Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

İştirak nafakası, TMK m. 182/2 hükmü uyarınca boşanma davası sonucunda velayeti kendisine verilmeyen eş tarafından, ergin olmayan çocuk lehine ödenmesine karar verilen nafaka türüdür. İştirak nafakası, çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve diğer temel giderlerini karşılamayı amaçlayan, kamu düzenine ilişkin bir yükümlülük olup, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Hakim, iştirak nafakasına re’sen veya talep üzerine hükmedebilir ve nafakanın miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile yükümlü ebeveynin ekonomik durumu dikkate alınarak belirlenir. Ayrıca, çocuğun ergin olmasına rağmen eğitimine devam etmesi halinde, iştirak nafakası talep üzerine yardım nafakasına dönüşebilir.
İştirak nafakası boşanma davası neticesinde velayet kendisine verilmeyen eş aleyhine hükmedilen nafaka türüdür. İştirak nafakasının temel amacı anne ve babanın çocuğun bakım, eğitim, sağlık vb. giderlerine gelirleri ile orantılı olacak şekilde katılmalarını sağlamaktır. Nafaka kendisine verilen anne ya da baba bu giderlere fiili olarak katılmış olacağından ötürü diğer eşin de bu giderlere gücü oranında katılmasının sağlanması amaçlanmıştır.
İştirak nafakasına hükmedilirken; barınma, yiyecek, giyecek, sağlık, dinlenme, harçlık, ulaşım, eğitim ve öğretim giderlerine ilişkin kalemlerin hepsi dahil olacak şekilde hesaplama yapılmalıdır. Bu kalemler için ayrı ayrı hüküm kurulamaz. Örneğin; hüküm kurulurken çocuğun eğitim ve servis ücretleri ayrık tutularak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bu sebeple bozmayı gerektirir.

İştirak nafakası açılabilmesi için ilk şart çocuğun ergin olmamasıdır. İştirak nafakası ergin olmayan velayete tabi çocuklar için istenebilir. Eğer ki çocuk ergin ise ve kısıtlanarak velayet altına alınmış ise iştirak nafakasına hükmedilmesi mümkün olmayacaktır. Böyle bir durumda kısıtlanan ergin çocuk için yardım nafakası talebinde bulunulması gerekmektedir.
İştirak nafakasına hükmedilebilmesi için istek şartı yoktur. Hakim gerekli gördüğü takdirde kendiliğinden iştirak nafakasına hükmedebilir. Bununla birlikte taraflardan birinin isteği üzerine de iştirak nafakasına hükmedilebilir. İştirak nafakası isteminde bulunacak olan kişi anne veya baba ise çocuğa fiilen bakıyor olması şartı vardır.
İştirak nafakası belirlenirken nafaka talep edilen anne veya babanın maddi gücü araştırılmalıdır. Anne veya babanın yeterli geliri yoksa yani yoksul durumda ise iştirak nafakası yükletilemez. Nitekim aleyhine iştirak nafakası hükmedilecek olan anne veya babanın gücü oranında iştirak nafakası ödemesi en temel ilkedir.
İştirak nafakasına hükmedilebilmesi için bir diğer şart çocuğun soybağı sorununun bulunmamasıdır. Eğer ki iştirak nafakası talep edilen çocuk aleyhine soybağının reddi davası açılmış ise mahkeme tarafından bu dava bekletici mesele yapılmalıdır. Ayrıca lehine iştirak nafakasına hükmedilecek olan çocuğun tarafların ortak çocukları olmadığı kayden belli ise bu çocuk lehine iştirak nafakasına hükmedilemez. Ancak bu konuda herhangi bir kayıt yoksa ve tarafların ortak çocuğu olmadığına dair bir iddia var ise çocuğun tarafların ortak çocuğu olmadığına ilişkin nüfus kaydının iptal edilmesi için dava açılması konusunda taraflara süre verilmeli ve bu dava bekletici mesele yapılmalıdır. Eğer ki çocuk tarafların ortak çocuğu olarak kayıtlı ise ve ortak çocuk olmadığına dair bir iddia yok ise iştirak nafakası verilmelidir.
Türk Medeni Kanunu’nun ilgili hükümleri çerçevesinde, velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun eğitim, bakım ve diğer temel giderlerine mali gücü oranında katkıda bulunmasını zorunlu kılan bir yükümlülüktür. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi durumunda, velayet hakkına sahip olmayan ebeveyn aleyhine iştirak nafakası davası açılabilmektedir.
İştirak nafakasını talep etme hakkına sahip kişiler şu şekilde sıralanabilir:
Küçüğe fiilen bakan ebeveyn: Velayeti elinde bulunduran anne veya baba, çocuğun ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına iştirak nafakası talep edebilir.
Küçüğe vasi veya kayyım atanmışsa: Çocuğun velayet hakkı anne ve babaya ait değilse, mahkeme tarafından atanan vasi veya kayyım da iştirak nafakası talebinde bulunabilir.
Ayırt etme gücüne sahip küçük: Ergin olmayan ancak ayırt etme gücüne sahip çocuk da kendi adına iştirak nafakası talep edebilir.
İştirak nafakası, velayet hakkına sahip olmayan ebeveynden veya küçüğe fiilen bakmayan anne ya da babadan istenebilir. Bununla birlikte, ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükler için atanmış kayyım veya vasi, nafaka talebini çocuğun her iki ebeveynine karşı da yöneltebilir. Öte yandan, anne veya babanın iflas etmesi durumunda, iştirak nafakasının iflas idaresinden talep edilmesi zorunludur.
Nafakasının miktarı belirlenirken öncelikli olarak çocuğun bakım ve eğitim giderleri tespit edilmelidir. Nitekim, anne ve babanın, çocuk ergin oluncaya kadar ona karşı bakım yükümlülüğü devam etmektedir. Ancak, çocuğun ergin olmasına rağmen eğitim hayatına devam etmesi durumunda, ebeveynler koşulların gerektirdiği ölçüde çocuğun eğitimini tamamlayabilmesi için ona bakmakla yükümlüdür. Bu doğrultuda, iştirak nafakasının miktarı belirlenirken çocuğun eğitim giderleri dikkate alınmalı ve bu giderlerin karşılanmasını sağlayacak düzeyde bir nafaka miktarı belirlenmelidir.
Belirlenen nafaka miktarı, çocuğun alışmış olduğu yaşam standardını olumsuz yönde etkilememeli ve onun sosyo-ekonomik koşullarında ani bir düşüşe sebebiyet vermemelidir. Ayrıca, çocuğun yaşı itibarıyla çalışma gücüne sahip olması iştirak nafakasına hükmedilmesine engel teşkil etmemekte olup, sırf bu nedenle çocuğun çalışmaya zorlanamaz.
İştirak nafakasının ilerleyen yıllarda artırılabilmesi için tarafların bu hususta mahkemeden talepte bulunmaları gerekmektedir. Tarafların böyle bir talepte bulunmamaları halinde, hakim re’sen nafaka artışına ilişkin hüküm tesis edemez. Ancak, tarafların artırım talebinin bulunması durumunda, hakim tarafından bu talebe ilişkin olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi zorunludur.
İştirak nafakasının belirlenmesi sırasında, nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Nafaka miktarı, taraflardan birinin haksız zenginleşmesine yol açmamalı ve bununla birlikte nafaka yükümlüsü üzerinde cezalandırıcı bir etki doğurmamalıdır.
Son olarak belirtilmelidir ki yabancı devlet makamları tarafından çocuğun lehine sağlanan maddi yardımlar, iştirak nafakasının belirlenmesinde etkili bir faktör olarak değerlendirilemez.
Türk hukukunda, iştirak nafakasının niteliği gereği irat şeklinde (düzenli ve periyodik ödemeler halinde) ödenmesi esastır. Bu nafaka, çocuğun sürekli devam eden bakım ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olduğu için, tarafların kendi aralarında yapacakları bir anlaşma ile toptan ödeme şeklinde kararlaştırılması mümkün değildir. Bununla birlikte, iştirak nafakasına hükmeden hâkim, çocuğun gelişen ihtiyaçları ve ekonomik koşullardaki değişimler göz önüne alınarak gelecek yıllarda nafakanın artırılmasına ilişkin bir düzenleme yapmalı ve bu artış oranını belirlemelidir. Ancak, hâkimin re’sen bu hususta karar vermesi mümkün olmayıp, tarafların nafakanın ilerleyen yıllarda artırılması yönünde talepte bulunması gerekmektedir.
İştirak nafakası, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren hüküm ifade eder. Mahkeme, kararında nafakanın başlangıç tarihini açık bir şekilde belirtebilir. Boşanma davası devam ederken iştirak nafakası talep edilmesi mümkün değildir. Ancak, mahkeme çocuğun ihtiyaçlarını dikkate alarak tedbir nafakasına hükmedebilir. Eğer boşanma davası sürecinde tedbir nafakası ödenmekteyse, iştirak nafakası bu nafakanın sona erdiği tarihten itibaren geçerli olacak şekilde uygulanır.
Boşanma davasından bağımsız olarak iştirak nafakası talep edilebilir. Bu durumda, mahkeme kararında nafakanın hangi tarihten itibaren ödenmesi gerektiğini açıkça belirtebilir. Eğer kararın kesinleşme tarihi açıkça belirtilmemişse, nafakanın başlangıç tarihi mahkeme kararının verildiği tarih olarak kabul edilir. Bununla birlikte, taraflardan birinin talebi üzerine mahkeme, nafakanın geriye dönük olarak ödenmesine de karar verebilir.

Durumun değişmesi halinde tarafların istemi üzerine hakim, nafaka miktarını yeniden belirleyebileceği gibi nafakayı kaldırabilir.
İştirak nafakasının kaldırılma sebepleri şu şekildedir;
Çocuğun hayatını kaybetmesi durumunda, iştirak nafakası kendiliğinden sona erer.
Genel kural olarak, iştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erer. Ancak, çocuk eğitimine devam ediyorsa ve ihtiyaç sahibiyse, iştirak nafakası yerine yardım nafakası talep edilebilir.
Çocuk ergin olmasa bile düzenli bir gelire sahip olmuş, çalışmaya başlamış ve kendi geçimini sağlayabiliyorsa, nafaka almasına gerek kalmadığı gerekçesiyle iştirak nafakası kaldırılabilir.
Mahkeme kararıyla çocuğun velayeti, iştirak nafakası ödemekle yükümlü ebeveyne verilirse, iştirak nafakası sona erer. Çünkü artık çocuğun bakım ve ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olan taraf değişmiştir.
Çocuk, 18 yaşından önce evlenirse veya mahkeme kararıyla ergin kılınırsa, iştirak nafakası kaldırılabilir. Çünkü Türk Medeni Kanunu’na göre evlilik veya ergin kılınma ile çocuk hukuken bağımsız hale gelir.
Nafaka yükümlüsünün ciddi ve kalıcı bir maddi sıkıntıya düşmesi (örneğin iflas, kalıcı iş göremezlik gibi durumlar) halinde, iştirak nafakasının kaldırılması ya da miktarının azaltılması için mahkemeye başvurulabilir. Ancak bu, her ekonomik sıkıntının nafakanın kaldırılması için yeterli olacağı anlamına gelmez; mahkeme her somut olayı kendi içinde değerlendirir.
Niteliği itibariyle iştirak nafakası, mahkeme kararıyla hükmedilen ve hukuki niteliği gereği düzenli olarak ödenmesi zorunlu olan bir yükümlülüktür. Nafaka borçlusunun ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, hukuk sisteminde çeşitli yaptırımlar öngörülmüştür. Bu yaptırımlar şu şekildedir;
İştirak nafakasının ödenmemesi durumunda, nafaka alacaklısı, İİK kapsamında icra takibi başlatma hakkına sahiptir. Nafaka borçlusunun ödeme yapmaması halinde, maaşı, banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malları üzerinde haciz işlemi uygulanabilir. Ayrıca, nafaka borçlusunun düzenli bir işte çalışması halinde, aylık gelirinin en fazla dörtte biri oranında kesinti yapılması mümkündür.
Nafaka borcunun yerine getirilmemesi halinde yalnızca hukuki yaptırımlar değil, aynı zamanda cezai yaptırımlar da söz konusu olabilmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca, nafaka yükümlüsü borcunu ödemediği takdirde, nafaka alacaklısı icra ceza mahkemesine başvurarak tazyik hapsi talebinde bulunabilir. Mahkeme tarafından uygun görüldüğü takdirde, nafaka borçlusu üç aya kadar tazyik hapsine mahkûm edilebilir. Ancak, bu ceza bir infaz niteliği taşımamakta olup, borç ödendiği takdirde derhal sona ermektedir. Bununla birlikte, söz konusu hapis cezasının infaz edilmesi, nafaka borcunu ortadan kaldırmaz.
Mahkeme tarafından hükmedilen iştirak nafakasının zamanında ödenmemesi durumunda, ödenmeyen nafaka borcuna yasal faiz işletilir. Bu kapsamda, borçlu yükümlülüğünü yerine getirmekte geciktikçe, toplam borç miktarı artış gösterebilir ve mali yükümlülük daha da ağırlaşabilir.
Ekonomik koşulların değişmesi, enflasyon oranlarının yükselmesi ve çocuğun eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarında meydana gelen artışlar nedeniyle mevcut nafaka miktarı yetersiz hale gelebilir. Bu durumda, iştirak nafakasının artırılması talebi gündeme gelmektedir.
İştirak nafakasının artırılması talebinin kabul edilmesi için aşağıdaki şartların sağlanması gerekmektedir:
Nafaka artırım talebi, nafaka alacaklısı tarafından yerleşim yerinde bulunan aile mahkemesine başvurularak gerçekleştirilmelidir. Başvuru dilekçesinde, nafaka miktarının artırılmasını gerektiren sebepler ayrıntılı şekilde açıklanmalı ve bu durumu kanıtlayacak belgeler sunulmalıdır. Yargılama sürecinde mahkeme, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını değerlendirerek hakkaniyete uygun bir nafaka miktarı belirler. Mahkeme, kararını verirken çocuğun üstün yararını gözeterek bir hüküm tesis etmektedir.
Nafakanın arttırılmasında olduğu gibi, tarafların veya çocuğun ekonomik durumunda değişiklikler meydana gelmiş ise taraflar nafaka miktarının azaltılmasını talep edebilirler. Bu durumda hakim nafaka miktarını yeniden belirler
Boşanma davası henüz devam ediyorken, iştirak nafakası boşanma dilekçesinde veya karşı dava dilekçesinde talep edilebilir. Hakim, çocuğun menfaatlerini göz önünde bulundurarak uygun bir nafaka miktarı belirler. Ancak boşanma davasında iştirak nafakası kararlaştırılmadıysa veya artırılmasını istiyorsanız, aile mahkemesinde iştirak nafakası davası açabilirsiniz.
Dava açılabilmesi için öncelikle hukuki usullere uygun bir dava dilekçesi hazırlanmalıdır. Dilekçede şu hususlara yer verilmelidir:
Dava dilekçesiyle birlikte mahkemeye sunulması gereken belgeler şunlardır:
Dava dilekçesi ve ekleri hazırlandıktan sonra yetkili aile mahkemesine başvurularak davanın açılması sağlanır. Davanın açılabilmesi için gerekli harç ve gider avanslarının mahkeme veznesine yatırılması gerekmektedir.
Mahkeme, dava dilekçesini davalı tarafa tebliğ eder ve davalıdan belirlenen süre içinde savunmasını sunmasını ister. Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ilişkin araştırma yapılabilir ve gerekirse bilirkişi incelemesi talep edilebilir.
Mahkeme tarafından hükmedilen nafaka, kararın kesinleşmesiyle birlikte düzenli olarak ödenmek zorundadır. Eğer nafaka yükümlüsü ebeveyn ödemelerini aksatırsa, icra müdürlüğü aracılığıyla icra takibi başlatılabilir. Ödememe durumu devam ederse, nafaka alacaklısı olan ebeveyn icra ceza davası açarak tazyik hapsi talep edebilir.
İştirak nafakası davası, aile mahkemelerinde açılır. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde, asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bu davaya bakmakla yetkilidir. Yetkili mahkeme ise nafaka talep eden tarafın veya nafaka yükümlüsü olan tarafın ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.
Mahkeme, iştirak nafakası miktarını belirlerken nafaka yükümlüsünün gelir düzeyini, mal varlığını ve ekonomik durumunu inceler. Aynı zamanda çocuğun eğitim, sağlık ve yaşam giderlerini dikkate alarak hakkaniyete uygun bir nafaka miktarı belirler. Gelir seviyesi yüksek olan ebeveynin ödeyeceği nafaka miktarı da bu doğrultuda daha yüksek olabilir.
Mahkeme, tarafların SGK kayıtlarını, maaş bordrolarını, vergi beyannamelerini ve diğer mal varlığı unsurlarını inceleyerek gerçek gelir durumunu tespit eder. Hakkaniyet ilkesi gereğince, nafaka yükümlüsünün mali gücünü aşan bir nafaka miktarı belirlenmez, ancak çocuğun yaşam standartları da korunmaya çalışılır.
Nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli bir artış olması halinde, nafaka alacaklısı nafaka artırım davası açabilir. Bununla birlikte nafaka yükümlüsü işsiz kalır veya gelirinde ciddi bir düşüş yaşarsa, mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılması veya kaldırılması talebinde bulunabilir. Ancak mahkeme, bu durumun geçici olup olmadığını değerlendirir ve gelir gizleme girişimlerini inceleyebilir.
İştirak nafakası, boşanma davası sonucunda velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım, eğitim ve temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ödemekle yükümlü olduğu bir mali yükümlülüktür. Ancak mahkemenin belirlediği iştirak nafakası miktarı, taraflardan biri için adil olmayabilir veya maddi gerçekliklere uygun düşmeyebilir. Bu tür durumlarda, nafaka kararına karşı hukuki itiraz yolları mevcuttur.
İlk derece mahkemesi tarafından verilen iştirak nafakası kararına karşı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 341. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluna başvurulabilir. İstinaf başvurusu, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren Aile Mahkemesi’ne sunulacak bir dilekçeyle yapılmalıdır. İstinaf başvurusu sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin kararını usul ve esas yönünden denetleyerek yeni bir hüküm verebilir veya davanın yeniden görülmesine karar verebilir.
İstinaf incelemesi sonucunda verilen kararlar kesin nitelikte değilse, taraflar temyiz yoluna gidebilir. Ancak temyiz başvurusu yalnızca, HMK’nın 362. maddesi uyarınca kanunda belirtilen şartları taşıyan kararlar için mümkündür. Temyiz süresi, Bölge Adliye Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren iki haftadır ve başvuru Yargıtay’a yapılır. Temyiz aşamasında, usul veya hukuka aykırılık yönünden denetim yapılır; Yargıtay, yerel mahkeme kararını bozabilir veya onaylayabilir.
Bir iştirak nafakası kararına itiraz etmek için aşağıdaki gerekçeler öne sürülebilir:
Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca, iştirak nafakası çocuğun bakım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla velayeti almayan ebeveyn tarafından ödenir.
Eğitim giderleri kapsamında; Okul masrafları (harç, servis ücreti, kırtasiye vb.), dershane ve özel ders ücretleri, üniversite eğitimi (mahkeme kararıyla reşit olduktan sonra da devam edebilir), yatılı okul veya yurt ücretleri gibi giderler yer alır.
İştirak nafakasının düzenli ödenmesi, çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanması açısından büyük önem taşır. Nafaka yükümlüsünün ödeme yapmaması veya eksik ödemesi durumunda, hukuki yollarla takip edilerek tahsil edilmesi mümkündür.
Nafaka alacaklısı ebeveyn, mahkeme kararıyla hükmedilen nafakanın ödenmemesi halinde, İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi kapsamında icra takibi başlatabilir. Bunun için:
Ödeme yapılmazsa, icra müdürlüğü nafaka borçlusunun maaşına, banka hesaplarına veya taşınmazlarına haciz konulabilir.
Ancak nafaka yükümlüsü icra takibine rağmen nafaka borcu ödenmezse, nafaka alacaklısı icra ceza mahkemesine başvurarak tazyik hapsi talep edebilir. Bu durumda, borçlu ebeveyn üç aya kadar hapis cezasına çarptırılabilir. Ancak borç ödendiğinde ceza sona erer.
Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen nafaka türleri, tarafların ekonomik durumlarına ve hukuki statülerine göre farklılık gösterir. İştirak nafakası, çocukların bakımına yönelik olup, diğer nafaka türleri ise eş veya diğer aile bireyleri için öngörülmüştür.

Çocuğun ihtiyaçlarının artması veya nafaka yükümlüsünün gelirinin yükselmesi durumunda mahkemeye başvurularak artırılabilir. Nafaka artış talebi için dilekçe ile Aile Mahkemesi’ne başvurmak gerekir. Hakim, tarafların ekonomik durumunu değerlendirerek uygun bir artış yapar.
Nafaka miktarı belirlenirken kesin bir yüzdelik dilim yoktur. Nafaka miktarı hakimin takdirine bağlıdır. Çocuğun ihtiyaçları ve nafaka ödeyecek olan anne veya babanın ekonomik durumu dikkate alınarak hesaplanır. Mahkeme, çocuğun yaşam standartlarını koruyacak bir tutar belirler. Genellikle maaşın %20-25’i oranında olabilir.
İştirak nafakası, boşanma sonrası çocuğun velayeti kendisinde olmayan anne veya baba tarafından çocuğun bakım ve eğitim masraflarını karşılamak amacıyla ödenir. 18 yaşından küçük çocuklar için hükmedilen nafaka türüdür.
Anlaşmalı boşanma protokolünde iştirak nafakasına dair bir hüküm yoksa veya yetersizse velayet sahibi olan anne veya baba tarafından talep edilebilir. Anne veya baba tarafından çocuğun ihtiyaçlarının arttığı veya gelir durumunun değiştiği gerekçe gösterilerek dava açılabilir. Mahkeme, çocuğun menfaatine göre karar verir.
Belirli bir sabit miktar yoktur. Çocuğun eğitim, sağlık ve diğer temel giderleri dikkate alınarak nafaka miktarı belirlenir. Asgari ücretle çalışan birine hükmedilecek nafaka miktarı genellikle 2.500-5.000 TL arasında olabilir. Her yıl enflasyona bağlı olarak artırılabilir.
Ortak velayette çocuğun kiminle daha fazla vakit geçirdiği ve ekonomik durumu göz önüne alınır. Geliri yüksek olan anne veya baba, diğerine katkı sağlamak için nafaka ödeyebilir. Hakim, her iki tarafın gelir durumuna göre adil bir karar verir.
Soybağı davası açılarak soybağı tespit edilirse, baba çocuğa nafaka ödemekle yükümlü olur. Çocuğun bakım ve eğitim giderlerini karşılamak için mahkeme uygun bir nafaka miktarı belirler. Nafaka süresi evlilik içi doğan çocuklarla aynıdır.
Cinsiyet fark etmeksizin nafaka çocuğa 18 yaşına kadar zorunlu olarak ödenir. Eğer kız çocuğu eğitimine devam ediyorsa, eğitim hayatı bitene kadar nafaka devam edebilir. Çalışmaya başladığında veya evlendiğinde nafaka sona erer. Eğitim süresince nafakanın devam edip etmeyeceğine hakim karar verir.
Çocuğun eğitimi devam ediyorsa nafakanın da ödemesi devam edebilir. Çocuk geçimini sağlayamadığı sürece mahkeme nafakanın devamına karar verebilir. Ancak çocuk düzenli bir gelire sahip olursa nafaka kesilebilir.
Baba kızına 18 yaşına kadar bakmak zorundadır. Eğer çocuk eğitimine devam ediyorsa, eğitim süresi boyunca nafaka ödemeye devam edebilir. Çocuk ekonomik olarak bağımsız hale gelene kadar mahkeme nafakanın devamına karar verebilir. Evlilik veya düzenli gelir sahibi olma durumunda nafaka sona erer.
Mahkeme çocuğun fiilen eğitim gördüğünü ve ihtiyaç sahibi olup olmadığını değerlendirir. Açık öğretim öğrencisinin çalışıp çalışmadığına bakılır. Eğer öğrenci kendi geçimini sağlayamıyorsa, nafaka devam edebilir. Hakim somut duruma göre değerlendirme yapar.
Genellikle eğitim masrafları da nafakaya dahildir. İştirak nafakası çocuğun eğitim, sağlık, barınma ve temel giderlerini karşılamak amacıyla belirlenir. Ancak özel okul, dershane gibi ek masraflar ayrıca talep edilebilir. Mahkeme anne ve babanın maddi durumuna göre karar verir.
Mahkeme, velayet kendisine verilen anne veya babanın rızasıyla çocuğun özel okula gönderildiğini kabul ederse, nafaka miktarına özel okul masraflarını da ekleyebilir. Ancak nafaka, genel masrafları karşılamak içindir ve özel okul ücreti tamamen karşılanmayabilir. Tarafların ekonomik durumuna göre hakim karar verir. Ek masrafların paylaşılması için ayrıca dava açılabilir.
Artış hesaplanırken genellikle TÜİK enflasyon oranları, asgari ücret artışı veya memur maaş zamları baz alınır. Mahkeme, tarafların ekonomik durumlarını değerlendirerek artış oranına karar verir. Belirlenen artış her yıl uygulanabilir veya taraflarca yeni bir dava açılarak değiştirilebilir. Hakim çocuğun menfaatine uygun bir karar verir.
2025 yılı için kesin rakam olmamakla birlikte, asgari ücretle çalışan biri genellikle maaşının %20-25’i kadar nafaka öder. Bu yaklaşık olarak 3.000-5.000 TL arası olabilir. Mahkeme, çocuğun ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün maddi durumuna göre karar verir. Tarafların gelir durumuna göre değişiklik gösterebilir.
Nafaka miktarı her çocuk için ayrı ayrı hesaplanır ve toplam nafaka miktarı anne ve babanın gelirine bağlıdır. Mahkeme, çocukların ihtiyaçlarını ve nafaka yükümlüsünün maddi durumunu değerlendirerek uygun bir tutar belirler. Genellikle her çocuk için asgari ücretin belirli bir yüzdesi dikkate alınır. 2025 yılı için yaklaşık 5.000-10.000 TL arasında olabilir.
İştirak nafakası, boşanma sonrası velayeti kendisinde olmayan anne veya baba tarafından çocuğa ödenir. 18 yaşından küçük çocuklar için zorunludur. Çocuk eğitimine devam ediyorsa nafaka devam edebilir. Nafaka çocuğun temel yaşam giderlerini karşılamak için belirlenir.
İştirak nafakası talebi için Aile Mahkemesi’ne dilekçe ile başvurulmalıdır. Dilekçede çocuğun ihtiyaçları, nafaka ödeyecek anne veya babanın geliri ve diğer giderler belirtilmelidir. Dava sürecinde tarafların mali durumları incelenir. Hakim, çocuğun menfaatine en uygun nafaka miktarına karar verir.
Mahkemeye dilekçe ile başvurularak nafakanın artırılması talep edilebilir. Çocuğun masraflarının arttığını veya nafaka ödeyenin gelirinin yükseldiğini ispatlamak gerekir. Hakim, enflasyon, eğitim masrafları ve tarafların gelir durumunu değerlendirerek artış yapar. Genellikle her yıl TÜİK verilerine göre bir artış belirlenebilir.
Nafaka ödeyen kişinin geliri azalmışsa, işsiz kalmışsa veya çocuğun masrafları azalmışsa mahkemeye başvurulabilir. Mahkeme, ekonomik değişiklikleri değerlendirerek nafakanın düşürülmesine karar verebilir. Ancak gelir düşüşü geçici ise hakim talebi reddedebilir.
Nafaka davaları Aile Mahkemesi’nde görülür. Aile Mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Dava, nafaka alacaklısının veya nafaka yükümlüsünün yerleşim yerinde açılabilir.
Mahkeme tarafların gelir durumunu değerlendirirken gelir beyanı ister. Resmi belgeler, maaş bordrosu, vergi beyannamesi gibi evraklar sunulmalıdır. Nafaka yükümlüsünün gelirini gizlemesi halinde mahkeme, yaşam standardına göre tahmini bir gelir belirleyebilir. Hakim, çocuğun ihtiyaçlarına ve ebeveynin ödeme gücüne göre karar verir.
İşsiz kalan anne veya baba, mahkemeye başvurarak nafakanın azaltılmasını veya kaldırılmasını talep edebilir. Ancak işsizlik tek başına nafakayı ortadan kaldırmaz. Mahkeme kişinin mal varlığını ve iş bulma ihtimalini değerlendirir. Hakim, nafakayı geçici olarak düşürebilir veya işsizlik süresine bağlı olarak yeniden düzenleyebilir. Çocuğun mağdur olmaması için belirli bir asgari miktar ödenmesine karar verebilir.
İştirak nafakası çocuğun eğitim masraflarını da kapsar. Devlet okulları için temel giderler genellikle nafaka içinde değerlendirilir. Özel okul, dershane veya ek kurs masrafları için ek ödeme talep edilebilir. Mahkeme, ebeveynlerin gelir durumuna göre karar verir.
Velayet değişirse nafaka yükümlüsü de değişebilir. Çocuk diğer ebeveynin yanına taşınırsa, eski nafaka yükümlüsü artık ödeme yapmak zorunda kalmayabilir. Yeni velayet sahibi, nafaka talep edebilir veya nafaka miktarında değişiklik yapılabilir. Mahkeme, çocuğun menfaatine uygun bir karar verir.
18 yaşını dolduran çocuk için nafaka sona erer. Ancak çocuk eğitimine devam ediyorsa, mahkemeye başvurularak nafakanın uzatılması talep edilebilir. Üniversite okuyan çocuklar için nafaka, eğitim süresi boyunca devam edebilir. Çocuk düzenli bir gelire sahip olduğunda nafaka kesilir.
Çocuk sayısına göre nafaka miktarı değişir. Mahkeme, çocukların toplam ihtiyaçlarını ve nafaka yükümlüsünün gelir durumunu göz önünde bulundurur. Her çocuk için ayrı ayrı nafaka hesaplanır ve toplam nafaka miktarı belirlenir. Nafaka yükümlüsünün maddi durumu elverişli değilse, makul bir tutar belirlenir.
Geliri yüksek olan ebeveyn, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla nafaka ödemekle yükümlüdür. Nafaka miktarı belirlenirken her iki ebeveynin ekonomik durumu değerlendirilir. Çocuğun yaşam standardı korunacak şekilde bir miktar belirlenir. Geliri düşük olan ebeveyn daha az nafaka ödeyebilir.
Genellikle boşanma sonrası verilir. Ancak evlilik dışı doğan çocuklar için de nafaka talep edilebilir.
Nafaka ödemeleri Türkiye’deki banka hesaplarına veya mahkeme tarafından belirlenen bir hesaba yatırılabilir. Eğer yükümlü ödeme yapmazsa, icra takibi başlatılabilir. Uluslararası nafaka anlaşmaları gereği, bazı ülkelerde tahsilat mümkündür. Mahkeme, ödemelerin düzenli yapılması için tedbirler alabilir.
Evet, nafaka artırımı talep edilebilir. Eğitim, sağlık ve diğer giderlerin artması durumunda Aile Mahkemesi’ne başvurulabilir. Hakim, çocuğun ihtiyaçlarını ve ebeveynin mali durumunu değerlendirerek uygun bir artış yapabilir. Enflasyon oranları da dikkate alınabilir.
Çocuk düzenli bir gelir elde etmeye başladığında nafaka azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Mahkeme, çocuğun ekonomik bağımsızlığını göz önünde bulundurur. Geliri yeterli değilse, nafaka devam edebilir. Hakim her durumu ayrı değerlendirir.
Çocuğun diğer ebeveyni ile yaşamaya başlaması, iştirak nafakasının kaldırılması veya yeniden düzenlenmesi için bir sebep olabilir. Velayeti alan ebeveynin maddi durumu yeterliyse, nafaka yükümlülüğü sona erebilir. Ancak çocuğun ihtiyaçları devam ediyorsa, mahkeme nafakanın devamına karar verebilir.