Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz
Adresimiz
Havzan, Yeni Meram Cd. Arı Sitesi No:55/2 F Blok, 42140 Meram/Konya
İletişim Bilgilerimiz

Reddi miras, bir kişinin, miras bırakanın ölümünden sonra mirasa ilişkin hak ve borçları kabul etmeyerek, bu mirasa sahip çıkmama kararını verdiği hukuki bir işlemdir. Başka bir deyişle, mirasçı, mirası reddederek, mirasın mal varlıklarıyla birlikte borçlarından da feragat eder. Bu işlem, mirasçının kendi mal varlığını borçlardan korumak amacıyla yaptığı bir tercih olabilir.
Reddi miras, genellikle mirasın borçları varlıklarından fazla olduğunda, mirasçının borçlardan sorumlu olmamak için başvurduğu bir yoldur. Mirası reddetmek, sadece mirasın mal varlıklarını değil, aynı zamanda borçlarını da reddetmek anlamına gelir.
Reddi miras işlemi, mirasçının miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süre içinde yapılmayan reddi miras işlemi, otomatik olarak mirasın kabul edilmiş sayılmasına yol açar.
Reddi Miras, Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesinde düzenlenmiş bir hukuki işlemdir. Türk Medeni Kanunu 605. madde:
Madde 605- Reddi Mirasın Tanımı:
“Mirasçılar, miras bırakanın ölümünden başlayarak üç ay içinde, mirası kabul ettiklerini ya da reddettiklerini bildirmelidirler. Bu süre içinde mirasın reddedilmesi halinde, mirasçının reddi miras sonucu hakkı sona erer.”
Bu maddeye göre, bir kişi, miras bırakanın ölümünden sonra, üç ay içinde mirası reddedebilir. Reddi miras işlemi, mirasçının miras bırakana ait mal ve borçlara ilişkin tüm haklardan feragat etmesini sağlar. Eğer bu süre içinde reddedilmezse, miras otomatik olarak kabul edilmiş sayılır.

Bir kişinin, miras bırakanın ölümünden sonra, kendi iradesiyle mirası reddetmesi işlemine “Reddi Miras” ya da “Mirasın Gerçek Reddi” denir. Bu işlem, mirasçının, mirasa ait hem mal varlıklarını hem de borçlarını kabul etmeyerek, tamamen feragat etmesi anlamına gelir. Reddi miras, genellikle mirasın borçlarının varlıklarından fazla olduğu durumlarda, mirasçının kendi mal varlığını koruma amacı taşıyan bir yoldur. Ancak, bu işlem yalnızca bir süre zarfında yapılabilir, genellikle miras bırakanın ölümünden itibaren üç ay içinde.
Reddi miras yapan kişi, mirasa ilişkin hiçbir hak talep edemez. Yani, o kişi, mirasın mal varlıklarından faydalanamaz ve üzerindeki sorumlulukları yerine getirme yükümlülüğünden de kurtulur. Mirasçı, mirası reddederek, sanki hiç mirasçı olmamış gibi işlem yapılmasını sağlar. Hukuken, reddi miras yapan kişi, miras zincirinden çıkar ve bu durumda kendisine ait olan miras payı, diğer mirasçılara geçer.
Reddi miras yapılması halinde, miras payı, miras bırakan kişinin ölümünde mevcut olan diğer yasal mirasçılara, yasal sırasına göre aktarılır. Bu durumda, reddi miras yapan kişi, adeta miras bırakan kişinin ölümünden önce ölmüş gibi sayılır ve onun yerine geçmesi gereken diğer mirasçılar devreye girer. Alt soy ya da diğer yasal mirasçılar, reddi miras yapan kişinin payına sahip olur.
Reddi miras işlemi, yalnızca yasal mirasçılar tarafından yapılabilir ve genellikle kişinin mal varlığıyla ilgili sorumluluklardan kaçınmak amacıyla kullanılır. Ancak bu işlem yapılmadan önce, kişi tüm mirasın borçlarını, mal varlıklarını ve bu durumun olası etkilerini değerlendirmelidir. Mirasın reddedilmesi, kişinin haklarını ve sorumluluklarını tamamen ortadan kaldırır, ancak bu karar geri alınamaz.
Mirasçıların mirası reddettiğine dair açık bir beyanı olmasa bile, miras hukukunda bazı durumlarda mirasın otomatik olarak reddedilmiş sayılmasını ifade eder.
TMK Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
Mirasçılar, mirası reddetmek için herhangi bir süreye tabi olmaksızın, sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirasın hükmen reddedildiğini tespit ettirebilirler. Mahkeme tarafından mirasbırakanın malvarlığı incelenerek borca batıklık tespit edilirse, mirasçılar mirasbırakanın borçlarından sorumlu tutulmazlar. Mirasın hükmen reddedilmesi durumunda, miras mirasbırakanın altsoyu tarafından da reddedilirse, iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Aksi takdirde mirasçılar, mirası reddetmemiş sayılarak borçlardan sorumlu olabilirler. Bu nedenle, mirasçılar mirasbırakanın mali durumunu değerlendirerek, gerekirse mirasın hükmen reddini mahkemeden talep etmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2017/3456 E., 2019/4321 K. sayılı kararında, “Mirasbırakanın ölüm tarihinde borca batık olduğunun tespit edilmesi halinde, mirasın hükmen reddedilmiş sayılacağı ve mirasçıların ayrıca bir red beyanında bulunmalarına gerek olmadığı” belirtilmiştir. Kararda, mirasbırakanın malvarlığına ilişkin detaylı inceleme yapılarak borçların malvarlığından fazla olduğunun anlaşılması durumunda, mirasçıların mirasın hükmen reddine dayalı haklarını kullanabileceklerine değinilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 606. maddesine göre, mirasın reddi süresi, mirasçının mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren üç aydır. Bu süre, yasal ve atanmış mirasçılar için farklı şekillerde başlar:
Reddi miras süresi içinde mirasın reddedilmemesi durumunda, miras otomatik olarak kabul edilmiş sayılır ve mirasçılar miras bırakanın borçlarından sorumlu olur. Ancak miras bırakanın borca batık olduğu durumlarda, mirasçılar mirasın hükmen reddini mahkemeden talep edebilirler.
Bazı durumlarda, mirasçılar sürenin dolmasına rağmen mirasın reddi konusunda işlem yapamamış olabilirler. Eğer mirasçılar haklı bir sebep ileri sürebilirlerse (örneğin mirasçılık sıfatlarını geç öğrenmişlerse), mahkemeden sürenin uzatılmasını veya yeniden başlamasını talep edebilirler.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2016/7458 E., 2018/4321 K. sayılı kararında,
“Mirasın reddi için kanunda öngörülen üç aylık sürenin mirasçılar için hak düşürücü süre olduğu, ancak miras bırakanın borca batık olduğunun sonradan öğrenilmesi halinde mirasçının hükmen red talebinde bulunabileceği” vurgulanmıştır.
Mirasın reddi, mirasçının miras bırakanın malvarlığını ve borçlarını kabul etmeyerek mirastan feragat etmesi anlamına gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 605 ve 606. maddelerine göre, mirasın reddedilebilmesi için bazı şartların sağlanması gerekmektedir. İşte reddi mirasın şartları:
Mirasın reddi, mirasçının mirasçı olduğunu öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılmalıdır.
Mirası reddetmek isteyen mirasçılar, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yazılı başvuruda bulunmalıdır.
Mirasçılar, mirası tamamen reddetmek zorundadır; kısmi red mümkün değildir. Yani sadece borçlar reddedilip, hak ve alacaklar kabul edilemez.
Eğer mirasçılar mirasla ilgili tasarruflarda bulunmuşsa (örneğin mirastan mal satmış veya almışsa) ya da mirası açıkça kabul etmişse, reddi miras yapamazlar.
Mirasçılar, miras bırakanın borçlarından sorumlu olmamak için reddi miras hakkını kullanabilirler. Türk Medeni Kanunu’na göre, mirasın reddi için belirli bir süre içinde başvuru yapılması gerekir.
Mirasın reddi için başvuru, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılmalıdır.
Mirasçı, mahkemeye yazılı başvuruda bulunulur.
Dilekçede şu bilgiler yer almalıdır:
Mahkeme, mirasçıdan gerekli belgeleri talep edebilir. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra mirasın reddine dair karar verilir. Mahkeme, reddi miras kararını tapu müdürlüğü, bankalar ve ilgili kurumlara bildirerek mirasçının borçlardan sorumlu olmadığını tescil eder.

Görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi büyük önem taşır. Yanlış mahkemeye yapılan başvurular, sürecin uzamasına veya başvurunun usulden reddedilmesine neden olabilir. Bu nedenle mirasçılar, başvurularını doğru mahkemeye yaparak hak kaybı yaşamamak için dikkatli olmalıdır.
Reddi miras davalarında görevli mahkeme, sulh hukuk mahkemesidir.
Reddi miras başvurusu yapılacak yetkili mahkeme, miras bırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesidir.
Gerekli belgeler şunlardır:
Bu belgelerle birlikte mirasın reddi talebi, mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesine süresi içinde sunulmalıdır.
Reddi miras işlemi tamamlandıktan sonra bazı hukuki sonuçlar doğar. Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddelerine göre, mirasın reddinin başlıca sonuçları şunlardır:
Mirası reddeden kişi, hiç mirasçı olmamış gibi kabul edilir. Yani mirasçının, miras bırakanın malvarlığı üzerinde herhangi bir hakkı kalmaz. Bu durumda, Mirasçı, tereke üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamaz. Mirasla ilgili hiçbir hak ve yükümlülüğe sahip olmaz. Mirasçının miras bırakandan kalan borçlardan sorumluluğu tamamen ortadan kalkar.
Mirasın reddedilmesi durumunda, miras kanunda belirlenen sıraya göre bir sonraki mirasçılara geçer. Birinci derece mirasçılar (altsoy) mirası reddederse, miras ikinci derece mirasçılara (anne-baba) geçer. Tüm mirasçılar mirası reddederse, miras devlete geçer ve iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Eğer mirası reddeden mirasçının kişisel borçları varsa, alacaklılar mirasın malvarlığını kötü niyetli olarak reddettiğini iddia edebilir. Mirasçı, kendi malvarlığını korumak amacıyla kötü niyetli olarak mirası reddetmişse, alacaklılar itiraz hakkına sahiptir. Mahkeme, mirasın reddinin alacaklıları zarara uğratma amacı taşıdığına karar verirse, reddi miras işlemi geçersiz sayılabilir.
Miras bırakanın borca batık olduğu mahkeme kararıyla belirlenirse, miras hükmen reddedilmiş sayılır ve şu süreç işler, Miras, mirasçılara geçmeden iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Borçlar tereke mallarından karşılanır, kalan olursa yasal mirasçılara devredilir. Eğer tereke borçları karşılamaya yetmezse, mirasçılar borçlardan hiçbir şekilde sorumlu olmaz.
Reddi mirastan vazgeçme, hukuki olarak mümkün değildir çünkü mirasın reddi kesin ve geri alınamaz bir işlemdir. Mirasın reddi yönünde mahkemeye yapılan beyan, hukuki sonuçlarını doğurur ve mirasçı bu karardan dönemez. Yani, mirasçı mirası reddettikten sonra fikrini değiştirip mirası kabul edemez.
Ancak bazı istisnai durumlar söz konusudur:
Mirasçı, reddi miras beyanının hata, hile veya tehdit nedeniyle yapıldığını ispat edebilirse, bu işlemin iptali için dava açabilir. Örneğin, mirasçıya mirasın aşırı borçlu olduğu yönünde yanlış bilgi verilmişse ve bu nedenle mirası reddetmişse, hata nedeniyle işlemin iptali istenebilir.
Eğer miras bırakanın borçları, terekenin (miras mal varlığının) borçlarını karşılamaya yetmeyecek derecede fazlaysa, miras otomatik olarak reddedilmiş sayılır. Ancak mirasçılar, mirasın aslında borçlardan fazla olduğunu ispat edebilirse, mahkemeye başvurup mirası kabul etmek isteyebilirler.
Bunun dışında, reddi miras kararı kesinleştiğinde artık mirasçının bu karardan vazgeçmesi ve mirası kabul etmesi hukuken mümkün değildir.
Mirasın reddedilmesi durumunda, miras kanuni mirasçılık sırasına göre bir sonraki mirasçılara geçer. Mirasın kime kalacağı ihtimallere göre değişkenlik göstermektir. Öncelikle,
Mirasın reddinin iptali, belirli hukuki nedenler çerçevesinde mümkün olup genellikle irade sakatlığı veya miras bırakanın mal varlığına ilişkin yanlış bilgilendirme durumlarında gündeme gelir. Türk Medeni Kanunu’nun 605. maddesine göre mirasçılar, mirası reddetme hakkına sahiptir. Ancak bu ret işlemi hata, hile veya tehdit gibi irade sakatlığı halleri nedeniyle gerçekleştirilmişse, Türk Borçlar Kanunu’nun irade sakatlığına ilişkin hükümlerine dayanarak reddin iptali talep edilebilir. Örneğin, mirasçının mirası borçlu olduğu düşüncesiyle reddettiği, ancak sonradan terekenin borçlardan fazla mal içerdiğinin öğrenildiği durumlarda, hata nedeniyle iptal davası açılabilir. Benzer şekilde, diğer mirasçılar veya üçüncü kişiler tarafından kasıtlı olarak yanlış yönlendirme söz konusu olmuşsa, hile nedeniyle iptal istenebilir. Ayrıca, mirasçı, tehdit veya baskı altında bırakılarak reddi miras işlemi yapmaya zorlanmışsa, korkutma nedeniyle reddin iptali mümkündür.
Bunun yanı sıra, mirasın hükmen reddi halinde de iptal gündeme gelebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 605/2. maddesi gereğince, miras bırakanın borçlarının terekeyi aşması halinde miras otomatik olarak reddedilmiş sayılır. Ancak mirasçılar, mirasın gerçekte borçlardan fazla mal varlığı içerdiğini ispat edebilirse, bu ret işleminin iptalini talep edebilirler. Bu tür davalar, miras bırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır ve iptal sebeplerinin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde talep edilmelidir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, 2018/4763 E., 2019/6821 K. Sayılı kararında
“mirasın reddinin iptali konusunda verdiği bir kararında, mirasçının mirası borçlu olduğu düşüncesiyle reddettiğini ancak sonradan mirasın borçlarını karşılamaya yetecek kadar mal varlığı içerdiğinin ortaya çıktığını belirterek, bu durumda irade sakatlığı nedeniyle reddin iptalinin mümkün olduğuna” hükmetmiştir.
Kararda, mirasçının hataya düştüğü ve doğru bilgilendirilmediği tespit edildiğinden, reddi miras işleminin geçersiz sayılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu karar, mirasçının yanlış bilgilendirilmesi durumunda, reddin iptalinin hukuken mümkün olduğunu göstermektedir.
Tüm mirasçılarının mirası reddetmesi halinde, Türk Medeni Kanunu’nun 612. maddesi gereğince miras reddi miras sebebiyle tasfiye sürecine girer.
Eğer yasal mirasçılarının tamamı mirası reddederse, miras otomatik olarak devlete geçer. Ancak devlet, mirası borçlarıyla birlikte değil, yalnızca aktif malvarlığı ile kabul eder. Yani devlet, Miras bırakanın borçlarından sorumlu olmaz. Miras, Miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi tarafından tasfiye edilir. Tasfiye sürecinde Miras bırakanın malvarlığı satılarak borçlar ödenir. Borçların ödenmesinden sonra geriye kalan bir değer olursa, miras devlete geçer. Eğer borçlar tereke değerinden fazla ise, alacaklılar alacaklarını tahsil edemez ve borçlar hükümsüz kalır. Mirasın reddedilmesi, mirasçının kendi kişisel alacaklılarını zarara uğratma amacı taşıyorsa, alacaklılar itiraz edebilir. Eğer mahkeme, mirasın kötü niyetle reddedildiğini tespit ederse, reddi miras işlemini geçersiz sayabilir.
Dava, sulh hukuk mahkemesine başvurularak açılır ve davanın muhatabı, mirasın açıldığı yer sulh hukuk mahkemesidir. Yani dava hasımsız olarak açılır. Ancak, mirasın reddinin iptali gibi durumlarda dava, reddi mirastan zarar görenler tarafından açılabilir.
Eğer mirasın reddinin iptali talep ediliyorsa, dava mirası reddeden mirasçılara karşı açılır. Örneğin, murisin alacaklıları, mirasın kötü niyetle reddedildiğini düşünüyorsa, reddi mirasın iptali için dava açarak mirasçıların borçtan sorumlu tutulmasını talep edebilirler. Ayrıca, mirasın reddi nedeniyle hak kaybına uğrayan diğer mirasçılar da iptal davası açabilir.
Kısaca, mirasın reddi için açılan dava mahkemeye karşı, reddin iptali davası ise reddi mirastan zarar gören kişiler tarafından mirası reddedenlere karşı açılır.
Sulh hukuk mahkemesine başvuran mirasçılar, belirli harç ve masrafları ödemek zorundadır. Ancak bu masraflar, diğer hukuki davalara kıyasla daha düşük olup genellikle makul seviyededir.
| 1 | Başvurma Harcı (Sulh) | 1 | ₺281,80 | Harç | |
| 2 | Vekalet Harcı | 1 | ₺87,50 | Harç | |
| 3 | Peşin Harç | 1 | ₺615,40 | Harç | |
| 4 | Gider Avansı | 2 | ₺2.500,00 | Masraf | |
| 5 | Vekalet Pulu | 1 | ₺138,00 | Diğer |
Alacaklılar bazı durumlarda zarar görebilir. Ancak, Türk Medeni Kanunu ve İcra İflas Kanunu, alacaklıların haklarını koruyacak bazı mekanizmalar öngörmüştür.
Eğer mirasın reddi gerçek bir borçluluk durumu nedeniyle yapılmışsa ve tereke borçları karşılamıyorsa, miras bırakanın alacaklıları zaten alacaklarını tahsil edemeyecekleri için doğrudan bir zarar oluşmaz. Ancak, mirasçıların kötü niyetli şekilde, mirası reddedip tereke mallarını gizlice devralmaları veya murisin mal varlığını mirastan önce azaltmaları gibi durumlar söz konusuysa, İcra ve İflas Kanunu’nun 277. ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali davası açılabilir.
Buna ek olarak, mirasın hükmen reddedildiği hallerde alacaklılar, terekenin tasfiyesini isteyerek alacaklarını tereke varlıklarından tahsil etme hakkına sahiptir. Ancak, mirasın gerçek reddi durumunda mirasçıların şahsi mal varlıkları korunur ve alacaklılar, mirasçılardan borcun tahsilini talep edemez.
Miras hukukunda, bazı durumlar bireylerin mirası reddetmelerine engel teşkil edebilir. Bu durumlar genellikle hukuki yükümlülükler ve önceden yapılmış işlemlerle ilişkilidir.
Eğer bir kişi, mirası açık bir şekilde kabul etmiş veya mirası kullanmışsa, bu durumda reddi miras yapma hakkını kaybeder. Mirasın kabulü, mirasçı tarafından herhangi bir işlemi yaparak (mirasın bir kısmını kullanmak, borçlarını ödemek gibi) kabul edilmiş sayılır. Bu tür bir durumda, kişi reddi miras başvurusu yapamaz, çünkü mirasçı, mirası kabul etmiş olarak kabul edilir.
Bir kişi, bir vasiyetnamenin icracısı olarak tayin edilmişse, mirası reddetme hakkına sahip değildir. Vasiyetnamenin icracısı, mirasın dağıtımını veya uygulanmasını denetlemekle sorumlu kişidir ve bu görevi yerine getirmekle yükümlüdür. Bu nedenle, icracı olarak atanan kişi, mirası reddetmek yerine vasiyetin gerekliliklerini yerine getirmek zorundadır.
Reddi miras miras bırakanın ölümünden itibaren üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süreyi kaçıran bir kişi, mirası reddetme hakkını kaybeder ve mirası kabul etmiş sayılır. Yasal süreyi kaçıran bir kişi, artık reddi miras yapamaz ve mirasın hem mal varlıklarından hem de borçlarından sorumlu olur.

Reddi miras yapmak için, mirasçının, Miras bırakanın ölümünü öğrendiği tarihten itibaren üç ay içinde başvuruda bulunması gerekir. Başvuru, mirasçının Miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine yapılmalı ya da noter aracılığıyla gerçekleştirilmelidir.
Reddi miras yapan kişinin payı, diğer mirasçılara kalır. Eğer kimse mirası kabul etmezse, miras devlete geçer.
Mirasçının miras hakkında bilgi edinmesinin ardından üç ay içinde yapılmalıdır. Bu süre, mirasçının mirasa ilişkin durumu öğrendiği tarihten başlar. Eğer bu süre içinde reddi miras yapılmazsa, kişi mirası kabul etmiş sayılır. Bu süreyi kaçıran kişi, mirasın hem mal varlığından hem de borçlarından sorumlu olur.
Masraflar, noter veya mahkeme harçlarına bağlıdır. Noter işlemleri genellikle daha hızlı ve uygun fiyatlı olabilirken, mahkeme yoluna başvurmak masrafları artırabilir. Ayrıca, işlemi yapan kişinin bağlı bulunduğu yerel tarife ve yasal düzenlemelere göre ücretler değişebilir.
Hayır, Hayattayken reddi miras yapılması mümkün değildir. Reddi miras, kişinin vefatından sonra, mirasçılık sıfatı kazanıldığında yapılabilir.
Evet, reddi miras işlemi noter aracılığıyla yapılabilir. Noter, mirasçının reddi miras beyanını kaydederek işlemi tamamlar. Bu işlem, mahkeme kararı gerektirmez, ancak noterde yapılan işlem de geçerli sayılır.
Reddi miras yapan kişi, mirası reddettiği için mirasın borçlarından sorumlu tutulmaz. İcra reddedilen mirasa bağlı borçlarla ilgili gelmez.
E-Devlet üzerinden işlem yapmak, sürecin daha hızlı ve kolay gerçekleşmesini sağlar, ancak bazı durumlarda hukuki bir temsilci veya avukat desteği gerekebilir. Yasal işlemler, özellikle mirasçılıkla ilgili karmaşık durumlar söz konusu olduğunda daha dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Bunun dışında, mirasçıların borçları veya diğer hakları üzerinde de etkisi olabilecek başka hukuki durumlar söz konusu olabilir.
Avukat tutmak zorunlu değildir. Ancak, mirasçılar arasında anlaşmazlık ya da karmaşık bir durum varsa, bir avukatın desteği faydalı olabilir. Özellikle mirasın büyüklüğü, borçları veya diğer hukuki sorunlar söz konusu olduğunda, avukat rehberliği almak önemli bir avantaj sağlar.
Reddi miras yapıldığı takdirde, kişinin mirasçı olduğu mal varlıkları ve borçlar mirası reddeden kişinin yasal mirasçılara geçer. Eğer kimse mirası kabul etmezse, mirasın borçları devlet tarafından üstlenilebilir.
Esasen mirası reddetmek, mirası reddeden kişinin miras bırakandan önce ölmüş gibi değerlendirilmesi demektir. Bu durumda kişinin mirasçı olduğu mal varlıkları ve borçlar mirası reddeden kişinin yasal mirasçılara geçer.
Reddi miras yapmanın, babanın maaşı ile ilgili bir etkisi yoktur. Çünkü maaş, mirasla doğrudan bağlantılı olmayan bir gelir kaynağıdır. Mirasçının reddi mirası, sadece ölen kişinin mal varlıkları ve borçları üzerinde etkili olur.
Evet, Miras, mirası reddetmiş olan mirasçı miras bırakandan önce ölmüş gibi paylaştırılır. Kısaca miras raddenin alt soyu varsa miras bu kişilere geçer.
Süreyi kaçıran kişi, mirası kabul etmiş sayılır. Eğer reddi miras süresi kaçırılırsa, kişi hem mal varlığından hem de borçlarından sorumlu hale gelir. Mirası kabul etmenin ardından geri dönüş mümkün olmadığından, sürenin doğru bir şekilde takip edilmesi önemlidir. Süreyi kaçıran kişi, mirasın tüm yükümlülükleriyle birlikte kabulünü yapmış olur.
Reddi miras yapıldıktan sonra, bu işlem iptal edilemez. Kişi, bir kez reddi miras beyanında bulunduktan sonra, bu karar geri alınamaz.
Mirasın tüm hak ve borçlarından feragat eden kişi, miras payını tamamen kaybeder. reddi miras yapan kişi, ölen kişinin mal varlığından hiçbir pay almaz.
Mirasın tamamı reddedilir; kısmi reddi miras yapmak mümkün değildir. Kişi ya tüm mirası reddeder ya da kabul eder. Kısmi reddi miras, hukuken geçerli bir işlem değildir. Yani, kişi bir bölümünü kabul edip, diğer kısmını reddedemez. Tüm mirası kabul etmek veya reddetmek zorunludur.
Miras borçlarını ödememek için reddi miras yapmak zorunlu değildir, ancak bu, borçlardan kaçınmanın yasal bir yoludur. Eğer kişi mirası reddederse, o zaman mirasın borçlarından sorumlu tutulmaz.
Evet, eğer tüm mirasçılar reddi miras yaparsa, miras devlete kalır. Bu durumda, yasal olarak mirasın paylaşılması için bir kişi kalmaz ve devlet, mirası alır
Reddi miras sonrası, reddeden kişinin payı kendi yasal mirasçılarına geçer. Kalan miras, yasal mirasçılar arasında paylaştırılır ve borçlar öncelikle ödenir. Eğer tüm mirasçılar reddederse, miras devlete kalır. Mirasın paylaşımı, ölen kişinin borçları ödendikten sonra yapılır.
Reddi miras davasının süresi, genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişir. Bu süre, başvurulan yargı yoluna, işlemlerin hızına ve herhangi bir itirazın olup olmamasına bağlı olarak değişebilir.
Reddi miras yapan kişinin çocukları, doğrudan mirasçısı olurlar. Çünkü reddi miras yapan kişinin miras hakkı sona ermiştir, ancak çocuklar ölen kişinin yasal mirasçıları olarak mirasa dahil olurlar.
Noter veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Noter aracılığıyla yapılan işlemin kaydına dair bir belge verilir. Eğer mahkeme yoluna başvurulmuşsa, mahkeme kararıyla birlikte bir belgenin verilmesi söz konusu olur.