilmektedir. Keza vasiyetnamenin iptali davası nispi nitelikli dava olması nedeniyle, avukat vekalet ücreti iptali istenen dava konusu mal varlığının değerine göre belirlenmektedir.
Mahkeme harç ve giderleri şu şekildedir;
Miras bırakanın vasiyetname düzenlerken tasarruf ehliyetinin bulunmaması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 557. maddesinde düzenlenen vasiyetnamenin iptali sebepleri arasındadır. Kanun uyarınca miras bırakanın vasiyet düzenlerken 15 yaşını doldurmuş olması ve ayırt etme gücüne sahip olması şartları aranmaktadır. Dolayısıyla özellikle 65 yaş üzeri olan miras bırakanlardan konuya ilişkin sağlık raporu alması talep edilmektedir. Yargıtay içtihatları da vasiyetnamenin düzenlendiği tarihlerde miras bırakanın ayırt etme gücü ve akıl sağlığından emin olabilmek için konuya ilişkin bilirkişi raporu alınmasının, vasiyetnamenin geçerliliği açısından önemli ve gerekli olduğunu öngörmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 560. maddesi hükümlerince tenkis davası, miras bırakan kişinin, yasal mirasçılarının saklı paylarını ihlâl etmesi halinde, bu saklı payların korunmasını ve miras bırakanın vasiyetnamede bulunan, saklı paylara dair beyanlarının yasal sınıra indirilmesini sağlayan yenilik doğurucu bir davadır. Miras bırakan vasiyetname düzenlerken kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına uymak ve yasal mirasçılarının saklı miras paylarını gözeterek malvarlığı paylaşımında bulunmak zorundadır. Aksi takdirde kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına ve vasiyetnamenin geçerlilik koşullarına uyulmaması halinde vasiyetnamenin iptali ya da saklı payların ihlal edilmesi halinde ise tenkis davası açma yoluna gitme hakları doğmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 558. maddesi hükümlerince vasiyetnamenin iptali davasında, ispat yükü davacı tarafa yüklenmiştir. Medeni Kanun uyarınca, davacı ilgili taraf, ölüme bağlı tasarruf olarak düzenlenen vasiyetnamenin iptali davasında, öne sürdüğü vasiyetnamenin iptalini gerektiren sebebin varlığını ve miras hakkının zedelendiğini ispat etmek zorundadır.
Türk Medeni Kanun’unun 557. maddesinde düzenlenen vasiyetnamenin geçersiz sayılacağı hallerin varlığında vasiyetnamenin iptali davası yoluna gidilmekteyken, Türk Medeni Kanunu’nun 565. maddesinde düzenlenen hallerde ise tenkis davası yoluna gidilmektedir. Vasiyetnamenin iptali davasının konusunu konuları vasiyetnamenin geçersiz sayıldı hallerdir, tenkis davasının konusu ise miras bırakanın vasiyetname düzenlerken saklı paylı mirasçılarının saklı paylarını ihlal etmesi durumunda söz konusu olmaktadır. Medeni Kanun uyarınca tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenmesinden itibaren bir yıl içerisinde ve herhâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren on yıl içerisindedir. Tenkis iddiası, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilmektedir.
Vasiyetnamenin iptali davası bozucu yenilik doğuran bir davadır. Vasiyetnamenin iptali davasında alınan iptal kararı, mirasın açıldığı ana kadar geçmişe etki etmektedir. Vasiyetnamenin iptali davasında, vasiyetnamenin iptali kararı sonucundan sadece davayı açan davacı taraf etkilenmektedir. Mahkeme tarafından vasiyetnamenin tamamının ya da belirlenen bir kısmının iptali yoluna gidilebilir. Vasiyetnamenin tamamının iptal edilmesi halinde da eski bir tarihte düzenlenmiş bir vasiyetnamenin mevcut olup olmadığı da incelenmektedir.
Medeni Kanun hükümleri uyarınca vasiyetnamenin iptali tamamen veyahut kısmen olacak şekilde gerçekleştirilebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 542. maddesinin hükümlerinde vasiyetnamenin kısmen iptali incelenmiştir. Ancak Medeni Kanun uyarınca vasiyetnamenin kısmen iptalinin gerçekleştirilebilmesi için iptal sebebinin şekli anlamda vasiyetnamenin tümüne ilişkin olmaması koşulu aranmaktadır. Mahkeme tarafından vasiyetnamenin kısmen iptal edilmesine karar verilmesi halinde, vasiyetnamede bulunan ve iptal edilmeyen kısım hukuken geçerliliğini koruyacaktır.
Vasiyetnamenin iptali sonrasında miras paylaşımı, mahkeme kararı vasiyetnamenin iptali kararı resmileştikten sonra yapılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’na göre, vasiyetnamenin iptal edilmesinin üzerine, mahkeme tarafından yasal mirasçıların saklı payları gözetilerek mal paylaşımı yapılmaktadır. Miras bırakanın kanuni mirasçılarına, kanunen belirlenen yasal miras oranları doğrultusunda mal paylaşımı yapılmaktadır ve bu şekilde vasiyetnamenin iptali davası öncesinde ilgililerin zedelenen miras hakları korunarak mal paylaşımı kanuna uygun hale getirilmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde, vasiyetnamenin iptali davası sürecinde yetkili olan Asliye Hukuk Mahkemesi; vasiyetnamenin geçerliliğini etkileyebilecek olan hususları değerlendirmektedir. Bu hususlar; davacı tarafından mahkemeye sunulan kanıtlar, davaya ilişkin tanıklardır ve dava sürecinin ilerlemesinde büyük önem taşımaktadır. Hâkim, vasiyetnamenin iptali davasında karar verirken tanık beyanları, mahkemeye sunulan ve konuyla ilişkin kanıt ve belgeler doğrultusunda bir karar verecek ve vasiyetnamenin sebep olduğu hukuka aykırılık halini giderecektir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca, vasiyetnamenin açılması kararının kesinleşmesinden sonra, yasal mirasçılar ve vasiyet alacaklıları tarafından itiraz yoluna gidilebilmektedir.
Medeni Kanun hükümlerince miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma ya da zorlama altında düzenlenmesi, vasiyetnamede yer alan şartların hukuka veya ahlaka aykırılık teşkil etmesi ve miras bırakan tarafından sıkı şekil şartlarına uyulmadan vasiyetnamenin düzenlenmiş olması hallerinde vasiyetname iptal edilmektedir.
Türk Medeni Kanunu 576. maddesi uyarınca, vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasında görevli ve yetkili olan mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yerinde bulunan asliye hukuk mahkemesidir. Vasiyetnamenin iptali ve tenkis davaları yetkili olan asliye hukuk mahkemesinde açılmaktadır.
Türk Medeni Kanun’unun 557. maddesinde düzenlenen vasiyetnamenin geçersiz sayılacağı hallerin varlığında ve 565. maddesinde düzenlenen yasal mirasçıların saklı paylarının ihlal edildiği hallerde vasiyetname mahkeme tarafından bozulmaktadır.
Vasiyetnamenin bozulmasında menfaati olan ilgili yasal mirasçılar veya vasiyet alacaklıları, vasiyetnamenin iptali davası açarak vasiyetnamenin bozulmasını sağlayabilmektedir. Vasiyetnamenin bozulması için kanunda öngörülen şekil şartlarına aykırılık olması ya da miras bırakan tarafından saklı payların ihlal edilmesi gerekmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 558. maddesinde vasiyetnamenin iptali davasında kimlerin taraf olabileceğini düzenlemiştir. Vasiyetnamenin iptali davasında davacı taraf, ölüme bağlı tasarruf olan vasiyetnamenin iptal edilmesinde menfaati bulunan yasal mirasçı veya vasiyet alacaklısı olabilmektedir.
Vasiyetname düzenleyebilmek için kanun tarafından 15 yaşını doldurmuş olmak ve ayırt etme gücüne sahip olmak şartları aranmaktadır. Özellikle 65 yaş üzeri miras bırakanlarda ayırt etme gücüne sahip olma hususunun değerlendirilebilmesi için Adli Tıp Kurumundan sağlık raporu alınması gerekmektedir.
Vasiyetnamenin iptali davası, davanın görüleceği yetkili ve görevli mahkemenin iş yoğunluğuna ve vasiyetnamenin iptali davasında öne sürülen iptal sebeplerini niteliğine bağlı olarak değişmektedir. Ortalama 1-2 yıllık süreç içerisinde vasiyetnamenin iptali davası sonuçlanmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 557. ve 565. maddelerinde yer alan ilgili hükümlerce vasiyetnamenin bozulmaması için kanunda öngörülen sıkı şekil şartlarına uygun düzenlenmiş olması ve bununla birlikte miras bırakan tarafından mal varlığı paylaşımı yapılırken yasal mirasçıların saklı paylarının korunmuş olması gerekmektedir.
Vasiyetnamenin iptali davaları, vasiyetnamenin iptali yanında taşınmazlara ilişkin bir tescil kararı da ihtiva ediyor olması halinde; 6100 sayılı Kanunun 367. maddesi ve Yargıtay kararları doğrultusunda kesinleşmeden uygulanmamaktadır. Ancak sicilde değişiklik meydana getirecek tescil hükmü bulunmaması halinde, dava kesinleşmeden icraya konulabilmesi mümkündür.
Vasiyetnamenin iptali davasında, Medeni Kanun’un ilgili hükümlerince; vasiyetnamenin iptali davasını açan davacı tarafın ispat yükü bulunmaktadır. Dolayısıyla davacı tarafın, dava açarken öne sürdüğü vasiyetnamenin iptali sebebini ispatlaması gerekmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 409. maddesinin ikinci fıkrası gereği vasiyetname düzenleyen miras bırakanın akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirlenmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Medeni Kanun hükümlerince vasiyetname yapılırken miras bırakanın akıl sağlığının yerinde olması gerekmektedir. Medeni Kanun’da ayırt etme gücüne sahip olmak hususu, vasiyetnamenin geçerliliği için gereken şartlar arasında düzenlenmiştir.
Vasiyetname yapıldığı tarihte miras bırakanın ehliyeti Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesi gereğince incelenmektedir. Kanun maddesi, miras bırakanın tasarrufta bulunma ehliyetinin olmaması halinde, vasiyetnamenin geçersiz sayılacağı ve vasiyetnamenin iptali davası açılabileceğini öngörmüştür.
Vasiyetnamenin iptali davası sürecinde vasiyetnamenin geçerliliğini etkileyebilecek olan hususlar değerlendirilir. Bunlar; davacı tarafından mahkemeye sunulan kanıtlar, davaya ilişkin şahitlerdir. Hâkim, vasiyetnamenin iptali davasında karar verirken şahitlerin beyanlarını da göz önünde bulundurmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu uyarınca, vasiyetnamenin iptal edilmesi durumunda, yasal mirasçıların saklı payları gözetilerek; yasal miras payları doğrultusunda kanuni mirasçılar arasında miras paylaşımı yapılmaktadır.
Vasiyetnamenin iptali davasında, kanunda düzenlenen vasiyetnamenin geçersizliği ve saklı paylarının ihlal edildiğini belgeleyecek nitelikte olan ve hukuka uygun olarak elde edilmiş deliller, asliye hukuk mahkemesine sunulabilir.
Asliye hukuk mahkemesinde görülen vasiyetnamenin iptali davası kazanıldıktan sonra kararının kesinleşmesi ile ilgililer tarafından bu karara itiraz edilmezse, mahkeme tarafından kanuni mirasçıların yasal miras hakları doğrultusunda mal paylaşımı yapılmaktadır.
Vasiyetnamenin iptal edilmesi halinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ilgili hükümleri gereğince mal paylaşımı, miras bırakanın yasal mirasçılarının payları doğrultusunda hareket edilerek belirlenmektedir.
Vasiyetname Medeni Kanun uyarınca ölüme bağlı tasarruf olmasından dolayı iptal edilmesi halinde daha sonradan yeni bir vasiyetname düzenlenmesi söz konusu olmayacaktır. Bununla birlikte miras bırakanın sağlığında düzenlemiş olduğu birden fazla vasiyetname olabilir.
Vasiyetnamenin iptali davasında, vasiyetnamenin iptali sebebi sayılabilecek hususun; asliye hukuk mahkemesi tarafından doğru değerlendirilebilmesi açısından şahitler, mahkemeye sunulacak deliller ve miras bırakanın kanunda öngörülen şekil şartlarına uymuş olması hususları önem arz etmektedir.
Noter, hâkim, yetkili memur veyahut miras bırakanın kendisi tarafından düzenlenmiş olan vasiyetnamenin, kanunen öngörülen ve vasiyetnamenin geçerliliği için düzenlenen sıkı şekil şartlarına uymaması ve saklı payları ihlal etmesi sebebiyle iptal edilmesi mümkündür. Vasiyetnamenin iptali hususu vasiyetnamenin türüne bağlı değildir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca vasiyetnamenin iptali, vasiyetnamenin nasıl düzenlendiği hususuna bağlı değildir. El yazılı vasiyetnamenin iptal edilmemesi için miras bırakan tarafından kendi el yazısı ile düzenlenmiş olup tarih belirtilerek imza atılması gerekmektedir.
Vasiyetnamenin iptali davası reddedilirse, miras bırakan tarafından vasiyet edilmiş olan mallar mahkeme tarafından geri alınabilecektir. Dolayısıyla vasiyetnamenin açılması davasında mal edinen kişilerin bu malları iade etmesi gerekmektedir.
Davacının vasiyetnamedeki iptal sebebini öğrenmesinden itibaren bir yıllık hukuki hak düşürücü süre içerisinde, davalının iyi niyetli olması halinde vasiyetnamenin açıldığı tarihten itibaren on yıllık hukuki hak düşürücü süre içerisinde ve kötü niyetli olması halinde ise 20 yıllık hukuki hak düşürücü süre içerisinde dava yoluna gitme hakkı bulunmaktadır.
Vasiyetnamenin iptali davasında, miras bırakanın vasiyetname düzenlerken tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda bir şüphe oluşmuşsa, vasiyetnamenin iptal edilebilmesi için mahkeme tarafından sağlık raporu istenmektedir.